Raşidüddin Özeni

15.01.2019 06:30

Raşidüddin Özeni



Raşidüddin Iranlı bir tarihçidir.Bu satırların yazıldığı andan bakarsanız 701 yıl önce hayata gözlerini yummuştur. Cami el-Tevarih (Tarihlerin Toplantısı) adlı eserin yazımının baş kahramanıdır. Yazılmasına öncülük ettiği kitabın değerli olması ve dayanıklılığı farklı uygarlıkların yarattığı çok sesli, çok kültürlü ve çok odaklı yaşanmışlığa olan saygısıdır.

Raşidüddin’ in Musevi iken Müslümanlığı seçmiştir. Olcaytu Han ve Gazan Han kendisini evrensel bir tarih derlemesi yaptırması için görevlendirmiştir.

Ünlü bilgin Bernard Lewis, Ortadoğu/İki Bin Yıllık Ortadoğu Tarihi eserinde bir hekim ve vezir olan Raşidüddin’in, Kaşmirli bir Budist keşiş, bir Frank keşişi, bazı Iranlı bilim insanları, kabile gelenekleri uzmanı bir Moğol ve Çinli bilim insanın katıldığı çok sesli ve çok kültürlü bir ekip oluşturduğunu yazıyor. Lewis diyor ki, “ Raşidüddin ve Hanları kendi uygarlıkları dışına çıkan evrensel bir tarih yazma konusunda Avrupa’dan 500 yıl önce davranmışlardı.”

Raşidüddin ve Hanları kendi sınırları dışına çıkma, kendileriyle yüzleşme özgüvenine sahip olmasalardı; 7 yüzyıl sonra Sakarya Gazetesi sütunlarında yaşayamazlardı.Ölümden sonra yaşamak, yaptıklarımızın dayanıklı olması böyle bir şeydir.

Çok odaklı bakış eksikliği

Sıradan günlük işleriyle uğraşan insanlarımızı kastetmiyorum; eş-dost söyleşilerinde ülke sorunlarına ilişkin değerlendirme yapanların, ülkenin değişik kuruluş ve kurumlarında yönetim sorumluluğu alan ve almaya yönelenlerin çok sesli , çok kültürlü ve çok odaklı bakış açısından yoksun olmalarından korkuyorum. Bu yoksunluğun, büyük toplumsal kara deliklerimizden biri olduğunu düşünüyorum.

İnsanların bilgisi, yaptığı işlerin kalitesi, işlerin kalıcı olması, gücü ellerinde bulundurdukları dönemlerde ölçülemez. “Dünya Sultan Süleymana bile kalmadı…” der halkımız. Gün gelir bütün makamları, mevkileri ve güçleri bırakırız. Biz bırakmak istemesek bile doğa yasaları bizim bu dünyada sonsuza dek kalmamıza izin vermez.

Önemli olan kimseyi korkutacak gücümüzün kalmadığı zamanlar, bizimle birlikte çalışmış insanların ne söyleyecekleridir…

Egosunu çok şişirmiş, kurumsal ve toplumsal boşluklardan yararlanmış, iletişimin zaaflarını kullanmış, kendisiyle aşırı meşgul, kendi yanılmazlığına inanmış, ama yaratıcı yanları da olan insanlar da vardır. Böyle insanların topluma yaptıkları katkının gerçek değerini verme, öte yandan şark kurnazlıklarıyla ördükleri kutsal şallarla gizledikleri hatalarını açığa çıkarma gelenekleri olan toplumlar, uygarlığa kalıcı katkı yapıyor. Olmayanlar da, yalan ile gerçeğin, uygun olan ile aşarı değerlendirmenin , illüzyon olanla somut gerçekliğin sarkaçlarında bir uçtan öbürüne çarpa çarpa toplumsal enerjilerini harcıyor; gelişmekte olan toplum nitelemesini bir türlü aşamıyor.

Değerli olmak

Bugünün önemli insanları, gerçekten değerli insan olmak istiyorlarsa, makamı ve mevkii ne olursa olsun, Olcaytu Han, Gazan Han ve Raşidüddin’in yüzleşme özgüvenini göstermeli. Ne yapacaklarını bir proje ile açıklayan, projelerin değerlerini en şeffaf ortamlarda paylaşan, uygulamalarda öngörülen ile sapmaları herkesin gözü önünde sorgulayan özgüven olanlar “değerli” olma hakkını kazanıyor.

Unutmayalım, öyle bir an gelir ki, toplumun iç dinamikleri harekete geçer, araştırır; aynı dönemde başkalarının yaptıklarıyla sizin yaptıklarınızı karşılaştırır; arşivin yanılmaz hafızasından yararlanarak hak ettiğiniz yere sizi yerleştirir.

Hepimiz Raşidüddin özeni göstermeli, kendi dünyamızın, uygarlığımızın dışına çıkmalıyız.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle