Türkiye’nin 2023 Yılında Dünyanın İlk 10 Ekonomisine Girmesi Bir Hayal mi?

30.06.2020 06:30

Türkiye’nin 2023 Yılında Dünyanın İlk 10 Ekonomisine Girmesi Bir Hayal mi?



 

Türkiye’nin plan döneminde yüksek gelirli ülkeler” arasına girebilmesinin en önemli şartı, orta gelir tuzağından  çıkmasıdır. Orta gelir tuzağı, kişi başına gelirin belirli bir aşamadan (10 bin dolar) öteye gidememesidir.  Tanım olarak ülkedeki kişi başına gelirin belli bir seviyede takılıp kalması, yükselememesi, durgunluk haline gelmesi durumudur. Daha çok milli gelirlerini artıran gelişme yolunda  olan ülkelerin milli gelir artışlarının ve dolayısıyla kişi başına milli gelirlerinin artmamaya başlaması, bir yerde tıkanması şeklinde ortaya çıkar.

Bu  tuzaktan çıkmak için mutlaka yapısal reformların zaman geçirilmeden uygulamaya geçirilmesi gerekir

 

11. Plan’da Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yılı olan  2023’te   GSYH'nın 1 trilyon 80 milyar,  kişi başına gelirin 12 bin 484 dolara yükseltilmesi, ihracatın ise 226,6 milyar dolara çıkarılması hedeflenmiştir. Bu hedefler, 2023 hedeflerinin gerçekleşmeyeceğinin  göstergesidir. Çünkü 2023 hedefleri 2 trilyon dolar milli gelir, 25 bin dolar kişi başına gelir ve 500 milyar ihracat idi. Her üç hedeften sapma, yüzde yüzün üzerindedir. Sekiz yıllık dönemde bu kadar büyük sapma  dünya rekorudur. Bu iddialı  hedeflerin belirlenmesinden sonra  hedeflere ulaşılamamasının sorumluluğu acaba kime  aittir?

 

Dünyanın önde gelen iktisatçılarından, Massachusetts Institute of Technology (MIT) öğretim üyesi Prof. Dr. Daron Acemoğlu, Türkiye’de devletin ve seçkinlerin gücüne göre toplumun çok zayıf olduğunu, ekonomideki büyümeye rağmen verimlilik artışının olmadığını  6 Ocak 2020 tarihinde Taha Akyol’a şöyle açıklamıştır: Ekonominin Kaldıracı Demokrasi.”

O dönemde coronavirüs salgını yoktu. 15 Ocak’ta  Türkçe yayınlanacak otoriter popülizme karşı demokrasiyi savunduğu yeni kitabı “Dar Koridor” için Türkiye’ye gelmişti. Acemoğlu, bu kapsamda Türkiye’deki gelişmeleri de  değerlendirmiştir. James A. Robinson ile ortak  yazdıkları  kitabını aşiret-kabile toplumları ile kaotik toplumlar arasında kalan ve demokrasinin işlediği bir alan olarak açıklamıştır.

 

Ulusların neden başarısız olduğu konusunda Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, ülkelerin kültür, coğrafya ya da şans değil, kurumlarının gücüne göre yükselip düştüklerini savunmuşlardır. Kitaplarında; özgürlük ve ona nasıl ulaşılacağı konusunda yeni bir teori geliştiriyorlar ve dünya tarihinin hem güncel olaylarından hem de farklı konularından çok sayıda kanıt ortaya koyuyorlar. Çoğu yerde ve çoğu zaman, güçlüler zayıf olanlara egemen olmuşlardır. Devletler;  kişileri  tehditlerden koruyamayacak kadar zayıf, ya da  insanların kendilerini despotluktan koruyamayacak kadar güçlüydü.  

Yazarlara göre özgürlük; ancak devlet ve toplum arasında hassas bir denge kurulduğunda ortaya çıkıyordu. Demokrasilerin ekonomik performans açısından  demokratik olmayan sistemlerden daha iyi olduğunu   belirten Acemoğlu, demokratik olmayan ülkelerin demokratikleşerek gelirlerini artırabileceği görüşündedir.  

 

“Örneğin sivil toplum örgütleri ile özgür ve bağımsız medya aracılığıyla. Aynı zamanda, Türkiye’nin daha güçlü kurumlara ihtiyacı var. Bu bilhassa yargı için çok önemli. Yargı kurumları bağımsızlıklarını ve yetkinliklerini kaybettiklerinde, bunun yeniden inşası çok uzun zaman alıyor. Son 13 yılda Türkiye ekonomisi büyüdü, ancak verimlilik artışı oranı sıfır veya negatif oldu. Bu nasıl olabilir?…Bunun nedeni yüksek teknoloji alanları yerine, Türkiye’nin yatırımlarının çoğunun inşaat ve gayrimenkul alanlarına gitmesi… Aslında, 2000’li yılların başlarında Türkiye’nin 2000-2001 krizini takiben daha yüksek verimlilik artışına yol açan bu tür kurumsal reformlar gördük. Bu kısa dönem, Türkiye’de daha kaliteli bir büyüme için güçlü bir potansiyel olduğunu göstermektedir.”

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

istanbul escort

depolama şehirler arası nakliyat

evden eve nakliyat çeviri şehirler arası nakliyat ofis taşıma uluslararası evden eve nakliyat istanbul eşya depolama