Tazılı Gelin ve Hayatın Oku (2)

17.07.2019 06:30

Tazılı Gelin ve Hayatın Oku (2)



Birkaç gün sonra Meşedibi’nde öküzleri otlatırken, Kemal Güzel, Derviş Özdemir’in Niksar’dan gönderdiği zarfı verdi: Bursa Eğitim Enstitüsü’nü kazanmıştım, sözlü sınava çağrılıyordum.Bu çağrı, köyümüzden tam kopuşu gerçekleştirdi; dört yıl sonra evlenince birkaç günlüğüne köye kısa bir dönüş yaptım.

Arada yaşananlara tanıklık etmedim; anlatılanlara ise tarafları dinlemeden yargıya varılmamasını öğrendiğim için çok fazla değer vermedim.

Benim zihninin derinliklerinde ,Tazılı Gelin özü, sözü ve davranışı birbirine uyan, gereksiz konuşmayan, çatışmayı sevmeyen, dengeli bir insan olarak kaldı.

Temmuz ayının ilk günü haftalık okumalarımı yapıyordum ki, Eskişehir’den kardeşim Hatice telefon etti: Tazılı Gelin sonsuz yolculuğuna çıkmıştı!

Osman Yağcı’yı aradım. Arabayı kullanacak birini bulursa, köye gitmek; Tazılı Gelin’in son yolculuğunda orada bulunmak istiyordum. Serdar Özdoğan da bize katıldı. Osman, Serdar ve ben akşam saatlerinde yola çıktık; sabah ezanında köye ulaştık.

Hayat böyle bir şey…Pato bibimin eşi Ömer enişte sonsuz yolculuğuna çıktığında da zihnimdeki birikim beni orada olmaya zorlamıştı; Tazılı Gelin’in son yolculuğunda da iki kürek toprak atma sorumluluğu bütün benliğimi sarmıştı.

Tazılı Gelin mezara saklanırken birkaç kez göz yaşlarımı tutamadım: Hayatı anlamak için kendimi iyiden iyiye zorlandım.

Çamlıktaki mezarlıktan Ladik Yazı’ya, Çardaklı’nın ormanlaşmış tepelerine doğru baktım.Çocukluğumun köyünde olup bitenleri düşündüm. Yoksulluk ve yoksunlukları anımsadım. Almanya göçünü, gurbeti sılaya dönüştüren köyümüz insanını, Ankara, Turhal, Gebze, Eskişehir, İzmir ve daha başka yerlede yerleşenleri andım.

Hayatın oku ileriye doğrudur. Tazılı Gelin’in büyük kızı Zeynep Ankara’da yaşadı, çocuklarını yetiştirdi; her biri iş, aş sahibi oldu. Ruhiye İstanbul’da Beykoz sırtlarında yaşadı; iki çocuğunu okuttu, Eskişehir’de evini aldı, diğer iki kız kardeşiyle orada yaşayacak. Ruhiye’nin kamu yönetimi okuyan Uşak’ta kamu görevlisi olan kızı, Bilecik Üniversitesi’nde kariyer peşinde oğlu var. Üçüncü kızı Hatice güzel bir evlilik yaptı; Eskişehir’de oturuyor.En küçük kızı Serap da Eskişehir’de. Ne zaman Serap’la karşılaşsam Tazılı Gelin’i bulurum kendinde: Sözünü bilen, insan ilişkilerine ayar ve denge tutturan emmimin kızıdır O. Hasan Fehmi de kamu yönetimi okudu Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nde çalışıyor.Çocuklarının hepsinin konumu, Sorhun Köyü’ndeki yaşantıyla karşılaştırılamayacak kadar ilerde. Köyün hemen hemen bütün insanları için de geçerli bu ilerleme. Dışişleri Bakanlığı’nda elçilik müsteşarlığı yapan, tip fakültelerini bitiren, hukuk okuyan avukat ve hakim olanlar, mühendisler var şimdi köyümüz insanlarından…

Tazılı Gelin’in son yolculuğunda orada olmak içimi rahatlattı.

Bir gün bütün mevkilerden, makamlardan, güçlerden arınıp, sıradan bir insan olarak dolaştığınızda, daha önce birlikte olduğunuz insanların gözlerine, gözlerimizi kırpmadan bakabilecek düzgünlükte yaşamaktır insanlık.

Tazılı Gelin işte tam da öyle biriydi: Sözcüğün tam anlamıyla insandı…

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle