1288 yılında Osman Bey’in Bizanslılardan fethettiği Karacahisar Kalesi, stratejik konumu ve tarihsel önemi ile ön plana çıkıyor. Osmanlı’nın 1299 yılında devlet olma yönündeki ilk adımlarını attığı tarihi kale, kaynaklardaki anlatılara göre Osmanlı’nın ilk fethettiği, ilk hutbenin okutulduğu ve ilk sikkenin basıldığı yer olarak da biliniyor. Eskişehir’in Odunpazarı ilçesinde yer alan Karacahisar Kalesi’nde, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Anadolu Üniversitesi işbirliğinde 22 yıldır belli aralıklarla devam eden arkeolojik kazı çalışmaları sonucunda kalenin, yaklaşık yüzde 10’luk kısmı açığa çıkarıldı. Farklı işlevde yapıların gün yüzüne çıkarıldığı kalede, birçok Osmanlı padişahına ve beyliklere ait sikkeler ile birlikte; seramik, ok ucu, yüzük, küpe, lüle, ağırşak gibi farklı dönemlere ait çok sayıda eser bulundu.

3 yıldır kazı çalışmalarının başkanlığını yapan Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hasan Yılmazyaşar, ağırlıklı olarak I. Murad dönemine ait bulguların yanı sıra Selçuklu, Karamanoğulları, Germiyanoğulları ve Menteşeoğulları beyliklerine ait arkeolojik verilerin, tarihi kaynaklara ve geçmişe ışık tuttuğunu vurguladı.

“Tarihi kaynaklardaki boşlukları arkeolojik verilerle doldurmaya çalışıyoruz”


Kaledeki ilk çalışmaların 1999 yılında Prof. Dr. Halil İnalcık tarafından başlatıldığını söyleyen Kazı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Yılmazyaşar, “Karacahisar Kalesi, Orta Çağ Dönemi’ne ait bir kale kent ama hakkında tarihi kaynaklarda herhangi bir bilgi yok. Mesela ismini bilmiyoruz. Dolayısıyla kalenin tarihine dair bilgilerimiz de sınırlıydı. 1999 yılında Prof. Dr. Halil İnalcık çok önemli bir girişimde bulunarak kazı çalışmalarının başlamasına yönelik ilk yüzey araştırmasını başlattı. Daha sonra da Anadolu Üniversitesi’nden öğretim üyeleri tarafından kazı çalışmaları 2019 yılına kadar devam ettirildi. Yaklaşık 3 yıldır da benim yönetimimde çalışmalar devam ediyor. Bu çalışmalar sırasında bulunan bazı arkeolojik veriler, kaleye dair tarihi kaynaklarda olmayan bazı bilgileri sunmaya başladı. Tarihi kaynaklarda bulamadığımız bilgileri, arkeolojik verilerle okumaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

“Arkeolojik çalışmalar hem zaman hem de iş gücüyle doğru orantılı olarak devam ediyor”


Kalede yapılan arkeolojik kazılarla birlikte 3 yılda yaklaşık 700 adet sikkenin bulunduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Hasan Yılmazyaşar, yürütülen çalışmalarla ilgili olarak şunları söyledi:
“Osmanlı kroniklerinde yer alan verilerin bir şekilde ispatı da çok önemli. Bu noktada kazıların başlamasından itibaren çıkan veriler çok anlamlıydı. Son 3 yılda 700 civarında sikke tespit edildi. Bu sikkelerin büyük bir çoğunluğu tarihi kaynaklarda verilen bilgileri doğruladı. Henüz Osman Gazi ve Orhan Gazi’ye ait sikke olmamasına karşın, I. Murat dönemine ait çok yoğun bir buluntu grubu var. Kazılar aralıklı olarak 20 yıldır devam ediyor. Başlangıcından bugüne kadar gelişen süre içerisinde kalenin yüzde 10’luk bir kısmı açığa çıktı diyebiliriz. Bu arkeolojik çalışmalar hem zaman hem de iş gücüyle orantılı olarak devam ediyor. Karacahisar Kalesi’ndeki mevcut bulgular, arkeolojik olarak tespit edilenlerden ibaret.”

“Bir kale kentte olmasını beklediğimiz yapı tiplerinin arkeolojik çalışmalar sonrasında ortaya çıkmasını bekliyoruz”


Tarihsel veriler ışığında farklı mimari yapılara ulaşmayı hedeflediklerinin altını çizen Yılmazyaşar, “Kazılar başlamadan önce ayakta olan tek alan kalenin giriş kapısıydı. Şu an görülebilen mimari doku arkeolojik çalışmalarla birlikte ortaya çıktı. Bunlardan iç surda, insanların yaşaması için birtakım mekanların oluşturulduğu ve bir sokak düzeninin de şekillendiği anlaşıldı. Çalışmaların ağırlıklı devam ettiği sarnıcın ise yüzde 70’lik bölümünü açıldı ve mimari dokusu ortaya çıktı. Önümüzdeki yıllarda kalenin sur sistemi, kuleleri ve bir kale kentte olmasını beklediğimiz yapıların arkeolojik çalışmalar sonrasında ortaya çıkmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Editör: ÜSTÜNER ÜNÜGÜR