Dünkü yazımız aslında yukarıdaki bu başlıkla yayınlanacaktı. Hakkı Sağlam’ın köşesindeki ilginç “1 Nisan Şakasını” okuyunca kaydı gitti konu.
İnönü, Eskişehir’in her anlamda tarihi ilçesi. O kadar ki Kurtuluş Savaşımızın komutanlarından, Cumhuriyet’in devlet adamlarından İsmet Paşa’ya soyadını veren ilçe aynı zamanda.
Çok da anlamlı. Kurtuluş mücadelesinin “Başkomutanı Mustafa Kemal’in” İsmet Paşa’ya çektiği telgrafta ifadesini bulduğu gibi;
-Milletin makus talihinin yenildiği iki muharebenin geçtiği topraklardaki yerleşim yeri…
Birinci ve İkinci İnönü savaşlarının zaferle noktalandığı tarih 1 Nisan 1921. Yıldönümü iki gün önce, geleneksel törenlerle kutlandı. Bakınca katılım daha bir kalabalık ve protokol daha da geniş. Bakanlardan, İlimizin Valisinden, nerdeyse tüm milletvekillerine, Belediye Başkanlarına ve İsmet İnönü’nün torunlarına uzanan anlamlı bir ilgi…
Kuşkusuz ilimizdeki askeri garnizonun üst düzey komutanları da aralarında olmak üzere…
İsmet Paşa’ya değil İnönü’ye…
Ya bir rastlantı, ya da ilginç bir rast geliş. Aynı günün yazılı ve görsel basınında “kutlama” haberlerinin yanı sıra “İnönü Mahreçli” iki haber daha vardı. Birisi, şimdiye kadar pek akla gelmeyen bir öneri ile ilgili, Milletvekilimiz Utku Çakırözer’den;
-İnönü Zaferleri İstiklal Madalyası ile taltif edilmeli…
Çakırözer bu öneriyi, üyesi olduğu TBMM Bütçe ve Plan Komisyonu toplantısında gündem dışı bir konuşma ile dile getiriyor. Gerekçesi, İnönü Zaferlerinin kurtuluş mücadelemizdeki önemi. O da Atatürk’ün “Milletin makus talihinin” yenilmesi vurgulamasına göndermede bulunuyor.
Öneriyi okuyunca bazı il ve ilçelerin bu anlamda “Şanlı-Gazi” gibi unvanlarla onurlandırıldığını hatırlıyorum. İnönü’nün bu türden bir “taltife” ihtiyacı olmadığını da düşünürüm.
-O isim hem ilçe adı, hem de savaşların komutanına verilen soy adı ile başlı başına bir tarihi onur!..
Sakarya’nın internet sitesinin altındaki yorumlardan biri dikkatimi çekiyor. Çekmeyecek gibi de değil. Öylesine “zırva” şeyler yazmış ki adını-rumuzunu anmaya değer bulmadığım kişi, üzülmemek elde değil.
Yok efendim, İsmet İnönü’nün neresi kahramanmış!.. Zaten Mustafa Kemal’i öldürmeye teşebbüs bile etmişmiş!.. Ona İstiklal madalyası vermek ne demekmiş… Falan, filan!..
Bu denli cehalet, ya da “zırva” hükümler ki, kişinin okuduğunu anlayamayacak kadar mantığını yitirdiğinin kanıtı.
-Teklif İstiklal Madalyasını İsmet Paşa’yı değil İnönü Zaferlerini taçlandırmaya yönelik. Bir anlamda İnönü ilçemizi onurlandırmaya…
Nitekim habere yorum yaban diğer iki okurumuz bu cehaletin altını çizivermiş!..
Kantar niye kaldırılır ki?..
Bir diğer haber ise İnönü ilçesindeki tarım üreticilerinin sorununu dile getiriyor. Haberin yanı sıra Ali Baş köşesinde etraflıca anlatıyor olayı. Özetle söylersek içeriği;
-İlçedeki pancar alım merkezinin, kantarın kapatılması!..
Bilinir ki İnönü ilçesi bütünüyle önemli pancar ekim alanlarının bulunduğu yer. Kısıtlamalarla Pancar ekim alanı ve ekonomik girdileri giderek kısıtlansa da önemli… Bazı verilere göre yıllık 10 bin ton civarında. Üreticiler pancarlarını sökecek, römorklarına yükleyip iki adım ötedeki kantar yerine 50 kilometre uzaklıkta Eskişehir Şeker Fabrikasına teslim edecekler.
İnönü merkez ve köylerindeki üreticiler bu durumu “kandırıldık-uyutulduk” sözleriyle yorumluyor. Nasıl ve ne şekilde kandırıldıkları Ali Baş’ın yazısında irdelenmiş… Biraz bu işleri yaşayarak bilenlerden olduğumdan, bu garip uygulamanın ne onlama geldiğini bilirim. Beklentimi belirtip noktalayalım;
-Bu olumsuzluk giderilmeli, karardan geri dönülmelidir…
Dedim ya; İnönü ilçesi adına tarihi günde, biri can sıkan türden üç haber…