Yıllardır gözlemlerim; çocukların, gençlerin sokak canlarına, kedilere, köpeklere nasıl sevgiyle, hasretle bakıp iç geçirdiklerini. Bazılarıyla sohbet etme imkânım da olmuştur. Çoğunluğu, kedi köpek sahiplenmeyi çok ama çok istediklerini, ancak annelerinin izin vermediğini anlatırlar, boyunlarını bükerek.
Aslında pek çoğu, bir evcil hayvanın sorumluluğunu alacak yaştadır. Keşke anneleri izin verse de gençlerin, çocukların yüzleri gülse, bir canlıya bakmanın, sorumluluğunu yüklenmenin keyfini yaşasa diye geçiririm içimden.
Teselli edebilmek adına, “Biraz daha büyüyün, belki de anneniz o zaman izin verir size” derim. Çok inanmasalar da kırık bir umutla iç geçirerek bakarlar yüzüme. Bazılarını da “Kendi eviniz olunca istediğiniz kadar kedi köpek doldurursunuz evinize” diye avuturum. Gerçi gayet iyi bilirim ki, gerçekten de onlar kendi evlerinin kapısını açtıklarında mutlaka bir dört patili can karşılayacaktır, kuyruğunu sallayarak, sevgiyle, hasretle sahiplerini.
Yine de keşke sevgili anneleri, şimdiden çocuklarını kırmasa da evlerine bir kedi köpek alıverseler diye düşünmekten de kendimi alamam açıkçası.
Bugüne kadar tanıdığım evcil hayvan sahibi ne kadar çocuk, genç varsa, hepsi de sevgi yüklü, terbiyeli, saygılı, derslerinde başarılı bireyler olarak hayata atıldılar. Ailelerine bağlı, vatana, millete hayırlı evlatlar oldular.
Bir hayvana sevgi besleyen yürek, kendi yaşıtına, kendi cinsine kin duymaz, şiddet uygulamaz; istese de bunu yapamaz. Keşke Kahramanmaraş’taki okul saldırısında, o 14 yaşındaki çocuk da bir hayvanın sorumluluğunu almış, başını okşamış, onun o masum, sadakatten başka şey bilmeyen bakışlarıyla karşılaşmış olsaydı. Çok eminim ki bizleri derinden sarsan, travma yaşatan o baskın olayı yaşanmazdı.
Sevgili anneler, ne olur azıcık fedakârlık yapın; evinize çocuklarınızın isteği doğrultusunda bir evcil can alın! Görün bakın, her şey onun ve sizin adınıza nasıl da güzelleşecek. Bunu onlara çok görmeyin.