Pazar Yazısı..

28.12.2015 09:43

Pazar Yazısı..



Ne çok şeyi erteleriz bir gün yaparız avuntusuyla,
aslında ertelediklerimiz kendi yaşamımızdır,
bitmesine yakın anlarız..”

Benim sözüm

Bu yazımı Pazar günü kaleme alıyorum. Aslında bilgisayarda tuşluyorum, deyim olarak kaldı işte, kaleme almak. Ama yazı pazartesi günü yayına girecek, yani hafta başı. Çalıştığım, mesaiye gittiğim günler geliyor aklıma, hafta başlarını sevmezdim. Daha öncesi, okullu olduğum yıllar ölüm gibi gelirdi. Erken kalkmak, sevemediğin bir eğitim sistemi içinde debelenmek, ya da bana hiç yakın olmayan bankacılık mesleğinde saçma sapan rakamlarla uğraşmak..

E, böyle işte, kimse yadsıyamaz bizim ülkede çoğu insan, ne istediği dalda eğitim görebilir ne de yeteneğine, arzusuna göre bir işte çalışabilir. Seçimler, tercihler şansa veya sizi dürtükleyen, “bunu seç, ileride hayatın garantiye girer” diyen önderlere göre belirlenir.

Neyse efendim.. Nerden nereye geldik, bakın, meramım derdim, Pazar günü rehaveti ile köşe yazısı kaleme alınca, insanın içinden hayvancıklarla ilgili olumsuzlukları sergilemek, onları dillendirmek, böylece yüreklerinde bir parça merhamet kırıntısı kalmış insanlar varsa onların bu kırıntılarını ateşlemek, bu şekilde de üç beş cana olsun destek olabilmek gaye ve amacına uygun satırlar yazmak gelmiyor.

Güzel şeyler yazmaksa? Bakın bu olur işte, gerçi hayvanlara ilişkin güzel olaylar, iletiler çok yok ama olsun, arada da olsa ulaşıyor bizlere. Bunlar, sahip bulan kediler, köpekler, tedavileri tamamlanmış, hayata dönmüş canlar. Ya da canlarımıza ciddi anlamda zarar vermiş vicdansız, sapık zihniyetli insanların yasalar önünde mahkum edilişi. Oluyor işte, az da olsa oluyor şükür ki.

Bu güzellikler içerisinde biz hayvan hakları savunucularını en çok düşündüren, yoran konulardan birisi de “sahiplendirme”. Bu konuda çok hassas ve seçici davranıyoruz açıkçası zira sahip olunan bir evcil hayvanın asgari bizimle birlikte yaşayacağı on beş-yirmi yılı vardır. Bu süre zarfında o canların hastalıkları, bakım zorlukları olabilir, ona evini açan kişinin bu şartları peşinen kabul etmesi gerekir. Aksi halde Eskişehir’de de sıklıkla rast geldiğimiz gibi onlarca, evinden atılmış cins kedi-köpekler vicdanlarda yara olmaya devam edecektir.

*** *** *** ***

Bu hafta malum, yeni yıla geçiş haftası. 31 Aralık Perşembe gecesi takvimler bizlere farklı bir yılı gösterecek, koskoca bir yılı daha geride bırakacağız. İyisi kötüsü, acısı tatlısı ile 2015 ardımızda kalacak. Can savunucuları adına 2015’in karnesine bakarsak çok da parlak bir seyir göremiyoruz ne yazık ki. Şöyle ağız dolusu gülecek, mutluluktan uçacak kadar sevinecek parlak notlar alamadık. Çok çabaladık, insanüstü uğraş verdik pek çoğumuz, ama olmadı. Toplumda duyarsızlık diz boyu. Söz sahibi merciler kör, sağır, dilsiz olunca bizlerin çabaları da hep güdük kaldı.

Umutlar yeni yıla.. Taze taze başlayacağız. Vazgeçecek, farklı düşünecek bir halimiz de yok. Biz de bu yürek, karşımızdaki büyük çoğunlukta o acımasızlık, vicdansızlık oldukça bu hep böyle süregidecek gibi.

Yorumlar (1) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Berrak Arslan

07 Ocak 2016 14:10
Sonuç ne olursa olsun biz asla davamızdan vazgeçmeyeceğiz onları bizlerde düşünmezsek ne olacak bu canların sonu diyoruz Ece hanım iyiki varsınız her konuda elinizden geleni yapıyor tüm canlar adına mücadele ediyor bizim de sesimizi duyuruyorsunuz.Saygılarımla