paykasa astropay astropay astropay seo ankara travesti sakarya travesti istanbul evden eve nakliyat nakliyat fiyatları

TÜRKAN SAYLAN

18.05.2018 06:30

TÜRKAN SAYLAN



Bugün Prof. Dr. Türkan Saylan’ın ölüm yıldönümü. Tam 9 yıl oldu hocamızı kaybedeli. Onun hakkında çok şey yazıldı çizildi, yargılayanda oldu, övgüler düzende. O büyük bir bilim insanı, eğitimciydi, onu unutmamalı ve unutturmamalı. Hakkındaki en güzel yazılardan birini Candaş Tolga Işık yazdı. Bende bugün köşemi ona bırakmak istiyorum:

Soğuk bir Aralık sabahı Çapa’daki odasının kapısından içeri giren, üniversiteyi bitireli birkaç yıl olmuş genç bir biyologdu. Kapıyı iki kere çaldıktan sonra kafasını uzattı. Hocam müsait misiniz? Biyoloji Bölümü’nden Avni Bey gönderdi beni… Aramıştı sizi… “Hatırladım, hatırladım. Melanoma (cilt kanseri) genetiği ile ilgili çalışıyormuşsun, gel içeri gel…” Yüzünde son nefesini verirken bile eksilmeyen o tatlı gülümsemeyle Genç adama “Kahve mi içersin çay mı?” diye sordu. “Zahmet olmasın hocam… Bir iki sorum vardı. Onları sorup sizi çok yormadan gideyim ben…” “Zahmet filan olmaz. Ben de şimdi tomografiden çıktım. İki laflarız işte...” Genç adam duraksadı. “Meme kanseri tedavisi görmüştüm. Geçti bitti diyorduk. Bugün öğrendim ki karaciğerimde de küçük bir leke varmış.” Küçük bir leke dediği, memesinde başlayan kanserin vücuduna yayıldığının ilk haberiydi aslında. Genç adam durumunun farkına varınca, endişe dolu bakışlarla, nazikçe, “Daha sonra rahatsız edeyim sizi isterseniz?" dedi. Hoca güldü ve “Çevrende hiç kanser teşhisi konan oldu mu çocuk?” diye sordu. “Hayır, hocam." dedi. “Bak o zaman sana ilk dersi veriyorum: Bu kanser denen mikrop tek başına hiçbir gücü olmayan zavallıcıktır. Kanser tek başına kimseyi öldürmez; ölümcül olması bir yalnızlık, bir çaresizlik, bir umutsuzluk, bir üzüntü, bir stres arar. Ona bu fırsatı vermesen, er ya da geç çeker gider. O yüzden sen şimdi hocanı bu zavallı mikropla yalnız bırakmayı çıkar aklından ve anlat bakalım, ne yapıyorsun, ne ediyorsun?” Böyle tanışmıştık Hocam Türkan Saylan’la. Tanışmıştık diyorum ama bazen tanımak için tanışmak yetmiyor. Bazı insanları tanımak için onları yaşamak, anlamak, attıkları her adımdan, ağızlarından çıkan her heceden bir şey öğrenmek gerekiyor. Hoca da öyle biriydi. O gün kapısından çıkarken "Sakın ha literatürü açıp 'Hocanın ne kadar ömrü kaldı?’ diye bakma, literatür insan hikâyesi yazmaz, rakam yazar" demişti. Aradan geçen yıllar içerisinde Hocayı çok daha yakından tanıma fırsatım olmuştu. Ne zaman başım sıkışsa telefona sarılıyordum. Bir gün “Ben bilim adamı olmaktan vazgeçtim Hocam!" diye aradım. Kızacağını sanıyordum, kızmadı. Sadece bir öğüt verdi ki hâlâ kulağıma küpedir: “İnsan olmaktan vazgeçme yeter.” Hoca haklıydı. Her karar aslında bir vazgeçiştir… O yüzden vazgeçebilirdi insan birçok şeyden ama insan kalmakta ısrar etmeliydi.

Böyle bir Mayıs ayında kaybettik Türkan Hoca’yı… “Kanserden öldü" dediler. Yalan! Hocayı kanser öldürmedi. Genç kızlar da okula gidebilsin diye hayatını ortaya koyan, bu ülkenin yetiştirdiği en aydınlık yüzlü kadındı Türkan Saylan. Onu ölüm döşeğinde “terörist” ilan edenler öldürdü. Onu televizyonların canlı yayınlarında, gazete köşelerinde “muhabbet tellalı” ilan eden medya “pezevenkleri” öldürdü. Bakmayın siz şimdi kurdukları sahnede oynadıkları “masum” rollerine… Türkan Saylan’a ölüm döşeğinde ‘darbeci’ diye operasyon yapılırken sessiz kalan, cenazesine katılmaya tenezzül etmedikleri gibi bir çiçek bile göndermeye korkanlar yüzünden öldü Hoca. Tanıştığımız gün kapısından çıkarken “Bakma” dediği o literatüre Türkan Hocam öldüğü gün bakmıştım. Biliyor musunuz ne yazıyordu? “En fazla bir sene…” Oysa Hoca o günden sonra tam 13 sene daha yaşadı. Ve bıraksalar belki bir 13 sene daha yaşayacaktı… Hatırlıyor musunuz ne söylemişti? “Kanser kimseyi tek başına öldürmez…”

Yorumlar (1) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Alaattin Tetik

19 Mayıs 2018 21:42
Reyhan Bey, yazılarınızı çok düzenli olmasa da zaman zaman okuyorum. Çok beğeniyorum fakat yazılarınızda beni çok rahatsız eden bir durum var ve bu çoğu zaman yineleniyor. Bu durumda o yazıları sonuna kadar okumaya tahammül edemiyorum: Yazım Kuralları (İmla). Bugükü yazınızın ilk altı cümlesinde üç yazım yanlışı! 1-"yargılayanda"=yargılayan da olacak. 2- "övgüler düzende"=övgüler düzen de olacak. 3- "bende bugün"=ben de bugün olacak. Devamı gelebilir, hepsini okuyamadım. Selamlarımla..