izmir escort izmir escort bursa escort bursa escort

Yenilgilerimizle yüzleşme korkusu

03.07.2018 06:00

Yenilgilerimizle yüzleşme korkusu



İstanbul nüfusunun üçte biri kadar nüfusa sahip olmayan Finlandiya’dan çıkan küresel şirketleri izlemek öğreticidir. Bütün dünyaya yürüyen merdiven ve asansör satan KONE’nin CEO’su ve yardımcısı İstanbul’a geldi; kendileriyle yaptığımız söyleşi DÜNYA Gazetesi’nde TEKNOTREND ekinde iki ayrı yazıyla paylaşıldı.

Yazıyı hazırlarken taradığımız bilgilerden öğrendik ki, nüfus olarak küçük, entelektüel olarak büyük ülkede her yıl “ Başarısızlıklar Günü” düzenleniyor; insanların kendilerine ayna tuması için toplumsal eklim yaratılıyor.

İnsan doğasının “temel sabitlerinden” biri de “aşırı ve noksan değerlendirme” yapmadır. Hep yineleriz ya, “ben en büyüğüm” demek ile “ benden bir şey olmaz” demenin yarattığı sonuç aynıdır. Abartı da zihnimizi akılcı yoldan saptırır; kendimizi vurmaya dönük özgüvensizlik de.

Bizim toplumumuzu kasaba kültürünün girdabına sürükleyen zayıflıklarımızdan biri de başarısızlılarımızla yüzleşme özgüveninin yetersizliğidir. Başarısızlıkla yüzleşme özgüveninin eksikliği Murat Bardakçı’nın 29 Haziran 2018 günü HABER TÜRK’ deki köşe yazısında da tanımlandı : “ Milet olarak yenilgilerimizden bahsetmeyi pek sevmeyiz, hattâ hiç hoşlanmaz, nefret ederiz.Bu yüzden sadece zaferlerimizi ve başarılarımızı kutlayıp maglûbiyetlerimiz ile tarihimizin karanlık sayfalarını hatırlamak adetimiz değildir”.

Herkese açık bir toplantıda, önemli bir mevkide bulunan bir yetkili çıkıp, “Diğerleriyle ilgili yaptığınız eleştirilere katılıyorum; benimle ilgili söylediklerinize katılmıyorum” diyebiliyorsa, durup ciddi biçimde düşünmeliyiz. Böyle bir sözün söylendiği salondaki topluluk bakışıyla, sözüyle, gerekçesiyle o söylemi geri aldıracak tepkiyi gösteremiyorsa, orada gelişme yaratan toplum dinamiğinden söz edilebilir mi? Makamı ,mevkii, konumu ne olursa olsun, eleştiriden arınmış insan olabilir mi? Hatalarının açık ortamlarda sorgulanmasına hoşgörü gösteremeyen kişi kendisini “demokrat” olarak tanımlayabilir mi?Yenilgileri ve başarısızlıklarıyla yüzleşme özgüveni olmayan birey, topluluk ve toplumun “tarih bilinci” gelişebilir mi? Geçmişin başarısızlıklarını sorgulayıp ders almadan, “daha sağlıklı gelecekler” inşaa edilebilir mi?

Ülkemizin çok değişik yerlerinde iş insanlarımıza, “gelişme, durumu koruma ve geri çekilme planı’ yapmalarını önerdiğimizde yadırganıyor.Alışkanlıkıklarını kırıp deneme yapanlardan aldığımız “geri bildimler” ise bizi de şaşırtıyor. Bu sonucu yaratan, geri çekilme planı yapılırken, olası başarısızlık varsayımlarının da zihni model kurgusuna dahil edilmesi.

Liderlik, topluluk ya da toplumların önyargıları, yerleşik doğruları, kalıp düşünceleri ve ezberleriyle uyum göstermek değil, toplumun gelecek yaratmayan özelliklerini değiştirebilme ustalığıdır.Bu ustalık da yenilgilerimizle ve yanlışlarımızla yüzleşme özgüveni gerektirir.

Yenilgilerimizi sorgulamadan başarılarımızın sürdürülebilirliğini güven altına alamayız…İşte hayat bu kadar yalındır…

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle