Seçim kampanyasıyla ilgili düşündüklerimi eleştirin

26.06.2018 06:30

Seçim kampanyasıyla ilgili düşündüklerimi eleştirin



Bu yazıyı seçimden önce yazıyorum. TV ekranlarından ve gazete sütunlarından politikacıların son barutlarını atışlarını izlediğimiz son iki gün.Sorumlu her yurttaş gibi, ülkenin kaderini teslim edeceğimiz insanların ne söylediklerini kapsayıcı bir ruhla anlamaya çalışıyorum.

Bildiklerimin “tek doğru” olmadığını farkedeli yıllar oldu.Söylediklerimi ve yazdıklarımı bir başkasının irdelemesini, eksiklerimi tamamlamasını, yanlışlarımı düzeltmesini içtenlikle isteyenlerdenim.

Doğru bildiklerimizin eksiklerini ve yanlışlarını gerekçeleriyle bize anlatanlardan daha büyük dostlarımız olamaz…

Kuşkusuz, birçok yurttaş gibi benim de “politik tercihlerim” var, ama asla futbol takımı tutar gibi sorgusuz tercih yapmıyorum.Kendime göre gerekçelerim var. Gerekçelerim her platformda, dileyen herkesle de tartışmaya hazırım.

Ülke yönetimine aday olanların politik tasarımları ve programlarıyla ilgili eleştirel bir bakışla notlar aldım.Seçimin sonuçlarının belli olduğu bugünden dört gün önce yaptığım saptamalarımı değerlendirmenizi, eksik ve yanlış bulduklarınızı “rustu,bozkurt@dunya,com” adresine aktarmanızı, düşüncelerimi gözden geçirmeme yardımcı olmanızı istiyorum.

Saptamalarımı beş alt başlıkta toparlayarak tartışmaya açacağım:

1 Bağırarak konuşma baskın bir özellikti: Politikada aday olanların “yüksek sesle bağırarak” konuşma eğilimi çok güçlü.TV’lerden izlediğim olgunlaşmış demokrasilerde böyle olmadığını düşünüyorum. Sahada gözlem yapmadığım için de bu hükme karşı itiyatlıyım.

Hepimiz TV ekranlarında vahşi yaşamı seyrediyoruz. En ilkel savunma refleksi, tüylerini kabartarak daha büyük görünme, şişinerek karşısındakine fizik gücünü anımsatma, yüksek sesle bağırma şeklinde olduğunu bilir.

İnsanlık ortak uygarlıklara doğru ilerlerken sesini bastırıyor; aklını kullanarak sözlerini demleyerek söylemesini öğreniyor. İnsanlar kaba gücünün yerine, espriye dayalı akıllı anlatımları koyuyor. Aklın yansıması olan pişirilmiş sözün gücünü ustalıkla kullananlara da“diplomat” diyoruz. Diplomatlık, kaba güce baş vurmadan, akılla, sözle, uzlaşmayla ve barışla sorun çözme sanatıdır. Diplomatlar strateji, taktik ve operasyonel ustalık gösterir; ilk dönemlerinde olduğu gibi “incili kaptan” giymeye bile gerek duymazlar.

Gelecek seçimlerde “yüksek ses” çıkaranlara değil, akılla beslenen “ince espriyle” rakibini alt etmeye özen gösterenlere yakınlık gösterirsek; hep birlikte ülkemizdeki “politik söylem düzeyinin” yükselmesine katkı yaparız.

2 Baskın bir şekilde inanç ve gelenek vurgusu yapıldı : Bugünlerde Bernard Lewis’ in kitaplarında sıklıkla rastladığım merkezi düşünceye Mevlana gibi bilginler de işaret ediyor. Irk, inanç ve gelenek vurgusuna aşırı abanan toplumların iflah etmediği söyleniyor. Politik kampanyaya bakıyorum; ağırlıklı olarak inanç, ırk ve gelenek vurgusu yapılıyor. Toplumu ileriye taşıyacak “gelenek muhafazasına hiçbir itirazımız olamaz. Mevlana’nın bilgeliğine içtenlikley inananlarımız, Timur Kuran’ın kitabında referans gösterdiği sözü rehber edinmeli diye düşünürüm: “ İki yol var her insanın önünde/ Kolayını arar gelenekte dininde/İçine yolculuk yaparsa eğer/Farklı yollar bulacaktır derinde.”

Seçim kampanyasında sunulan söylemlerin metinlerini masaya yatırmalıyız. Söylenenler ne kadarının dünle, ne kadarının da gelecekle ilgili olduğunu analiz etmeliyiz ki, Kur’an’ da “ “Hakkında kesin bilgin olmayan şeyin ardından gitme”( İsra Süresi 36. ayet) hükmünü yerine getirmiş olalım.

Irk ve inanç gibi doğuştan kazanılan değerlere aşırı vurgu yapmanın uzun dönemde toplumsal ilişkilerde nasıl bir tohumu canlandıracağını alabildiğine sorgulamalıyız.

3 Geleceği inşa etme projelerine odaklı anlatım oranları çok düşüktü: Bizim politik söylemlerimizde “harcama artıran angajmanlar” alabildiğine abartılıyor da, geleceği inşa etmeye yönelik “temel yapı angajmanlardan” sakınılıyor. Bunun ilk nedeni, geleceği inşa edecek eğilimleri, eğilimlerin fırsat ve tehlikelerini, kendi olanak ve kısıtlarımızı “bilmemek” olabilir. Eğer öğrenmek ve anlamak için çaba göstermiyorsak, “ iyi niyetli cehaletle, art niyetli ihanetin aynı kapıya çıktığını gözden ırak tutmuş olmaz mıyız? Bu bilinç kaymasının savunması ve sığınması olabilir mi?

Bekliyordum ki, bu seçimlerde “Türkiye’nin yarı-iletken üretim stratejisi” tartışılacak. Umuyordum ki, “ülke yönetimine aday olanlar ülkenin veri eksikliğinin kaynağı olan dinamik envanter eksikliğini” alabildiğine sorgulanacak. Diliyordum ki, “işleyen kurumların kalkınmadaki etkisi halka anlatılarak, kurumlara ve topraklara nasıl sahip çıkılacağı bilinci” bir kaç basamak yükseltilecek. Düşlüyordum ki, “ ileri-teknoloji odaklı yüksek katma değerli ürünlere geçiş stratejisi ile sayısal teknolojiye uyum sorunları” tartışmaların odağındaki yerini alacak.Sanıyordum ki, “ gelecek inşa etme projeleri klasik alanlardan kuantum mekaniği alanlarınakayarak toplumu gelecek on yıllar için hazırlayacak. Düşlüyordum ki, “yeni nesil OSB’lerle ilgili gündemin önemli maddelerinden bir olma” şansını elde edecek.Varsayıyordum ki, “klasik yatırımların gerek şart, ileri teknolojik yatırımların yeter şart olduğu” ciddi biçimde tartışılacak.

4 Strateji tasarımları iktidar odaklıydı: Bilim güçlerine inandığım ne kadar bilgin varsa, bir strateji çerçevesinde yürütülmeyen işlerin başarılı olamadığını söylüyor. Halil İnalcık’tan İlber Ortaylı’ya , Bernard Lewis’ten Henry Kissinger’e, Matt Redly’ den diğerlerine son on yıldır anlamak için okuduğum bütün bilginler, bizi rakiplerimizden daha farklı kılacak “strateji tasarlamanın” etkin gelişmenin dinamiği olduğunu söylüyorlar.

Politik tartışmalarımızda “strateji kavramı” çerçevesinde ne bulduk? İçtenlikle kendimize soramım .

5 Gelecek seçim kaygısı baskın, gelecek nesil kaygısı silikti: Ünlü sloganı anımsayalım lütfen : ”Devlet adamı bir sonraki nesli düşünür; kötü politikacı bir sonraki seçimi. Sözü çok uzatmadan kendimize soralım: Dinlediklerimizin ne kadarı gelecek nesiller içindi; ne kadarı seçimi kazanmak için?

Yazdıklarımı elitist, fantezi, idealist bulanlar olmuştur. Onların da gerekçelerini öğrenmek ve düşünmek isterim.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle