ŞEFKAT NOTLARI

18.01.2020 06:30

ŞEFKAT NOTLARI



Sabah 6:15ti alarmım çaldığında; yüzüme bir gülümseme yayılıyor son 3-4 gündür sabahları uyanırken. İstemsiz… Lakin nedeni belli…

…an itibariyle İstanbul’dayım. 1 saat önce trenden adımımı attım yine bu şehre, sırtımda akademik yüklerle az sonra seminer vereceğim yere ‘’indim’’. Bedenim burada, ruhumu da senkron etmeye çalışıyorum bedenimle.

Şefkat… ne kadar basit ne kadar karmaşık ne kadar zor ve ne kadar kolay… geçtiğimiz hafta tam da bugün daha farklı bir Gizem’dim, öyle hissediyorum… devasa farklılıklar olmasına gerek yok ki zaten… neticede büyüme ve gelişme doğrusal değil… Ben de değişe-gele-yazıyorum :) Son zamanlarda kelimelerimi daha cimri kullanmaya mı başladım bilmiyorum, ama deneyimi aktarmak – en azından sözcüklerle, sözel dil ile- oldukça güç sanırım (ya da bana öyle)

Ve yine sanırım ondandır ‘’bilen’’ halimiz car car konuşurken, deneyimleyen halimize bir sus geliyor, kelimeler kifayetsiz kalıyor.

Mindfulness Temelli Şefkatli Yaşam (MBCL)’in temel eğitim modülü idi aldığım eğitim. Şu an eğitimini verdiğim MBSR yani Mindfulness Temelli Stres Azaltma kursundan sonra alınması uygun görülen bir yolculuk bu (Tabi ki nedenini 4. Günün sonunda anlamıştım). Türkiye’deki eğitim sonrası kendi inzivaları için Tayland’a doğru karı koca yola çıkan eğitmenlerimizin katkı sağladığı iklimden midir bilmem, garip bir huzur var bende. Bu huzur; meğer ne zamandır evriliyormuş içimde… her bir deneyim, zorlanma, neşe, acı, her biri sınavım olan zorlayıcı durumlar ve bu durumların bende tezahür etmesine ayna olan kişiler…. Ve bu sınanmalardan çıkışlarım… sonra yeniden düşüşler… Huzur var ama sıkıntı yok mu o da var, hem de nasıl… Zaten tarifi zor olan da bu; sıkıntılarla, acılarla ve gerçekten kelimenin tam anlamıyla fiziksel ve zihinsel tüm acı, zorlanma ve yorgunlukla beraber huzur içinde olabilmek… Yazarken bile gülümsüyorum, bir yandan komik geliyor, bir yandan ‘’nasıl bir şey bu?’’ soruları… Aldığım her bir terapi eğitimi sanki beni bugüne hazırlamış gibi hissediyorum şu an. Her birinin kökünde meğerse aynı şey varmış gibi… ve tüm bunları kapsayan bir ben varmış gibi…

Şefkat… eğitim boyunca arka planda çalan, sesi zaman zaman yükselen zaman zaman duyulmayacak kadar azalan bir tını gibiydi zihnimde… neydi, nasıl bir şeydi? Neticede herkes kendi deneyimini bir kavrama yüklüyor ve o kavram üzerinden aynı şeyden bahsettiğimizi zannediyoruz… Benim için… işte orasını ben de keşfediyorum. Elimde avucumda keşfettiklerim ise sonrasında yeni evrenlere dönüştüreceğime inandığım toz bulutları var…

Birincisi, Zümra hocamın da dediği gibi şefkat merhamet demek değil… Acımak demek değil yani. Şefkat başka bir şey… ve ikincisi, bana kalırsa ‘’şefkat’’ yardım etmek demek de değil. Şefkatten doğan yardım davranışları olabilir tabi ki, yardım davranışından doğan şefkat de olabilir mi ki? Bilmem, bu da yeni bir soru olsun zihnimde. Bildiğim şey, yardım eden kişinin yardım alan kişiye göre daha çok beyninde mutluluk hormonu salgılandığı ve birçok memelinin de benzer bir davranış gösterebildiği bir durum olduğu… neticede doğada müttefik kazanıyoruz bu vesileyle… Yardım etme davranışına bu kadar çok takılmam da çoğumuzun yaptığı paylaşımlar… ‘’kendine şefkat’’ dediğimizde kendimize bakım vermek, kendimizin konforunu sağlamak anlayabiliyoruz. ‘’başkasına şefkat’’ dediğimde ne canlanıyor zihninizde? Deneyimimim; başkaları için orada olmak, ama sadece olmak değil, aksiyon da alarak orada olmak, onlara yardım eli uzatmak… burada kafamı kurcalayan nokta devreye giriyor işte… Acaba diyorum bu ‘’şefkat’’ kavramı altında bahsettiğimiz şey; yardım etmek mi? Toplum yanlısı davranış dediğimiz şey mi? Peki, başkalarından şefkat almak? Başkalarından şefkat almakta zorlanıyorum dediğimizde de acaba başkalarının yardımını kabul etmekte mi zorlanıyoruz yoksa bahsettiğimiz şey en saf haliyle ‘’şefkat’’ mi? Yine bildiğim bir şey varsa o da şu ki; Mindfulness ve Şefkat gelişmiş beyin ile hayatımıza giren kavramlar, ön-kortekslerimiz bu tutumlar ve beceriler silsilesinin yuvası… Dolayısıyla insana, insan evladına has bir durum… O zaman diyorum kendi kendime; yardım kavramından başka bir şeyler olmalı herhalde… daha kapsayıcı, daha başka… daha farklı…

Şefkat… bana kalırsa daha durağan bir kavram, daha süreğen bir kavram… aksiyon almadan önceki faz belki de… sadece ‘’ben buradayım, ben senin için buradayım’’ hali… ‘’ben kendim için buradayım’’ hali… ‘’sana kızsam da hak vermesem de senin için buradayım’’ hali… ve tüm bunları sunarken kendi alanımı da fark ettiğim ve kendi alanıma da kucak açtığım ve kendimi de koruduğum halim… canlı cansız her şeyle senkron olma hali belki de… yol arkadaşı olma… ne önüne geçme ne kendini ezdirme…

Tüm bilgelerin söylediği gibi; Mindfulness olanı, algımızın filtresinden geçeni ve geçmeyenleri fark etmek; Bilgelik ve Şefkat ise fark ettiğimiz ‘’olma’’ hallerine nasıl yaklaşılacağı, nasıl ilerleneceği, nasıl devam edileceği… Bir kuşun iki kanadı demişti Zümra Hoca, şimdi anlıyorum…

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle