Bugünkü yazım daha farklı bir konuda olacaktı aslında, ama sabahın erken saatlerinde şahit olduğum bir olay bu başlıkla bir yazı kaleme almamı icap ettirdi.
Evimin penceresinden, sokak canlarının, gece buz yağan Eskişehir sabahında ne halde olduklarını gözlemlemeye çalışıyordum. Gözüm birden yola, caddeye kaydı. Markalı bir araç, kapalı otobüs durağına yakın bir yerde durdu, sürücü camını açtı, durağın içine dikkatlice baktı, sonrasında aracından indi, durak içindeki bankın üzerinde duran, ağızları kapalı iki adet poşeti aldı hızla arabasına bindi. Hareket etmeye fırsat bulamadan, caddenin karşısındaki bir kişi, bağırıp seyir halindeki araçların arasından sıyrılarak koştu, bahsettiğim araçtaki sürücüye bir şeyler söyledi. Belli ki poşetler ona aitti. Onları gasp eden, temiz giyimli, orta yaş üzeri kişi biraz hayal kırıklığıyla poşetleri adama verdi. Gerçek sahibi iki poşeti tek poşete indirip durakta bir yere yerleştirdi ve paketlerin yanına oturup onları güvenceye aldı!
Bu şahit olduğum ve beni inanılmaz rahatsız eden olay üzerine düşündüm ister istemez. Açıkçası, hırsızlığa yeltenen şahıs muhtaç birisi olsa bir yere kadar anlar, hak da verirdim yapılana. Ama belli ki onları orada unuttuğunu düşündüğüm dar bütçeli, toplu taşımaya binen kişi evine günlük yemek ihtiyacını, harcını götürüyordu belki de ve onları alabilmek adına ciddi zorluklar yaşayan birisiydi. Belki de sefalet maaşına tabi bir emekliydi, belki asgari ücret kıskacında, evindeki çocuklarının tahsil masraflarına yetişmeye çalışan bir babaydı.
Bunları elbette bilmem olası değil ama şurası bir gerçek ki, yapılan şey tam anlamıyla bir “AHLAKSIZLIKTI”, toplumun çürümüşlüğüne güzel bir örnekti. İçinde ne vardı elbette bilmem mümkün değil, o araçtan inen kişi de bilemezdi, ama unutulduğunu düşündüğü paketleri almayı(!) nasılsa kendisine hak görmüştü.
İçim kederle yandı; kendi cinsinin ekmeğine göz koyanlar -ki ne yazık ki bunların sayıları her geçen gün hızla artmakta-, bizim gariban sokak canlarına verilen mamaları, onlara ayrılan bütçeleri elbette çok fuzuli görür. Hatta kalkar bir ilin en büyük mülki amiri valisi, sokaklarda sahipsiz patili canlarımızın beslenmesini yasak eder! Bizler hangi zaman aralığında bu kadar acımasız olduk, acımasızlığı geçtim, ahlaksız olduk?