Aman CHP iktidar olmasın!

Abone Ol

21 Mayıs’taki ‘Mutlak butlan kararından’ bu yana CHP hala en üst sıradaki gündem maddesi olmaya devam ediyor.

Yandaş yayın organlarında ‘bölünmüş CHP haberleri’ manşet yapılıyor.

İktidara yakın kanalların daha önce hiç yer vermedikleri Kemal Kılıçdaroğlu başta devletin yayın organı TRT olmak üzere ilk sıralarda yer bulmaya devam ediyor.

Gelinen noktada yandaş medya Butlan yönetiminin CHP’yi sarsma planından çok memnun.

Partide her gün yeni bir krizin yaşanması karşısında üzüntüden ne yapacağını bilemeyen gerçek CHP’liler ise adeta çaresiz bir şekilde olayları izlemeye devam ediyor.

AKP Genel Başkanının mahkeme kararından bir ay önce “Türk demokrasisi önümüzdeki dönemde hak ettiği ana muhalefete kavuşacak” açıklamasını not düşerek sormak gerekli.

“Benim koltuk sevdam yok” diyen Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi neyin peşinde?

Partiye ve ülkeye yaptıkları kötülüğü göremeyecek kadar gerçeklerden nasıl koptular ya da böyle davranmak zorunda bırakıldılar?

Uygulamaya konulan “CHP’yi yıkım projesini” sade bir parti üyesi bile asla düşünemezken önceki genel başkanın malum çevrelere hizmet etmek adına yaptıkları nasıl açıklanabilir?

Neyin karşılığında böyle bir ihanet projesinin tetikçiliği yapılıyor?

Partililer ve duyarlı kamuoyu bu sorunun yanıtlarını bekliyor.

Bu sorunun cevabının yakın dönemde alınamayacağı belli ama sonraki yıllarda siyasi tarihi geçmişteki olaylarla birlikte irdeleyerek yazanlar mutlaka açıklığa kavuşturacaklardır.

Diğer yandan önceki genel başkanın iktidarın istediği içerikte ve onların kaleminden çıktığı belli olan açıklamaları yapması da üzerinde durulması gereken ayrı bir konu.

İktidarı eleştirmek yerine seçilmiş ve partiyi yıllar sonra birinci durumuna getirmiş olan CHP yöneticilerini suçlamak akıl alır gibi değil.

Gelinen noktada atanmış CHP yönetiminin anlam verilemeyen icraatları hız kesmeden devam ediyor.

Butlan yönetiminin Parti tüzüğüne aykırı bir şekilde MYK kararıyla 4 Parti Meclisi Üyesi, 2 Grup Başkanvekili toplamda 9 milletvekillini tedbirli olarak kesin ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kuruluna sevk etmesi ise artık deyim yerindeyse hukuk tanımazlığın nirvanası oldu.

Hukuk dışı uygulamalar karşısında önümüzdeki süreçte neler olabileceğini tahmin etmek kolay değil.

Kılıçdaroğlu ekibinin öncelikli hedefinin Özgür Özel’i siyasetin dışında bırakmak olduğu anlaşılıyor.

Yakın ekibine yapılan operasyonla birlikte Özel’e dönük hamleler için kamuoyu hazırlanıyor.

Özgür Özel’in ‘dokunulmazlığının kaldırılması’ ya da ‘partiden ihracı’ gibi yollara başvurulabilir.

Arkasına iktidarın desteğini alan Kemal Kılıçdaroğlu önderliğindeki Butlan yönetimi büyük bir ‘kural tanımazlık’ içinde kendisine verilen görevleri yerine getiriyor.

“Mevcut iktidarın devamını sağlamak” için yapacaklarının sınırı yok gibi.

Yargı darbesiyle göreve gelen Kemal Kılıçdaroğlu, seçilmiş genel başkan Özgür Özel ve ekibini partiden tasfiye etmeyi görev edinmiş durumda.

Diğer yandan Parti Meclisi ve onun içinden seçilen MYK’nın istifalarla düşmesi nedeniyle tüzük gereği yapılması zorunlu olan kurultayı toplamayacağı anlaşılıyor.

Genel olarak bakıldığında partinin zamanında kurultay yapmadığı için seçime katıl(a)maması da senaryonun bir parçası denilebilir.

Kılıçdaroğlu’nun kendi delegeleriyle kurultay yapması aylar hatta yıl alacak bir süreç olduğuna göre CHP’yi seçimin dışında bırakarak kendisi ‘partiye ihanette’ en yüksek görevi yerine getirmiş olacak.

Parti içi seçim güvenliğinin kalmadığı bir ortamda yaşananlar elbette artık şaşırtmıyor.

Bu süreçte demokrasi tarihimize karanlık izler bırakan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi kamuoyu vicdanında en ağır sıfatları taşımaya devam ediyor.

CHP genel merkezi dışında siyaset yapamayan

Milyonların itirazına kulaklarını tıkayan

Görevi kabul ederek kendi oğlunu bile ikna edemeyen

Kemal Kılıçdaroğlu, en kısa sürede yapılması gereken olağanüstü kurultay takvimini açıklamalı, toplumun rahat bir nefes almasını sağlamalıdır.