Paranın izinde yürümek

20.08.2019 06:30

Paranın izinde yürümek



Ünü yerkürenin her yerine yayılmış sinema sanatçısı Elizabeth Taylor,kendisi kadar ünlü olan ressam Picasso’nun atölyesini ziyaret etmiş. Atölyenin bir köşesinde Picasso çevresiyle ilgilenmeksizin çalışmasını sürdürüyormuş.

Taylor’un gözü duvardaki tabloya takılmış: Yakından baktığı zaman resmi balığa benziyormuş. Uzaktan baktığında kayık algısı zihnine egemen oluyormuş. Picosso’nun yanına yaklaşmış, kibarca sormuş:

- Ustad karşı duvardaki tabloya baktım; balık mı, kayık mı anlayamadım! demiş.

Picasso başını bile kaldırmadan,

Kızım sen Çince biliyor musun? diye sormuş.

Ünlü sinema oyuncusu,

- Hayır, bilmiyorum, yanıtın vermiş.

Picasso da,

- Ama, bir milyarı aşan insan konuşuyor! diye yanıtlamış.

Ününüz küresel anlamda sınır tanımadan yayılsa da herşeyi bilmeniz, her şeyi anlamanız mümkün değil. Anlamadıklarımızı ise “yok sanma” tam bir yatırım yapılmamış zihin işi…Bizim dünyamızın dışında da dünyalar var; biz onlarla ortak dili konuşabilirsek başkalarını“anlamamız” mümkün…

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Gürcistan’a cam üzerine çalışmalar yapma için gittiğimde beni davet eden Guram Galogre başkent Tiflis’deki çok sayıdaki tiyatroyu dolaştırmıştı…Aradan üç beş yıl geçtikten sonra, tiyatroları bir kez daha odlaştım. Doluluk olanları düşmüştü, eski canlılığını koruyan tiyatrolar azalmıştı. Tiyatrolar, toplumun derinliklerindeki etkileşiminin damarlarıdır; sistemin yıkılmasından sonra ortaya çıkan sonuç da içimi acıtmıştı. Guram Galogre’ ye koşmuş, ne olduğunu sormuştum. Sorumun sonu tamamlamama fırsat vermeden işaret parmağını bana yöneltmiş, “ Rüştü Bey…Rüştü Bey, kültür, paranın izine basarak yürür!” demişti.

Daha önce birkaç yazıda okuyucularla paylaştığım bu anıyı, bugün anımsamamın bir nedeni var.. Küreselleşme çağında “Yeni Bireycilik” üzerinde önemli çalışmalardan birini Anthony Elliott ve Charles Lemert yapmıştır. Kitabın Şubat 2011’de yapılan birinci baskısının 172’inci sayfasındaki genellemede, “ Kültür ekonomidir. Ekonomilerin kültürel sonuçları vardır. İkinisini birbirinden ayırmak, aptallığın en üst noktasıdır, özellikle küresel iletişimin yeni kültürünün kendi başına, zaman ve alan tasarrufu üreten ve böylece ekonomik gerçekliklerin kültürel gerçekliklerden neredeyse ayırt edilemediği teknolojik mucize olduğu şimdikine benzeyen dünyalarda” diyorlardı.

Yıllar önce Tiflis gecesinin anlık hüznüne Galogre’ nin verdiği yanıtın benzerini iki bilim insanının saptamalarını okuyunca, kültürle para arasındaki etkileşimi başka derinliklerde aradı zihnim.

İyi ki Golgre, kültürün ekonomiden ayrı olmadığını çarpıcı bir cümleye öğretmişti bana…O gerçekliği öğrenmesem, bilmediklerimi yok sanma aymazlığının bataklıklarına saplanabilirdim… Şimdi değişik dünyaların farkındayım; o nedenle keskin olmaktan sakınıyorum. Halkımızın akıl birikiminin “Keskin kılıç kullananlar yanlış hamleden sakınmalı, kendilerini kesebilirler” diye uyardığını da kendime anımsatıyorum.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle