AK Parti madem dışarıdan aday getirmeyi alışkanlık haline getirdi...

Abone Ol

Seçimlerde, AK Parti Eskişehir’de sol seçmenin oyunu alamıyor.
Merkez sağ seçmenin de oyunu alamıyor.
AK Parti, Eskişehir’deki seçimlerde aslında kendi oyunu dahi alamıyor.
Bu durum, hem mahalli hem de genel seçimlerin sonuçlarıyla sabit.

***

Her mahalli seçimde yediği fark daha da artan AK Parti’nin Eskişehir’de aldığı oy, partinin Türkiye ortalamasının çok altında kalıyor.

***

Bunun sebeplerinden biri de AK Parti’nin seçimlerde gösterdiği milletvekili ve belediye başkan adaylarının şehir kimyası ile uyuşmaması.

***

Dışarıdan getirtilen ithal milletvekili adayları ile şehirde tam anlamıyla karşılık bulmayan belediye başkan adayları nedeniyle AK Parti, Eskişehir’de ne soldan, ne merkez sağdan ne de kendi oyunu alabiliyor.
İşte bu durum, aday isimlerinin ne denli önemli olduğunu ortaya koyuyor.

***

Geçenlerde katıldığım bir televizyon programında da söyledim.
Bugüne kadar 7 büyükşehir statüsündeki ilin valiliğini yapmış olan, bilgi, beceri, tecrübe ve yönetim anlayışı ile şehirde yaşayan merkez sağ ve sol seçmenin de takdir ettiği Hüseyin Aksoy için “AK Parti acaba Hüseyin Aksoy’u aday olarak değerlendirmeyi akıl eder mi?” diye düşünmüştüm.

***

Zira…
Hüseyin Aksoy’un zorunlu emekliliğine 2 yıl kalmış olması, seçimlerin de en erken 2027–28 yıllarında yapılacak olması aslında adaylığı için mükemmel bir zamanlama olurdu…

***

Dahası…
Madem adaylar dışarıdan geliyor, Eskişehir halkı ile kimyası örtüşen Hüseyin Aksoy, partinin Eskişehir’de gösterebileceği en iyi adaylardan biri olurdu.

***

Ancak…
Bir gece yarısı kararnamesi ile Vali Hüseyin Aksoy merkeze çekildi.
Böylece AK Parti, bence bir fırsatı kaçırdı.

***

Çünkü…
İster istemez bir kırgınlık yaşaması, bu ihtimali de ortadan kaldırdı.

***

Zannedersem, son kararname ile merkeze çekilen Hüseyin Aksoy, bugüne kadar bu ihtimali değerlendiriyor olsa bile bundan sonra pek değerlendireceğini zannetmiyorum.
Zaten, kendisine veda ziyaretinde bulunan AK Parti milletvekili Fatih Dönmez’in “Siyaseti düşünüyor musunuz?” sorusuna “Düşünmüyorum” diye cevap verdiğinin konuşulması, bu düşüncemi doğruluyor.

***

Sonuç olarak…
Eskişehir’e dışarıdan aday getirmeyi alışkanlık hâline getiren AK Parti için Hüseyin Aksoy, her seçmenden oy alabilecek potansiyeli olan bir isimdi.
Pek çok kişi bu düşüncelere sahipken, AK Partililerin hâlâ “Solcular beğeniyorsa bize yaramaz” tavırları içinde olması, bu konuda hâlâ akıllanmadıklarını ve seçim kazanma niyetinde olmadıklarını açıkça ortaya koyuyor…

SİYASETİN İKİNCİ “BABASI”

On dört yıl önce kaybetmiştik Kıbrıs’ın efsanevi lideri Rauf Denktaş’ı.
Süleyman Demirel benzeri bir siyasetçiydi.
Siyasete espri katabilen ender politikacılar arasındaydı.
Aşağıda aktaracağımız gibi, insanı gülümseten birçok anı bıraktı.

***

Rauf Denktaş bir toplantıda konuşma yapıyor.
Kendisine sürekli muhalif olduğunu bildiği ve rakip partinin milletvekilliğini yapan bir kişi, Denktaş ne derse “Yaşa baba!” diye tezahürat yapmaya başlıyor.
Toplantı boyunca bu durum sürekli böyle devam ediyor.
Denktaş konuşuyor, önde oturan muhalif milletvekili “Var ol baba” diye tempo tutuyor.

***

Sonunda, bir türlü anlam veremediği bu olaya Denktaş dayanamıyor.
Muhalif milletvekilinin yanına gidip, “Hayrola, sen bizim partiye falan mı geçtin? Ne desem ‘yaşa baba’ diye bağırıyorsun?” diye soruyor.

***

Muhalif milletvekili, “Yooo, ne münasebet. Neden geçecekmişim sizin partiye?” diyor.
Denktaş, “Ama deminden beri ben konuşuyorum, sen ise ‘yaşa baba’ diye tempo tutuyorsun. Ben de buna bir anlam veremiyorum. Bunun nedeni nedir?” diye sorunca, muhalif milletvekili:
— “Yıllardır anamızı bellediğin için sana baba demeyeyim de kime diyeyim?” cevabını veriyor.

***

Rauf Denktaş, bu diyaloğu her katıldığı televizyon programında olduğu gibi Eskişehir’i ziyareti sırasında da anlatmış; dinleyenleri kahkahaya boğmuş, tüm salona siyasetin aslında yapılan en ağır eleştirileri bile sindirebilme sanatı olduğunu göstermişti…

HEMEN HER YAĞIŞTA, HEMEN HER YERDE…

Hemen her yağmur ve kar yağışı sonrasında su birikintisi olan yerler var…

***

Hemen her yağmur ve kar yağışı sonrasında şehir merkezinde tıkanan logarlar var.

***

Şehrin merkezi dâhil, hemen her mahalle ve sokakta yollarda oluşmuş çukurlar var.

***

Şehrin merkezi dâhil, hemen her mahalle ve sokakta kazılan ama üzeri ya kapatılmayan ya da üzerine malzeme serilen yerler var.

***

Şehrin merkezi dâhil, hemen her mahalle ve sokağında taşları yerinden oynamış yaya yolları var.

***

Şehrin merkezi dâhil, hemen her mahalle ve sokağında bordürleri eksik olan ya da bir şekilde yerinden çıkmış yerler var.

***

Şehrin merkezi dâhil, hemen her mahalle ve sokağında çöplük hâline getirilen ya da hafriyat atıklarının atıldığı yerler var.

***

Ve…
Bu saydıklarımız ve benzeri manzaralar ne yazık ki hep var…
Olmayan ise bunları sorun olmaktan çıkaracak rutin bir çalışmanın yapılmaması olsa gerek…