ÜLKEMİZ: GELİŞİMSEL TRAVMA CENNETİ

18.08.2018 06:00

ÜLKEMİZ: GELİŞİMSEL TRAVMA CENNETİ



Gelişimsel travma; taa en küçüklüğümüzden itibaren maruz kalınan kronik ve hatalı ebeveynlik tutumlarından tutun da fiziksel-cinsel- ve PSİKOLOJİK istismar ve de ihmalkâr tutum ve davranışlardan mütevellit vuku bulan çocukluk travmasını tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Yani; hep dediğim gibi bir çocuk gözünden bir şeyin travmatize gücünün olması için doğal felaketlere, patlamalara, silahlara, hırsızlıklara…vs gerek yok. Bir çocuk baş edebileceğinden büyük bir stresle karşılaştığında (örneğin çocuğun yaşına göre bu ‘’ana/babanın yeter artık gideceğim ben bu evden, başkasının annesi/babası olacağım’’ demek de olabilir), bu stresi yönetebilmek, bunu azaltabilmek, negatif duygularını yatıştırabilmek konusunda ona yardımcı olan, onu doğru ve sağlıklı yönlendiren bir temel bakım veren kişisi yoksa ya da bu strese bizzat temel bakım verenin kendisi sebep oluyorsa; heh işte o zaman çocuklarda gelişimsel travma tohumları atılıyor… Bundan mütevellittir ki yukarda yazdığım istismar çeşitlerinden bilhassa PSİKOLOJİK olanını kalınca yazma ihtiyacı duydum, çünkü halen daha maalesef ki istismar denildiğinde akıllara sadece illa vurmak/ sövmek/ dövmek ya da tecavüz geliyor… Sağlık alanında çalışan bir çok uzman da, aileler de Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)’na bir şekilde hakim olsa da , araştırma sonuçlarına göre gelişimsel travmanın TSSB gibi semptomlar silsilesi yaratmaması durumuyla birlikte, kişide çok daha karmaşık duygulanımsal, bilişsel ve fiziksel rahatsızlıklar tetikleyebiliyor…

GELİŞİMSEL TRAVMA EVDE BAŞLIYOR!

Gelişimsel travmanın bir diğer ismi ise Olumsuz Çocukluk Deneyimleri’dir. Bunlar genellikle kronik aile içi travmalardan oluşur; örneğin annenin ya da babanın fiziksel şiddetine maruz kalmak, annenin ya da babanın aşırı mükemmeliyetçi / evhamlı / takıntılı… tutumlarına maruz kalmak, boşanma ya da vefat sebebiyle ebeveynlerden birini/ ikisini kaybetmek ve bu sürecin ebeveynler tarafından sağlıklı yönetilememesi, aile içi şiddete maruz kalmak (annenin babayı/babanın anneyi dövmesi YA DA BİRBİRLERİNE SÖVMESİ…), sevildiğini hissetmemek, babanın annesini ya da annenin babasını sevdiğini hissetmemek ve birinin hep gideceğini düşünmek, anne baba arasında hiçbir şekilde iletişim olmaması/soğuk savaşlar/küslükler…. Bilimsel araştırmalar tarafından detaylıca bulgulanmış bu liste uzar da gider…

3 ANA BAŞLIK!

Bu bağlamda çocuklarda kronik anlamda maruz kalınan ve yetişkinlik döneminde de gelişimsel travmayı besleyen durumları 3 ana başlıkta toplayabiliriz:

  1. İSTİSMAR: fiziksel, cinsel, psikolojik

  2. İHMAL: fiziksel, duygusal

  3. AİLE DİNAMİĞİNDEKİ BOZUKLUKLAR: sağlıklı ruh halinde olmayan aile üyeleri, anne ya da baba şiddeti, karı-koca şiddeti

Çocuklara, kendi çocukluğumuza, yetişkinliğimize, yetişkinlik dönemimizdeki dostluklarımıza, eşlerimizle olan romantik ilişkimize ve bireysel dinamiklerimize baktığımızda; o kadar da ‘’benim hiç ihtiyacım yok, deli miyim ben de psikoterapiste gideceğim’’lik bir durum olmadığını ve bundan mütevellit de terapi desteği almamız için illa da ‘’sebep’’ olması gerekmediğini daha rahat anlamlandırabiliriz belki…

Herkese travmasız mutlulukların olduğu bir bayram diliyorum…

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle