TEKNOLOJİ VARLIĞIN ÜSTÜNÜ ÖRTER

29.10.2019 06:30

TEKNOLOJİ VARLIĞIN ÜSTÜNÜ ÖRTER



Uzun erimde teknolojinin insan beynine olumsuz etkisi olacağı şeklinde bir görüş belirmeye başladı bende, konuyu sizlerle de tartışmak isterim. Beyinde 100 milyar nöron olduğunu ve her bir nöronun 10 bin nöronla bağlantı yapabilme potansiyeli ile müthiş bir ağ kurabileceğini biliyoruz. Bizi akıllı yapan kurduğumuz bu bağlantıların çokluğu, doğruluğu ve sağlamlığı, yeni algoritmalar oluşturarak yaratıcılığa kapı açıyor. Kullanmadığımız bağlantılarda zamanla körelip yok oluyor. Günümüzde dışarıdan aldığımız hazır bilgi oranı hızla artıyor, bu tüm dünyada böyle. Bütün bunların sonucu internet ve sosyal medya denen, önümüze hazır gelen, artık düşünmememizi, araştırmamamızı öğütleyen bir mekanizma kuruluyor. Dayatılan bilgiyi kendi birikimimiz ve yeterliliğimiz çerçevesinde fikre dönüştürüyor ve sorgulama dahi yapmadan derhal bir başkasıyla paylaşmak istiyoruz. Vasatlık ortamı böylece kendiliğinden doğuyor ve sosyal medyada veya internet ortamında kendine yer arayan herkes kaçınılmaz olarak bu vasatlık ortamından nasibini alıyor. Gelişmenin oluşabilmesi için araştırma, sorgulama ve düşünme gerekiyor, bunlarda olmadığına göre doğal olarak gerileme başlıyor. Nöronlar yeni bağlantılar yapmadıkları gibi daha önce yapmış olduklarını da kullanma zahmetine girmediklerinden dolayı olanları da yitirmeye başlıyorlar ki, özellikle bizim ülkemizde toplumsal olarak ahmaklığa yelken açışımızın resmi böyle çiziliyor…

Heidegger, teknoloji için “varlığın üstünü örtüyor” demiş. Kimine göre ise teknoloji artık varlığa eklemlendi, insanın cansız organı oldu. Önümüze hazır konan ve doğruluğu sorgulanmayan bilgilerin yarattığı konfor ortamından hızla uzaklaşmak, ayakta kalabilmek için de okumak, öğrenmek ve sorgulamak gerekiyor. Bu konfor ortamında kalmakta diretirsek bilmediklerimizi öğrenmek istemeyecek, başka bir dünya olabileceği gerçeğini hep birlikte ıskalayacağız. Unutmayalım insanları salak yerine koymaya çalışanlar hep kendi zeka düzeylerini baz olarak ele alırlar. Çağımızın hastalığı “post-truth” (gerçek ötesi) dünyası böyle yaratıldı. Yalanla karşılaşma sıklığı artıkça onu kabullenme olasılığı yükselmeye başladı. Yalan yaşamın bir parçası oldu, üstelik bugün söylediklerini yarın değiştiren politikacılar tarafından da sıkça kullanıldığından bizlerde kolayca kandırılır olduk. Benimsediğimiz liderlerimize sorgusuz sualsiz bağlanmaya başladık, yönetilmemiz kolaylaştı. Nasıl demokrasi eğitilmiş insan isterse, bence internete ve sosyal medyaya balıklama dalmadan önce de iyi bir alt yapıya sahibi olmak gerekir, bu da beynimizi beslemekle sağlanır. Yoksa boş yere debelenip duracağız hem geleceğimize hem de bu ülkeye yazık olacak…

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle