YORGAN GİTTİ, KAVGA HALA BİTMEDİ !

08.04.2019 06:30

YORGAN GİTTİ, KAVGA HALA BİTMEDİ !



Şaka bir yana hoş bir milletiz...

İyi kötü bir seçim yaptık.

Yapmasına yaptık da, ucunu getirip sandığın kuyruğuna

bi düğüm atamadık.

Bu gidişle yeni seçimlere kadar sandıklar sayılmaya, biz de tartışmağa devam edeceğiz herhal.

Ahali olarak hepimizin adrenalini tavanda, heycanı zirvede. Bazılarımız nara atmaya, savaş baltalarını gömdükleri yerden çıkarmaya başladılar bile...

Eee... Kötü mü bu yani?

Niçin kötü olsun ki kardeşler?

Elin gavuru adrenalini  tavan yapsın, heyecanı tam olsun diye  nice tuhaf  işlere kalkışıyor,  olmadık  yerlere burnunu sokuyor, bilinmedik delikleri kurcalıyor, bir bilseniz... Hem de kucak dolusu paralar dökerek!

       Bir an Aksaray'daki Mercedes fabrikasının Alman müdürü Herr  Haynştayn'ı (Heinstein) hatırladım. Yıllarca Türkiye'de bulunmuştu. Bir gün aniden:  

-Vali bey emekli olmağa karar verdim, dedi. Gidip Münih yakınındaki evimize yerleşeceğim.

Ve gitti... Şaşırmadık ama üzüldük. Birçok meziyetinin yanında gerçek bir Türk dostuydu.

Aradan birkaç ay geçti. Baktım gitmemiş, halen çalışıyor; şaşırdım:

-Herr Hainstein, emeklilik n'oldu?

-Vazgeçtim, dedi, vazgeçtim! Bizim orası yaşlıların huzurevine dönmüş, hayat mayat kalmamış. Saat dokuz dedin mi, her yer mezar sessizliğine bürünüyor. İnsan orada sıkıntıdan patlar Vali Bey be! Hareket yok, heyecan yok. Her yer ve herşey kural kaideye bağlı...  Şu yasak, bu yasak,o yasak... insana özgürlük diye bir şey bırakmamışlar.

-İyi ya işte, düzenli bir hayat,  daha ne istiyorsun?

-Yok dedi, yok burası güzel. Türk insanı çok sıcakkanlı;  acayip şaşırtıp heyecanlandırıyor bizi.

     Hep görüyorum; sigara içilmez levhasının altında tutuyor bana sigara ikram ediyor. Park yasağı olan yere arabamı park etmeme bizzat yardımcı oluyor. Kırmızı ışıkta durduğumda, beklememem için zort zort korna öttürüp geçmemi sağlıyor. Şehrin tam göbeğinde, sevgi ve hürmetten ne yapacağını şaşırıp kulağımın dibinden şerefime güm güm silah patlatıyor. Evine vardığımda mutluluktan uçuyor, neyi var neyi yoksa önüme yığıyor; yedirip içiriyor. Ama alıveriş için işyerine uğradığımda bi güzel kazıklıyor. Karnı açken fukara gecekondusunun çatısına diktiği çanak antenle bana hiç görmediğim programlar seyrettiriyor. Kiremitten kırmızı biber, kireçten aspirin, kırmızı boyadan salça, ekmekten köfte yapıyor; bi güzel geçinmenin yolunu buluyor.

     Hele de bizim icadımız şu emniyet kemerine yaptığınız var ya... ağlayan bebenin ağzına sahte emzik verip susturuşunuz gibi o, cak cak ötüp sinir bozan, emniyet kemerinin ağzına sahtesini sokup aldatmanıza bitiyorum...

     Bir de siyasetiniz... Aman Allah!  Ne heyecan ne heyecan! Rio Karnaval'ı yanında haltetsin. Sokaklar bayrak ve flamalardan görünmüyor. Duvarlar, afişler, sloganlar rengarenk...  Sıra sıra konvoylar, müzikler, marşlar... Kavga, gürültü, patırtı, şenlik, şamata, heyecan...  Seçim bitiyor sayım başlıyor. Sayım bitiyor tartışmaları başlıyor. Tam da her şey normalleşecek derken bir de bakmışsın yeni bir seçim kapıya dayanmış! Bu memleket insana, can sıkıntısı için vakit bırakmıyor. Daha ne istenir ki..?

-Yeter be Haynştayn, dedim, yeter! Sen bizimle resmen alay ediyorsun!

-Yok dedi, büyük bir kararlılıkla, kesinlikle değil... Türkiye ve Türk insanını o kadar çok seviyoruz ki, eşim ve ben kesin karar verdik: Türk vatandaşı olup buraya yerleşeceğiz. Hatta bunun için Datça'dan yer bile aldık.  Sizden ricam, mümkünse vatandaşlık işlemleri konusunda yardımcı olmanızı isteyecektim de...

     Sonra da muzip muzip göz kırptı.

     -Emeklilik paramızı o soğuk Almanlara yedirmek istemiyoruz. Burada, Türkiye 'de harcamak istiyoruz.

                                                           *

     Şimdi ise seçimi bitirdik çok şükür. Bitirdik de, sandıkların sayımlarını ve tartışmalarını bir türlü bitiremiyoruz. Bu gidişle gelecek seçimlere kadar da bitiremeyeceğiz.

    Zannederim bay Haynştayn, Datça'daki villasında, sözlerinde haklı çıkmanın gururuyla, birasını yudumlayıp,mavi denizin dalgalarını seyrederek bıyık altından gülüyordur.

    Artık Türk vatandaşı olduğuna göre ben de ona buradan, gelecek seçimlerde, ''Geçersiz Oylar Partisi''nden aday olmasını teklif ediyorum. Ve şimdiden söz veriyorum bir oy da benden...

   Bizi daha da iyi tanıması ve sevmesi için, kendisine, yaşanmış bir siyaset fıkrasını da buradan armağan ediyorum:

      ''Halis Öztürk, 1950'de Doğu'dan DP'den milletvekili seçilir. Kimliğinde adı Halis Öztürk diye yazsa da, herkes onu Halis Ağa diye çağırır. O günlerde Halis Ağa'yı herkes bilir ve tanır. Günahı söyleyenlerin boynuna;  gençliğinde eşkiyalık ettiği, yol kestiği de söylenir.

 Halis Ağa 1950'den 1960'a kadar, kesintisiz milletvekilliği yapar.

   Derken 1960 ihtilali olur. Öbür DP'liler gibi o da Yassıada'ya tıkılır.

     Halis Ağa da diğer milletvekilleri gibi, ''anayasayı tağyir, tebdil'' diye bilinen ünlü maddeden yargılanmaktadır.

  Yassıada'nın o meşhur yargıcı Salim Başol sorar:

-Halis Öztürk' müsünüz?

-Evet efendim.

- Söyle bakalım, sen de anayasayı tağyir ve tebdil etmişsin?

-Neyi ne etmiştim, neyi ne etmişim?

- Anayasayı çiğnemişsin!

-Vallahi de, billahi de, tillahi de çiğnemedim.

- Yemin etme, çiğnemişsin!

-Vallahi hakim bey, de ki İncil'i çiğnemişem, Tevrat'ı çiğnemişem, haşa ki sümme haşa Kur'an'ı çiğnemişem, olabilir. Ama bu anayasa dediğin nedir, hayatımda hiç görmemişem, hiç bilmemişem  ve de hiç tanımamışam!''

                                      *

      Bay Haynştayn, sevgili dostum, "Hayatımda hiç görmedim, hiç bilmedim, hiç tanımadım'' diye yemin billah eden kişi, bu anayasayı yapanlardan biridir .

     Belki bu yazıyla biraz daha keyiflenir, bizi daha çok seversin; umarım...

Yorumlar (4) / Onay bekleyen (2)

Yorum Ekle

Yunus Emre

09 Nisan 2019 01:22
Zor bir seçim atlattık. Üzülüyoruz seçim tartışmaları Bitsin istiyoruz. Üstümüzden bir yük Kalkacak

Şahin

08 Nisan 2019 09:53
Bizlere rehberlik eden yazılarınızı hayranlıkla okuyorum. Mesleğinin erbabı bir bürokratın elinden çıktığı belli, anlaşılır, akıcı ve bir o kadar da keyifli.

Nafise Tunceri

08 Nisan 2019 11:08
Bir Almancı olarak çok gurur duyuyorum. Türkiyemizde hala kaliteli devlet adamı ve yazarlar var. Tesadüfen okudum. Bundan sonra Almanyaya dönünce takib edicez

cemal

12 Nisan 2019 13:48
Normallik bize anormal geliyor!