ZAM HAVASI

08.07.2019 06:30

  ZAM HAVASI



    Seçimlerden sonraki ilk cumartesi...

    Çamlıca Pazarı'na gidiyorum. Kestirmeden gidivereyim derken dar bir sokağa girmişim. Birden bir kalabalık içinde buldum kendimi; ama  ne  kalabalık  ne kalabalık ... Kadın erkek, çoluk  çocuk gırla...Kıvrak mı kıvrak bir oyun havası eşliğinde, hep beraber oynuyor, göbek  atıyorlardı.

    Ama ne göbek, ne göbek!  Omuzlar titriyor, kalçalar, kollar, beller helezonik hareketlerle  kıvrılıyor, oyun havasının ritmine uymuş döktürüyorlardı.

    Aralarından geçip gidivereyim derken, Döğerli uyanık bir hemşerim hemen tanıdı, yanıma geldi.

   -Hayrola hemşerim, dedim, düğün kimin?

   -Ne düğünü? dedi.

   -Şuna bak ortalık göbek havasından yıkılıyor; bu düğün değilse ne ki?

    Gevrek bir kahkaha attı.

   -Yok dedi, bu gördüğün seçim bitti de herşeye zam geldi ya... işte bu da zam havası...onun için göbek atıyorlar.

     Ayran budalası gibi ağzım açık bakakalmışım.

   -Yahu dalga geçme dedim, sanki iyi bir şey mi ki, hiç  zamma sevinilir mi?

    Muzip muzip güldü.

   -Ne yapsın fukaralar, dedi; ağlayıp sızlıyorlar da gören duyan mı  oluyor?  Hiç olmazsa böylece stres atıp dertlerini unutuyorlar.

     Yine de inanamadım.  Daha bir dikkatle hoperlöre kulak kabarttım. Kalabalığın içinden  gelen zam zum bağırtılarına, sonuna kadar açtıkları hoperlörden , oyun havasının oynak nağmeleri karışıyordu.

-''Sürünmek ölmek bize

Lüküs hayat vekilim size

Kuru ekmek soğan bize

Ballı muzlu kaymak size...''

Ve ardından nakarat geliyor:

-''Kaymak lazım... kaymak lazım

Vekilime kaymak lazım...''

Ve buna benzer sözlerle  uzayıp gidiyor oyun havası.

                                  *

Tam da, ''Güleriz ağlanacak halimize'' denen bu tuhaf manzara, o an tarihi bir hikayeyi hatırlattı bana.

    ''Padişah vezirini çağırır.

    -Görüyorsun, der, sarayımın masrafları iyice arttı, hazinemse tamtakır. Çare nedir?

    -Çare zamdır, sultanım!

     Padişah ferman buyurur ve bir miktar zam yaparlar. Aradan bir süre geçer.

    -Kul kısmı ne yapıyor? diye sorar padişah.

    -Biraz sızlanıyorlar hünkarım, der vezir.

    -Sorun yok, der padişah, sarayın masrafları çok ağır,bu zamlar yeterli olmuyor... biraz daha artıralım!

    Artırırlar. Bir süre geçer, padişah halkın tepkisini tekrar öğrenmek ister.

   -Ağlaşıyorlar, der vezir;  döğüne döğüne ağlaşıyorlar...

    Padişah,  sakalını sıvazlayarak kurnazca gülümser.  

   -İyi, der, henüz sıkıntı yok.

    Zammı daha da arttırmaları için bir ferman daha buyurur. Bir süre geçer, veziri tekrar çağırır.

   -De bakalım, bu sefer kul taifesi ne alemde?

   -Hayret padişahım, der vezir büyük bir memnuniyetle; bu sefer ağlamıyorlar.  Tam tersine, yerlere yata yata,  göbekler ata ata oynuyorlar... valla  hünkarım hiç kafam basmadı bu işe!

     Birden padişahın yüzü asılır, sakalı titremeye başlar.

    -Bre vezir, diye bağırır, kul taifesinin ağlamasından korkma, oynamasından kork! Şayet oynamaya başladıysa zinhar hayra alamet değildir, kesin şu zamları! 

   

                                           *

     Millet olarak saf ve tuhafızdır. Hüsranları  yaşarız,  ama bir türlü ders almayız.

     Seçimlerden önce, kimi zamlar durduruldu; kimi yapılmışlar da indirildi. İndirildi de ne oldu?

    Tam da aşağıdaki gibi oldu:

    ''Osmanlı döneminde bir köyde bir imam, namaz  vakitlerini dörde indirmiş. Köylü bundan ziyadesiyle memnun ve mutlu.

     Gel zaman git zaman imam ölmüş. Yerine gelen imam,

    -Ne dört vakti demiş, namaz üç vakittir, üç...Ve öyle kıldırmaya başlamış.

     Tabi ki köylü daha da memnun, bu duruma bayılmış. Bayılmış ama içlerine de bir kurt düşmüş.

     Kendi aralarında toplanıp, ''İmam indirebildiğine göre, müftüye gitsek bu vakitleri belki daha da indirir.'' Diye düşünmeye başlamışlar.

     Sonunda aralarından bir heyet oluşturup müftüye yollamışlar. Durumu müftüye anlatmışlar ve bir indirim de ondan talep etmişler.

     Müftü bir celallenmiş bir celallenmiş, gözleri şimşek saçarak:

    -Bre  zındıklar, demiş, namaz beş vakittir, beş! Gözüm görmeye, haydi defolun!

    Heyet melul mahzun köye dönmüş. Onları yolda merakla  ve heyecanla bekleyen  köylüler karşılayıp sormuşlar:

   -İndirdi mi...İndirdi mi?

    Heyetten en yaşlı olanı;

   -Ne indirmesi be demiş,  bindirdi...bindirdi!

                             *

    Ey devletlüler!

    Şayet padişahın tecrübesi güvenilir ve de dediği doğruysa, vatandaş çoktan oynamaya başladı.

    Benden söylemesi...




Yorumlar (2) / Onay bekleyen (1)

Yorum Ekle

Hikmet ulu

09 Temmuz 2019 14:23
Ağzınıza sağlık. Bu millet çoktan oynuyor da gören yok. Daha da çok oynar ona da gücü kalırsa. Çünkü onlar kaymak yerken vicdanları kararmış terazileri şaşmış

Türk Yılmaz

09 Temmuz 2019 12:13
Başımızdakilere halkın gerçek durumunu söyleyecek vezir nerede Sayın Valim?
escort bayan escort bayan bursa merkez escort bayan escort bayan escort escort bursa istanbul bayan escort beşiktaş escort istanbul escort bayan şirinevler escort kadıköy escort bayan beylikdüzü escort bayan sakarya escort izmit escort bayan escort bayan gümbet escort illegal bahis porno film indir porno sex hd porno