Temel sorunumuz: “Ekosistem bilinci”

06.11.2018 06:30

Temel sorunumuz: “Ekosistem bilinci”



Uluslararası eleklerin üstünde kalabilmiş bilim insanlarını dinlerken, yarattıkları sonuçlarla elbet ki ilgilenirim, ama asıl ilgimi hayatın gerçeğini açıklarken kullandıkları kavram ve terimlere odaklarım. Teke Tek Programında Fatih Altaylı ile sohbetinde Prof.Dr. Mehmet Toner’i izlerken de “ekosistem vurgusunu” öne çıkardığını gözledim.

Ekosistem, doğrudan ya da dolaylı biçimde bağlantı kurduğumuz, iletişim sağladığımız , işbirlikleri yaptığımız canlı ya da cansız varlıkların “özendirici” ve “caydırıcı” etkileşiminin bütünüdür. Almanya’ da çalışırken sokaklara bir çöp bile atmayan bir insanımızın, Kapıkule’den giriş yaptıktan sonra, içtiği suyun ambalajını yollara, caddelere ve sokaklara fırlatması tam anlamıyla bir ekosistem etkisidir. Macaristan’da bir dönem moda haline gelmiş matematik problemi çözme ve problem üretme ikliminin yarattığı ekosistem, ülkenin dünya ölçeğinde 10’a yakın büyük matematikçi yetiştirmesinin önünü açamıştır.

Türkiye ‘de bilim üretemeyen, ama ABD’ye gittiği zaman alanında fark yaratan insanlarımızla ilgili değerlendirmelerde “bilimsel çalışmayı özendiren ekosistemin etkileri” açıklamalarında haklılık payı büyüktür.

Gelişmenin 5 adımı

Prof.Dr. Mehmet Toner açıklamalarından çıkardığım ders şudur: Gelişme yaratmak için ilk adımda “üretmesini öğrenmek” gerekiyor.İçe kapalı, yerel bir üretimin yarattığı zenginlik sınırlı kalıyor; ikinci adımı da “dışa ve dünyaya açılma” oluşturuyor. Üçüncü adım da,“fikirleri ürün ve metotlara dönüştürerek” küresel pazarlarda tutunmalarını sağlama. Dördüncü adım, güçlendiren yeniliklerle başlangıçta yüksek gelirli insanların ulaşabildiği yeni ürünlere ve hizmetleri kitlelerin erişebileceği maliyette üretme. Beşinici adım, ciddi bir geri-bildirim döngüsüyle gelişmenin sürdürülebilirliği güven altına alma…

Ülkemizin az konuşulan büyük sorunlarımızdan biri de “ekosistem kavrayışındaki yetersizliktir”.Bu yargıya nasıl vardığımı kısaca anlatayım: Çandarlı’da liman yapma kararı alındığı günden başlayarak gelişmeleri yakından izliyorum. Çandarlı limanı ile ilgili siyasi irade temsilcilerinin yaptıkları bir dizi açıklama var. Orda limanı inşasıyla yaratılacak sonuçlar hakkında ciddi iddialar ortaya kondu. Liman altyapısı bittiği halde, üst yapılar, bağlantı yollarının tamamlanmaması ve bilmediğimiz diğer etkenler nedeniyle işletmeye bir türlü açılamadı. Oysa biz bu limanı Yunanistan’daki Pire limanına alternatif yaratmak için yaptığımızı yüksek sesle bütün dünyaya ilan etmiştik.

Bugün neredeyiz? James Kynge, FT’de 26 Eylül 2018 günü “ Çin’in Bir Kuşak ve Yol İnisiyatifi” kapsamlı bir “haber analiz” yayınladı: Yunanistan’daki Pire limanının, 2010 yılında dünyada en büyük konteyner limanları arasında 93’uncu sırada yer aldığını, 2010 ise 38’inci sıraya yükseldiğini anlattı.Bu hızlı yükselişin ardında Çin denizcilik firması Cosco var.Çin’in bu büyük ölçekli denizcilik firması, İpek Denizyolu’nun Akdeniz sahillerinde İspanya, Cezayir ve Venedik’deki limanlarda da etkinliğini giderek artırıyor. Ambarlı’ da da bir ayakları var.

Pire limanının, dünya ölçeğinde de hızlı gelişen limanlardan biri.Pire limanını yönenler, bu yıl yüzde 35 oranında bir büyüme geçekleştireceklekini öngörüyorlar.Pire’den Budapeşte’ye hızlı demiryolu bitince Avrupa’nın derinliklerine erişim güçlenecek; limanın konumu daha da güçlenecek.

Yüzleşme özgüveni

Ülkemizde yatırımlarla ilgili ekosistemin tıkandığı nokta tam da bu…Bizim gazetelerimiz, TV kanallarımız, neden böyle bir yatırımın yaratılmak istenen sonuçtan sapmalarla yüzleşerek kamuoyuna açık ve net bilgi aktarmada fikr-i takip ilkesinin peşine düşmez?

Biz Çandarlı limanı gibi iddialı bir yatırımdaki sapmaları açık ortamlarda sorgulama özgüveni gösteremezsek, ekosistemimizin fırsatlarını ve tehditlerini nasıl algılar, nasıl anlamlandırırız? Ar-Ge, tasarım ve inovasyon için gerekli fonları nasıl yaratırız?Gerçek başarı yaratanlar ile illüzyon peşinde olanları nasıl ayırırız?O zaman orta gelir tuzaklarına saplanır, debelenir dururuz….Ekosistemimizi kavramadan, “ekosistem bilincini” yükseltmeden sağlıklı iş yapmamız mümkün olmaz, olamaz…

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle