Utan-ı-yorum!

12.01.2016 09:21

Utan-ı-yorum!



Edep ya hu! Edep. Bu kadar da edepsizlik olmaz. Utanıyorum! Utanmak, insanın kalitesini gösteren
bir güzelliktir. Utancından dolayı yanakları kızaran bir insan, gerçekten ve hala insan olduğunu
gösteriyor demektir. Insanlık adına sizin fetvalarınızdan utanıyorum. Sizlerde hiç utanma duygusu
yok mu? Bir baba kızına nasıl şehvet duygusu besleyebilir! Aklınız fikriniz iki apış arasında! Dine
yaptığınız bu saygısızlık o dinin öğretisine uyuyor mu? Uymuyor! O zaman; o dinin sahibine
edepsizlik ediyorsunuz demektir. O zaman; O dinin sahibi de sizin edepsizliklerinizi pazara
çıkarması an meselesidir!
Vaktiyle bir derviş, nefsi ile mücadelenin, bundan sonra her türlü süsten, gösterişten arınarak,
varlıktan vazgeçecektir. Fakat iş yamalı bir hırka giymekle olmamaktadır.Her türlü görünür
süslerden arınması gereklidir. Saç, sakal, bıyık, ne varsa hepsinden. Derviş, usule uygun hareket
eder, soluğu berberde alır. Berberden kendisini traş etmesini ister. Berber dervişin saçlarını kazımaya
baslar. Derviş aynadan durumu izlemektedir. Başının bir kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam
diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca
dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atar ve şaklabanlık yaparak: “Kalk
bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım!” diye kükrer. Dervişlik bu. Sövene dilsiz, vurana elsiz
olması gerektir. Kaideyi bozmaz derviş, hiç ses etmez, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup olur
ama, korkmuştur da. Sesini çıkartamaz. Kabadayı Dervişin kalktığı koltuğa oturur, berber traşa
baslar. Traş sırasında da devamlı olarak dervişi aşağılayıp alay etmeye devan eder; “Kabak aşağı,
kabak yukarı.” Traş biter, kabadayı dükkandan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemiden
boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelerek kabadayıya çarpar. Kabadayı orada
yığılır kalır. Ölmüştür. Görenler çığlığı basarlar. Berber ise şaşkındır. Bir bu kötü manzaraya, bir
dervişe bakar, gayri ihtiyari sorar: - Biraz ağır olmadı mi derviş efendi? Derviş mahzun ve düşünceli
bir şekilde cevap verir: - Vallahi asla gücenmedim ona. Hatta hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki
kabağın bir sahibi var. “O” gücenmiş olmalı!
Bu dinin öğretisini bize anlatmaya çalışan peygamberimiz: "Ben güzel ahlakın tamamlanması için
gönderildim." Dediğini bilip de bu tip ahlaksızlıkları fetva adı altında halka anlatmaya kalkarsanız
hikayede geçen "O" yani Allah'ı gücendirmiş olursunuz. Elbette O'da sizin içinde bir son hazırlar be
cancağızlarım.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle