Önemli gündem: Kasabalı tavrı

12.06.2018 06:30

Önemli gündem: Kasabalı tavrı



Bizi mahveden, arzuladığımız refahı yaratmamızın önünde engeller koyan kasaba kültürüdür.

Kasaba kültürü, ne “kırsal kesim kültürü” gibi “pratik üretim değerlerini ve yararlarını” gözetir; ne de gerçek bir “kent kültürü” gibi “işleyen kurumların gözetim ve denetimini” bünyesinde barındırır.

Kasabalılığın temel özelliği, herhangi bir konuda muhataplarının bulunduğu ortamlarda “yüzleşmek” değildir. Tam tersi, “pusu kurmak ve arkadan vurmak”meşrebidir. İnsanoğlunun bir varlık olarak anlamlandıran bütün değerleri sulandırma ve çürütme kasaba kültürünün işlevidir.

Kasabalı, “ilkeli tutkuları olan ve çalışkan” insanlardan korkar. O nedenle, kendini kanıtlamaya dönük çabalayan insanları harcayarak, rekabet edebileceklerin potansiyellerinin önünü kesmek için her türlü “Bizans oyunu” oynar.

Kasabalı cühelanın en önemli tutumu, “ Bindiğim at benden akıllı olmasın” yaklaşımıdır. O nedenledir ki kasaba kültürünün egemen olduğu yerlerde insanlar, “kim olduklarına” göre ayrılır; gerçek insanlığın göstergesi olan “ne yaptıklarına” bakılmaz.

Kasaba cühelasının belirgin özelliklerinden biri de “aklı emanet etme kolaycılığıdır”. Bir başkasının sözüne körü körüne inanma, “sorgulama zahmetinden kaçınma” tipik kasabalı göstergesidir. Kasabalılık, kendimize saygının en önemli araçlarından biri olan “oyumuzu” verirken; liderin, partinin ve adayın ne düşündüğünü, ne yaptığını, ne önerdiğini sorgulamadan mührü basmaktır.Bu kolaycı yolun “kendine saygısızlık” olduğunun farkında olsa bile, kasabalı “ezberlerin peşinde sürüklenme konforundan” asla vazgeçmez.

Kasaba cühelası,”başkaları yapıyorsa, ben daha iyisini yapmalıyım” anlayışını sevmez.Sevmez, çünkü başkalarıyla eşdeğer koşullarda rekabet etmenin ciddi bir emek gerektirdiğini, zamana kıyma direncine dayandığının farkındadır; o nedenle kasaba cühelası, kapalı kapılar ardındaki karalamalarını hep “potansiyeli olan insanlara” yöneltir.

Kasaba kültürünün tuzaklarına sadece sıradan insanlar düşmez, adının önüne profesör, general, avukat, doktor, öğretmen, gazeteci ve benzeri ünvanlar eklenmiş olanlar da“kasaba cühelası” çekim alanından kendini kurtaramayabilir.

İlkeli olmayı içine sindİrememiş, kurallı yaşamayı göze alamamış ve kurumsal yaşamın gereklerini içselleştirememiş olanların sığınağıdır “kasaba kültürü”.

Kasabalı, “kendinden iyi bilenin aklından yararlanma” bilgileliğini seçme yerine onları karalayarak harcama yolunu izler.

Kasabalı, “hem cahil,hem cüretkar”dır.

Kasabalı, “ dik başlı olmakla dik durma” arasındaki ince ayarları yapamayandır.

Kasabalı, “kerameti sadece kendinde gören”dir.

Kasabalı,”değer katanları” harcayandır.

Kasabalı, “ kendisiyle aşırı meşgul ve egosu şişmiş” olandır.

Kasabalı, “samimi cehalet ile art niyetli ihaneti” birlikte yaşayandır.

Kasabalı, “muhalefeti ihanet olarak algılayan”dır.

Kasabalı, “bol rahmet isteyen, ama zahmete katlanmak istemeyen” şark kurnazdır.

Kasabalı, “ herkesi eleştirebilirsiniz, ama beni asla eleştirmemelisiniz” arlayışında olandır.

Hepimizin önemli sorumluluklarından biri “ kasabalı tuzaklarını kuranları anlayabilmek ve karşılarında durabilmektir.”

Yorumlar (1) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

cemal

18 Haziran 2018 16:20
Dar alanlarda ve çakma bilgilerle yetişen sabit fikirli insanlar; tamamen şahsi maddi menfaatleri için, kenti yağmalayarak, bozarak, kural tanımayarak dar alanlarında yaşama sevdasındadırlar. Siyasiler bunları keşfettiklerinden onların hoşuna gidecek küçük maddi mamalarla bunları besleyerek yerlerini muhafaza edebilmektedirler.