AK Parti Eskişehir'de siyaset üretebiliyor mu?

Abone Ol

AK Parti teşkilatının sahadaki varlığı ile kamuoyunda oluşturduğu siyasi etki arasında ciddi bir mesafe var.

Milletvekilleri ile il teşkilatı arasında, il başkanlığı ile ilçe başkanlıkları arasında herhangi bir uyum yok.

Aynı hedefe yürüyen farklı ekipler görüntüsü yerine, koordine ve uyumdan uzak, birbirinden bağımsız kafasına göre hareket eden aktörler topluluğu adeta.

Eskişehir'in milletvekilleri Fatih Dönmez ve Ayşen Gürcan'ın şehirdeki siyasi görünürlüğü de tartışma konusu örneğin.

Her ikisinin de geçmişte bakanlık yapmış olmalarının getirdiği tecrübe elbette önemli. Ancak partilinin beklentisi, "eski bakan" kimliğinden çok "aktif milletvekili" profili görmek.

Nebi Hatipoğlu ise farklı bir profil çiziyor.

Kendince çalışıyor, geziyor, program yapıyor. Ancak bu programların büyük ölçüde kendi siyasi ajandası doğrultusunda ilerlediği, teşkilatın ortak çalışma düzeniyle tam anlamıyla bütünleşmediği yönünde...

Böyle olunca da ortaya kurumsal bir siyaset yerine bireysel performanslar çıkıyor.

Daha dikkat çekici olan ise partinin düzenlediği açılışlarda, programlarda ve çeşitli organizasyonlarda milletvekillerinin çoğu zaman birlikte görünmemesi.

Parti Eskişehir'in en büyük mahallesi olan Emek'te büro açıyor, açılışta bir tek milletvekili yok!

Bütün bunların yanında, teşkilatta sahada koşturan, görünür olmaya çalışan bir il başkanı var, o da yeterli değil.

Bugün Eskişehir'de AK Parti adına kamuoyunda ses getiren muhalefetin önemli bir kısmını belediye meclis üyeleri yürütüyor.

Oysa Eskişehir gibi muhalefetin güçlü olduğu bir şehirde iktidar partisinin çok daha dinamik, üretken ve koordineli bir siyaset yürütmesi beklenir değil mi...

Ama olmuyor...

AK Parti Eskişehir'de siyaset üretemiyor...

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,

BİR SÖZÜNE ÇOK TAKILDIM...

CHP Milletvekili Jale Nur Süllü'nün gazeteci Nevin Bulut Atak'a verdiği röportajı okudum.

Süllü'nün söyledikleri arasında dikkatimi çeken kısım şu oldu: “CHP'den parti kurmak için ayrılanlar oldu. Gidenlerin kurduğu partilerin çoğunun ismi dahi hatırlanmıyor. Gidenlerin de zaten çoğu geri döndü.”

***

Jale Nur Süllü bu hatırlatmamızı unutmuş olamaz herhalde...

Bülent Ecevit, 12 Eylül darbecilerine karşı dik durulmadığı gerekçesiyle CHP'lilere kızıp, CHP'yi yeniden açmak yerine 1985 yılında DSP'yi kurdu.

DSP, 1999-2002 yılları arasında iki kez hükümet kurarak iktidar oldu.

***

Yani...

Süllü'nün dediği gibi, CHP'den gidenlerin kurduğu partilerin bazılarının ismi hatırlanmıyor olabilir ama içlerinde DSP gibi iktidar olan bir parti de vardı. Kendisi de bunu en yakından bilen kişilerden biri olmalıydı.

Zira...

CHP, Deniz Baykal tarafından 1992 yılında yeniden açılmasına rağmen, Jale Hanım 1999 yılından itibaren CHP yerine DSP'de siyaset yapmayı tercih etti.

Dahası...

1999 seçimlerinde DSP'den Tepebaşı ve Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi, 2009 seçimlerinde ise yine DSP'den Odunpazarı Belediye Başkan adayı oldu.

***

DSP iktidardan düştü, süreç içinde Ecevitler siyasetten çekildi. Jale Hanım da Büyükerşen ve diğer meclis üyeleriyle birlikte 2011 yılında CHP'ye geçti.

Kendisinin de bir dönem CHP yerine DSP'yi tercih etmiş, DSP'de belediye meclis üyeliği yapmış ve belediye başkan adayı olmuş olmasına rağmen, bugün “Gidenlerin kurduğu partilerden bir şey olmadı” demesi, en azından kendi siyasi geçmişiyle çelişti.

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,

İKTİDAR BELEDİYESİNE HESAP SORULMAZ TABİİ?

Belediyeler, profesyonel spor kulüplerine nakdi yardım yapamıyor.

Zira profesyonel kulüplere yapılan ayni ve nakdi yardımlar, Sayıştay denetimlerinde ilk incelenen konuların başında geliyor.

Yasadan kaynaklanan bu zorunluluk, birçok belediye başkanının şehrin profesyonel spor kulübüne destek vermediği gerekçesiyle eleştirilmesine neden oluyor.

***

Hal böyleyken, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, kulübe destek amacıyla tanesi 5 bin liradan 6 bin 661 adet, yani yaklaşık 30 milyon lira tutarında Trabzonspor forması aldığını açıkladı.

***

Şimdi şu soruları sormak gerekiyor:

-Belediye Başkanı bu 30 milyon liralık formaları kendi cebinden mi aldı?

Eğer öyleyse, bunu karşılayabilecek bir mal varlığına sahip olup olmadığının sorgulanması gerekmez mi?

-Belediye Başkanı bu 30 milyon liralık formaları belediyeye iş yapan müteahhitlere mi aldırdı?

Eğer öyleyse, bunun hangi ilişki veya gerekçeyle yapıldığının araştırılması gerekmiyor mu?

-Belediye Başkanı bu 30 milyon liralık formaları belediye bütçesinden mi aldı?

Eğer öyleyse, muhalefet partilerine mensup belediyeleri sıkı şekilde denetleyen Sayıştay'ın bu duruma nasıl yaklaşacağı merak konusu olmaz mı?

İktidar belediyesi olmak, herkesin uyması gereken kanun ve kurallara uymama hakkını veren bir istisna mı?

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,