ÖNÜMÜZDEKİ DEPREM

01.10.2019 06:30

ÖNÜMÜZDEKİ DEPREM



Doğal afetlere karşı koyabilmek için bilime inanan özgür beyinlere sahip olmak gerekir. Yoksa depremi “Allah’ın gazabı” olarak görmekle, kadim dönemlerde olduğu gibi “öküzün boynuzunu salladığında üzerinde bulunduğu için sallanan dünyayı” düşlemek arasında çok büyük fark da yoktur. İnanıyorsan eğer; birinde dua, diğerinde büyü ile afeti engelleyebileceğini sanırsın. Daha da acıklı olanı senin de buna inanmanı ve bu ahmaklığa ortak olmanı istemeleridir. Baktığımızda yirmi bine yakın insanımızı kaybedeli tam 20 yıl olmuş. Yirmi yılda bir ileri adım atamamış üstelik toplanma alanı kaybı nedeniyle geriye gitmişiz. Bugüne dek yapılan en belli başlı icraat “bu ülkedeki Cumhuriyet devrimlerini teker teker nasıl gömeriz ve yerine siyasal İslam’ı nasıl yerleştiririz” kaygısı olmuş. 28 milyon metrekare inşaat yapılmış, deprem toplanma alanları yandaşlara peşkeş çekilmiş, üzerlerinde AVM’ler, devasa siteler kurulmuş. Deprem adına toplanan tüm harç ve vergiler duble yollara, bat-çık’lara harcanmış. Özelleştirme gelirleri, imar barışı, bedelli askerlikten gelen paraların hiçbiri beklenen büyük deprem için önlem olarak kullanılmamış. Yapılan kentsel dönüşüm projelerinin daha çok Bağdat caddesinde olması, yenilenen binaların tamamen ranta dayalı ve zengine yönelik gerçekleştirilmesinin göstergesi. AFAD toplantısında iktidarın İstanbul Belediyesini dışlamaya çalışması ise hem acıklı hem güldürücü…

İnsanın en büyük ironisi rastlantısal olarak bulduğu yaşamı süresince niye doğduğunu araştırıp durmasıdır. Tanrı fikrinin de bir tarihi olduğunu bilmek insana iyi gelir, tüm dogmalardan arındırır kişiyi. Bilime inansaydık eğer, üniversiteleri cahilin ferasetine güvenen rektör yardımcıları yerine bilim insanları ile donatsaydık, yargıyı çağdaş değerlerle besleyip büyütseydik, ülke insanı inansaydı, güvenseydi birbirine ve geleceğine, eşit olarak bölüşseydik, böyle karpuz gibi ikiye bölünmez daha kolay başa çıkardık dertlerimizle. Yani önümüzdeki en büyük felaket aslında bizi bekleyen deprem değil; bizi bu hale koyan bölünmüşlük, birbirimize ve geleceğe olan güvensizlik, yaşadığımız yoksulluk ve mutsuzluktur. Bunu yaratan nedenler ortadan kalkmadıkça biz depremle falan baş edemeyiz…

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle