NEÜZÜBİLLAH !

11.02.2019 08:38

  NEÜZÜBİLLAH !



   Farkında mısınız bilemem.. .

   Son zamanlarda siyaset dili iyice kabalaştı,kirlendi ve çirkinleşti. Bu yüzden biz haber izlerken küçükleri televizyondan uzak tutuyoruz.

    Geçen akşam da, haberleri izliyoruz. Meğer altı yaşındaki kız torunum Gülşin yanımıza gelmiş,farkında değiliz.

  Baktım, çocuğun yüzü kıpkırmızı... Annesine dönmüş,

-Bak anne amca çok kötü konuşuyor, diye şikayet ederek  kulaklarını tıkıyor.

    Meğer annesi önceden, kötü ve küfürlü konuşmalara karşı tedbir olsun diye çocuğa kulaklarını tıkamayı öğretmiş. Ve durumu kurtarmak için de:

-Tamam kızım, o amcalar ayıp konuşuyor, ben şimdi ağızlarına biber sürerim, hadi sen yukarı çık, diye gönderdi.

     Düşündüm de... birçok şeyde olduğu gibi siyasette de gittikçe seviye düştü sanki. Meclis çalışmalarına falan bakıyorum da çoğu vekiller, ağızdan dolma aklı evveller gibi konuşup sözle it dalaşı yapıyorlar. Birbirine sürtünerek bilenen bıçaklar gibi öfkelerini keskinleştiriyor, birlik beraberliğe zarar verip toplumu paralize ediyorlar.

     Alın size koca koca sıfatlı siyaset adamlarının konuşmalarından küçük bir gül deste(!):

    (Osman Baydemir) 'Biz hükümete hassiktir diyoruz...';  (Zeyit Aslan) 'öldürürüm lan seni p... kurusu...senin ananı s... o... çocuğu'; (Şamil Tayyar) 'it ürür salyası baki kalır,bir süre sonra kudurur' 'ister merdivenlerini ister kıçlarını boyasınlar'; (Yıldıray Sapan)'biri çıkıp ...'nin kıçına palayla vursa ne olurdu?'

    Bunların yanında,'şerefsiz,namussuz,alçak, hırsız,vatan haini,satılmış'gibi sözleri kanıksadık artık,yadırgamıyoruz.

      Küçük birer örnek bunlar.Yazmaya kalksak ciltlerle kitap olacak kaba ve çirkin neler üretiyorlar neler... Maşallah süpürge sapıyla halı döver gibi pata küte konuşuyorlar. Birbirlerine laf sokuyor, yine her zaman ki gibi,'kodu mu oturtu' yorlar.

      Halbu ki siyaset adamının,bilge,özlü, babacan bir dili olmalı. Düşünmeden konuşmamalı. Düşünmeden konuşmak,nişan almadan ateş etmeğe benzer. Çirkini,kötüyü dahi düşmanlaştırmadan güzelliğe dönüştürebilmenin dilini,sırrını bilebilmelidir.

     Bakın geçmişte nice siyaset ustaları gördük. Söz sanatını ince bir fırça gibi kullanıp halkın hayat gailesiyle yorulmuş dimağının tozlarını nazikçe alıverirlerdi.

      Daha yakın zamanda, Demirel,'yolların yürümekle aşınmaz' olduğunu; Erbakan, 'kadayıfın altının kızardığını', Ecevit,'toprak işleyenin,su kullananın' olduğunu teşbih,kinaye, mizah gibi edebi sanatlarla süsüleyerek anlatırlardı.

      Hele de Osman Bölükbaşı, siyasette edebi sanatlara zirve yaptırmıştı. İşte ondan, sizi güldürecek, güldürürken de düşündürecek birkaç örnek:

-Bir konuşmasında,'Hayatım boy2unca bütün sektörleri tetkik ettim. En karlısının din ticareti olduğunu gördüm.'diyerek kanayan yaramıza parmak basıverir.

-Demirel Bölükbaşı'nın memleketi Kırşehir'e gider. Kurban olarak deve keserler. Daha önce Bölükbaşı'na koç kestiklerini öğrenir. Karşılaştıklarında da Bölükbaşı'ya cay yapar;''Bak senin hemşeriler bana deve kurban ettiler, sana da koç kesmişler, ya...'der. Bölükbaşı cevabı yapıştırır;  'Benim hemşeriler işini bilir; deveye deve, koça koç keserler...'

-Bir hitabında işadamlarını,'Ah benim aslan görünüşlü,tavşan yürekli büyük sermayem...'diyerek tatlı-sert eleştirir.

-Yurt dışında yabancı bir gazetecinin,'Atalarınızın ta Viyana'da ne işi vardı' sorusuna cevaben;'Haçlı Seferler'ine iade-i ziyaret!'diyerek adamı şaşkına çevirir.

-Kendi partisinden seçilip başka partiye geçen vekiller için,'Ne yapalım, düğünü biz yaptırıp gerdeğe başkası ile giriyorlar'diyerek hem güldürür,hem düşündürür.

-12 mart 1971 muhtırası, Demirel'i başbakanlıktan, Ecevit de CHP Genel Sekreterliğinden eder. Bu durumu soranlara Bölükbaşı'nın cevabı; 'Azrail Adalet Partisi'ne girdi,ama cenaze CHP'den çıktı'' diyerek özetleyiverir.

                                           *

      Uzak-yakın tarihimizde de bu sayın siyasilere ders niteliğinde pek çok örnekler vardır:

     Zamanın İzmir Valisi Kamil Paşa,bir meseleden dolayı 'bu millet eşek' der. Bu söz vali yardımcısı Eşref'in kulağına gider ve o da hemen dörtlüğü yapıştırır.

''Erbabı mansıptan biri millete eşek demiş

Reddedilmez böyle bir söz,amma pek can sıkar

Millet eşek olsa da, eşek diyen bilmez mi ki

Sadrazamlarla valiler de milletten çıkar''

        Hele de hemşehrimiz Nasrettin Hoca...

        Bilindiği gibi Timur gaddar ve zalim bir hükümdardır. Hoca'yı çağırır.

      -Yahu Hoca merak ettim de der, geçmişte Abbasi Halifelerine halk, 'Muhteşembillah,mutasımbillah, muvaffakbillah' diye adlar koyarlarmış. Ben o zaman hükümdar olsaydım, acaba halk beni hangi sıfatla çağırırdı?

        Hoca hiç düşünmez, cevabı yapıştırır:

       -Neüzübillah !

       

       Siyaset yapan dostlar... aman ha dikkat! Hocamız o muzip çehresiyle Sivrihisar'dan başını kaldırmış bakıyor.

       Siz siz olun kendinize sakın ha 'Neüzübillah'dedirtmeyin!

       Benden söylemesi...




Yorumlar (4) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

niyazi kumcu

12 Şubat 2019 09:43
Sayın Valim hepimizi rahatsız eden konuyu çok güzel bir şekilde dile getirmiş.Bu konu sık sık dle getirilir de siyasetçilerimiz biraz olsun uyanırlar.Çok teşekkürler.

Türk Yılmaz

12 Şubat 2019 15:46
Ellerine sağlık sayın valim. Vallahi tv açamaz olduk. Sadece hakaret ve küçümseme var.

FANATİK VALİ BABA

16 Şubat 2019 10:02
BU KADAR GÜZEL İFADE EDİLİR ANCAK BU ŞEHRE GELMİŞ VE GEÇMEMİŞ SAYGIDEĞER EFENDİSİ ELLERİNİZDEN ÖPERİM.

halil

16 Şubat 2019 16:44
Doğru söylüyorsun sayın Valim. Liderlerimiz kötü söz söylemekten yediği cezalardan dolayı evini barkını sattı, Ankaralılarda küfür parasından dağıtılan dönerlerden yiye yiye dönerden bıktı.