YAŞAYAN BİR İNSAN HAZİNESİ: AYDIN BEGİTER

Son Güncelleme : 16 Nisan 2017 13:04
YAŞAYAN BİR İNSAN HAZİNESİ: AYDIN BEGİTER

Aydın Begiter, Eskişehir'in yaşayan insan hazinelerinden biri. Eskişehir'in ticaretinde, sporunda, sanatında ve siyasetinde hep adı var. Küçük bir çocukken Bayat pazarında buz satarak ticarete başlayan hayatını "boğuşa boğuşa geldim" diye özetliyor.

SÖYLEŞİ/ ALİ BAŞ

Spor muhabirliği yaptığım dönemde kendisiyle çok sık görüşür sohbet ederdik. Zaman içinde biz spor gazeteciliğinden ayrıldık, Aydın Begiter'de Eskişehirspor'dan uzak kaldı. Kısa süre önce geçirdiği rahatsızlık nedeniyle İstabul'da bir süre tedavi gördü. Eskişehir'e gelince hem geçmiş olsun ziyaretini yapalım istedim, hem de ne zamandır aklımda olan söyleşiyi gerçekleştiririm diye düşündüm...

Yenişehir Konakları'na doğru yola koyulduk. Oğlu Altan, kızı Figen hanımla birlikte karşıladı bizi. Aydın Begiter kimdi, kimlerdendi?

Babası Kırım'dan, Romanya üzerinden gelmiş. Annesi Çerkeslerin Adige boyundan. Eskişehir'de evlenmişler. Aydın Begiter o yılları şöyle anlatıyor:

-Ailemiz ilk geldiğinde Poyraköye yerleşmiş. Babama "Benli İlyas" diyorlarmış. Nüfusa kaydedilirken ismi "Benliyaz" olarak yazılmış. Ben 11 aylıkken babam vefat etmiş. Ailemin 4. çocuğuydum. Annem Cemile büyüttü beni.

BÜYÜKERŞEN OKUL ARKADAŞI

-İlkokulu nerede okudunuz?

-Milli İnkilap Okulu'nda okudum. Bayatpazarında. Yılmaz Büyükerşen, Cüneyt Arkın, hepimiz aynı mahallenin çocuğuyuz. Aynı okulda okuduk. Bir kaç tane de paşa çıktığını biliyorum, bizim okulda...

O mahallenin çocukları Bayat pazarında 15 kuruşa buz satardık. Buz fabrikasından kalıp halinde alıyorduk. Kırıp satıyorduk. O tarihlerde evlerde, buzdolabı yoktu.

ÖĞRETMENİ PİDE KUYRUĞUNDA

-Ailenizin fırını vardı sanırım?

-Şimdi Çıkıllı iş hanının olduğu bölgede. Fırında tezgahta çalışıyordum. Ramazan ayında pide kuyruğu olurdu. Öğretmenlerimizde gelirdi. Eğer kırık not veren öğretmen arkamdan seslenirse "duymamazlıktan gelirdim" Ama iyi not veren öğretmenlerimin sesini duyardım, kuyruğa girmeden pidelerini verirdim...

Anlatırken bile gülüyor, "çocukluk işte" diyor...

-Hatırladığınız çarşı nasıl?

-Bizim fırının yakınında Alaskarın kahvahanesi (Ali Askerin) kahvehanesi vardı. Çok güzeldi. Yıkıldı. Şimdi olsa yıktırmazlardı. Bir de Terekoğulları mandırası vardı. Esnaf bizim fırından ekmeği alır mandıradan da 15 kuruşa peynir veya tereyağı alıp Ali Asker'in kahvehanesi'nde kahvaltı yapardı. Çayı demlemeden fırında ekmek çıkmazdı!

İLK MEMURİYET!

-Ticarete ne zaman başladınız. Ya da kafanızda ne zaman ticaret fikri oluştu?

-Babam fırıncıydı. En büyük ağabeyim Muzaffer, İstanbul'da okuyordu. 1950 yılında bizim fırın tahliye edildi. Ben Ortaokuldaydım. Büyük ağabeyim Şeker Fabrikası'na girdi. Ortanca ağabeyim askere gitti. Eskişehir Lisesi'ne gidecektim. Ama çalışmak zorunda olunca Ticaret Lisesi'nde karar kıldım. Ticaret Lisesi yarım gündü. Yarım gün okula gider yarım günde çalışırım diye düşündüm.

UZAT ELLERİNİ!

İftihar alan bir öğrenciyim. İş arıyorum. Bizim orda Germiyanoğlu mandıra var, tezgahtar arıyor. "Ben çalışırım" dedim. Şöyle bana bir baktı "Senden tezgahtar olmaz" dedi. Büyük postanenin orada yeri kazıp kablo döşüyorlar. Oradaki işçilere sordum:

-Yevmiye kaç lira...

3 lira yevmiye veriyorlarmış, çok büyük para.

-İş var mı? Diye sordum.

-Kalfaya git, dediler...

Kalfaya gittim. "uzat ellerini " dedi. Uzattım. Bu eller kazma kürek tutamaz dedi...

İş bulamıyordum.

BOĞUŞA BOĞUŞA GELDİM!

O sırada okulda öğretmenimiz İbrahim bey vardı. "İş bulamıyorum" diye yakındım. "Teşbüste bulundun mu?" diye sordu. Başımdan geçenleri anlattım. Beni Memurler kooperatifine gönderdi. "Sen staja geldiğini söyle, gerisini ben hallederim" dedi...

-Ne oldu? İşe başladınız mı?

-Kooperatifin muhasebe müdürü çok aksi ve sinirli biriydi. Ben muhasebeye yatkındım. "tediye fişi yaz" dedi...

Yazdım, aferin bekliyorum. Yüzünden de bir şey anlaşılmıyor. Okkalı bir küfür etti. Tarih atmayı unutmuşum! Boş depoya gittim. Yarım saat ağladım. Hayat bu. Bu günlere güle oynaya gelmedik. Boğuşa boğuşa ağlaya ağlaya geldik.

KALECİ DURAN AYDIN BEGİTER

-Futbol sevginiz nasıl başladı?

-Futbola Işıkspor'da başladım. Zekai Tabakoğlu antrenörümüzde. O yıllarda semt takımları vardı. Hepsinin de sembol isimleri. Işıkspor'da Kör Aziz, Terzi Topal Lütfü, Güllük'te Canboy, Altay'da Köpek Cihat. Ben 16-17 yaşında futbola başladım. O yıllarda futbol ayakkabısı 20 liraydı. 10 lirasını biz veriyorduk, 10 lirasını kulüp veriyordu. Ziya vardı, İstanbul'dan Dinyakos krampon getirmiş. Bizim ayakkıbılar gülle gibi. Dinyakos hafif adeta insanı uçuruyor. Dinyakos'a sahip olmak, büyük olaydı...

Ardından pek de kimsenin bilmediği bir olayı anlatıyor...

-Ben kaleci bile durdum...Kör Aziz bir maç öncesi "Bu hafta kaleci duracaksın" dedi.

"Neden" diye sordum...

-Ticaret Lisesi'nde basket oynuyorsun, onu tutan kalede de tutar, dedi. Oynayacağımız maç Şekerspor maçı.

-Nasıl oynayacağım diye soruyorum.

-Bir hafta çalış çıkar oynarsın, dedi...

Biz o devrin uzunları sayılıyorduk. Şimdi nesil uzadı. Biz de yaşlandık kısaldık tabii.

Galip hoca da (Türktan) o maçta forma giydi. 2 tane şut çekti, ben tokatlayıp yönünü değiştirdim. Yine de biz maçı 4-0 kaybettik. O yıllarda Havagücü, Şeker gibi takımlardan 5'den 6'dan az yiyen takımlar başırılı sayılıyor.

BEGİTER'İN İSTANBUL GÜNLERİ

-Çifkurt Fabrikası'nda muhasebedeydiniz. Ayrıldıktan sonra neler yaptınız?

-Memuriyete alışamadım. Ufak tefek beyaz eşya işine girdim. Koç'un bile yapamadığını yaptım. 17 ay vadeli beyaz eşya verdim.

-Daha sonra İstanbul'a gittiniz?

-1973 yılına kadar Yalçın Kılıçoğlu ile ortaktık. Ben Efes Pilsen'in bölge bayisiydim. Buralar bana dar geliyor. İstanbul'a gideyim diye düşündüm. Zaten oğlum Altan'da Işık Lisesi'ne başlamıştı. İçimden belki işi büyütürüm diye geçirdim. 10 yıl kadar Eskişehir'den ayrı kaldım. İnşaat, emlak işine girdim.

-Turgut Özal'la aranız epey iyiydi. Özal'la nasıl tanıştınız?

-Türkiye'de ilk defa dışarıya tuğla ihracatını ben yaptım. Libya'ya bir gemi tuğla gönderdik. İhtilal hükümetinde Bülent Ulusu'nun başbakanlığında Turgut Özal başbakan yardımcısıydı. İhracat düşkünüydü. Beni teşvik etti "Seni lanse edeceğim" dedi. 1 yılda 7 defa Libya'ya gittim. Her seferinde Araplar "bukre bukre" diyorlar. Bukre yarın demek. Sonunda anlaşmayı yaptık. Özal sordu "Ne oldu?"

-2 dolar zarardayım dedim. Yanımda İş Bankası müdürünü aradı. Ona "Allah'ın toprağını altına çeviren bir adam var. Ona kredi vereceksin" dedi.

Kaddafi ABD'ye kafa tutunca bizim ihracat işi yarıda kaldı. Ama bir gemi tuğlayı gönderdim.

NASIL KAYDIRDILAR!

-Adaylık süreciniz nasıl oldu?

-1987'de Özal ısrar etti. "Sıra bize gelmez"çok adam var" dedim. Ama Özal "seni aday yaptık" dedi. Özal beni aradı 3. sırada olduğumu söyledi. Zaten ben de Eskişehir'de pek durmadam seçim döneminde 15 gün Londra'ya gittim. Buradaki ANAP adayları Ankara'da kamp kurmuşlar. O zaman Özal'a demişler ki, Aydın bey Kırım ve Çerkes derneklerinin, Eskişehirspor'un kurucusu 3'e yazarsak 4'ü çıkaramayız. Begiter'i 4'e yazarsak kesin çıkar. Beni kaydırmışlar.

ALDIK UNUTTUK!

-Yenişehir konaklarını yapma fikri nasıl ortaya çıktı?

-Burayı ben 1991 yılında almıştım. Aldık unuttuk. İstanbul'dan Eskişehir'e gelirken ara sıra şoföre takılırdım "Şu bizim arsadan geç bakalım yerinde duruyor mu?" diye. İbrahim Arıkan inşaat işine girmek istiyordu. Fikrini bana söyledi. Ben de "beraber yapalım" dedim. Biliyorsun 2 yıl önce kaybettik. Artık tek başımıza sürdürüyoruz. Eskişehirliler beğenmesi, burada hoş vakit geçirmesi beni mutlu ediyor.

60 İHTİLALİ ESKİŞEHİR'İ

GERİYE GÖTÜRDÜ

-Eskişehir'in gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Eskişehir'i şanssız buluyorum. Biz hep Bursa'yla yarışırdık. Ya biz Bursa'yı 200 kişi geçerdik, ya da Bursa bizi 200 kişi geçerdi. 1960'a kadar Eskişehir'in sürekli bakanı olurdu. 1960 ihtilalinden önce iki bakanımız vardı. Maliye Bakanı Hasan Polatkan ihtilalde gitti. Bayındırlık bakanı Kemal Zeytinoğlu'nu da uçak kazasında yitirdik. 60 ihtilalinde Eskişehir büyük darbe aldı. Kocaeli, Sakarya, Bursa büyüdü. Biz yerimizde kaldık. Eskişehir halkı organize olamadı. Biz Eskişehir'e yatırım yapmak isteyen firmalardan büyük istimlak paraları istedik. Bursa, Kocaeli arsaları bedava verdi. İstihdam yarattılar, biz yapamadık. Onların gösterdiği gelişimi sağlayamadık.

BEGİTER POLATKAN'I

NEDEN SAVUNDU?

-Aydın Begiter'in Çifkurt Kiremit Fabrikası'nda muhasebecilik yaptığını çok az kişi bilir. 1960 ihtilalinde de fabrikanın muhasebecisidir ve Hasan Polatkan, Yassıada Mahkemeleri'nde yargılanmaktadır. Aydın Begiter'den şirketin hesapları istenir. Begiter o yılları şöyle anlatıyor:

-700 kilogram defterle istanbul'a gittim. Maliye müfettişlerinin önüne çıktım. Hasan Polatkan'ın çalmadığını çırpmadığını, suistimal yapmadığını 12 günde belgeleriyle kanıtladım. Bakanlık paraya kadar el koymuştu.

KUPA KEHANETİ

GERÇEK OLDU!

Yıl 1987...

Eskişehirspor'da Aydın Begiter Başkan. Eskişehirspor yine ligde fırtına gibi esiyor. Begiter takımına güveniyor. Belediye başkanı Sezai Aksoy'dan destek istiyor:

-Biraz destek verin Eskişehir'e kupa etireceğiz. Hem de kupayı genel başkanınız Turgut Özal'ın elinden alacağız.

Ne yazık ki istediği desteği alamıyor.

Lig bittiğinde Eskişehirspor başbakanlık kupasını kaldırıyor. Tıpke Begiter'in söylediği gibi olur. Özal, kupayı Begiter'in ellerine teslim eder.

ANAP'li belediye başkanı Aksoy, o anlarda kayıptır!

O sırada oğlu Altan Begiter bir hatırlatma yapıyor. Eskişehir'en en son kazandığı kupa odur. Parmaklarımla hesap ediyorum. Tam 30 yıl geride kalmış!

--------------------

AMERİKALILARLA POLO MAÇI

Aydın Begiter askerliğini yedek subay olarak yaptı. Türkiye'de polo oynayan ilk isimlerden biri de Aydın Begiter. O yılları şöyle anlatıyor:

-Askere gittim. Sporcuyum. Beni süvari seçtiler. 3 ay komando kursuna gittim. At üzerinde polo oynadım. Amerikalılarla pazar günleri viskiyi ortaya koyarlar polo maçı yapardık.

Fotoğraf 1957 yılında izmir'in kurtuluş günü olan 9 Eylül'de çekilmiş. Aydın Begiter süvari Alayı'nın en önünde halkı selamlıyor.

AYDIN BEGİTER BULVARI!

Yenişehir Konakları semtine ilk girdiğimde gözüme geniş caddenin tabelası takıldı. "Aydın Begiter Bulvarı" yazıyor. Şöyle düşündüm, isimleri ne çok unutuyoruz. Yok sayıyoruz. Aydın Begiter, caddeyi kendi yapınca, adı da tabelaya konmuş. Fotoğrafı Begiter ile birlikte çektirmek isterdim. Ama rahatsız olduğu için tek başıma çektirdim. Begiter ile yaptığımız söyleşi de Eskişehirspor ile ilgili onlarca anı anlattı. Ne yazık ki bu sayfaya sığdırabilmem pek mümkün değil. Eskişehirspor anıları önümüzdeki günlerde spor sayfalarında yayınlamayı düşünüyorum.

1970'li yıllarda gazetelerde yer alan bir aydın Begiter karikatürü

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumlar editör onayından sonra görünecektir.

Yorum Ekle

TAKSİ DURAĞINDA SİLAHLAR KONUŞTU
TAKSİ DURAĞINDA SİLAHLAR KONUŞTU
Eskişehir'de çıkan silahlı kavgada havaya rastgele ateş ettiği öne sürülen zanlı yakalandı.
TIR'A ARKADAN ÇARPTI: 1 ÖLÜ 2 YARALI
MUCİZE KURTULUŞ
MUCİZE KURTULUŞ
Eskişehir'de meydana gelen trafik kazasında 1 kişi yaralandı.
TÜRKİYE'DEN ÇIT ÇIKMIYOR
TÜRKİYE'DEN ÇIT ÇIKMIYOR
Lozan Antlaşması'nın 94. Yıl dönümünde İsmet İnönü'nün Heybeliada'daki köşkünde düzenlenen kutlama programına Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen'in yaptığı konuşma damga vurdu. Büyükerşen: "Sizin hakimiyetinizdeki adalara asker çıkarıyor. Hava üssü kuruyor, helikopter üssü kuruyor. Yunan Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı oraya gidip askerleri tebrik ediyorlar" dedi
PAZARDA SIKI DENETİM
PAZARDA SIKI DENETİM
Odunpazarı Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri Emek Mahallesi Semt Pazarı’nda yer denetimi yaptı. Ekipler, vatandaşların daha hijyenik ve sağlıklı şartlarda alışveriş yapabilmeleri için gerçekleştirdikleri denetimler sırasında, pazarcı esnafının hijyen ve temizlik kurallarına uyup uymadıklarını kontrol etti.
Gülçin’in mücadelesi hepimize umut oldu
Gülçin’in mücadelesi hepimize umut oldu
CHP Eskişehir milletvekili Utku Çakırözer ve Friedreich Ataksisi hastası Gülçin Karausta Friedreich Ataksisi hastalığının tedavisi için başlattıkları mücadelelerine cevap veren Sağlık Bakanlığı’na teşekkür etti.
Seyitgazi'de balon heyecanı
Seyitgazi'de balon heyecanı
Eskişehir Valiliği, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Seyitgazi Belediyesi, THK ve BEBKA’nın destekleri ile Seyitgazi bölgesinde deneme uçuşlarına başlayan sıcak hava balon uçuşu turlarının ilk misafirleri ilçe protokol üyeleri oldu.
Sahtecilikten aranıyordu! Uyuşturucudan yakalandı
Sahtecilikten aranıyordu! Uyuşturucudan yakalandı
Eskişehir'de uyuşturucu madde ticareti yaptığı iddia edilen zanlı gözaltına alındı.
Onların gözünü oymazsam, namerdim.
Onların gözünü oymazsam, namerdim.
15 Temmuz hain darbe girişiminde, Ankara Gölbaşı'ndaki Polis Özel Harekat Merkezi'ne düzenlenen saldırıda şehit düşen iki çocuk babası özel harekatçı 37 yaşındaki Turgut Solak'ın annesi Şeküre Solak FETÖ'ye ateş püskürdü. Şehit annesi Solak, duruşmalara kravat takarak gelen FETÖ mensuplarına büyük tepki göstererek "PKK'nın yapmadığı hainliği FETÖ hainleri yaptı. Bu halimle onların gözünü oymazsam, namerdim. Biz çocuklarımızı abilerle, ablalarla değil alın teriyle okuttuk" dedi.