KÜLTÜRÜ ÜRETMEK

11.10.2019 06:30

KÜLTÜRÜ ÜRETMEK



Bundan 4-5 milyon yıl evvel yaşamış en eski atalarımızdan “güney maymunu” anlamına gelen “Austrolepithecus”lar olarak söz ederiz. Bu “hominidlere” aslında insanımsı demek daha doğru olur. Çünkü bir bilinç geliştirememişler, bir kültür oluşturamamışlardır. Demek ki insan olmak için önce bir bilinç geliştirmek, bir kültür oluşturmak ve bir üretim yapmak gerekli. Ama bundan 2 milyon yıl evvel ki atalarımız olan Homo Habilis’lere insan gözüyle bakabiliyoruz. Zaten Homo Habilis “yetenekli insan” demek. Şu anda pek bir şeye benzetemesek de zamanında taşlardan yaşamı kolaylaştıracak aletler yapmışlar. Fazladan bir milyar nöron taşıdıkları tahmin ediliyor. Bilincin esas evrimi Homo Erectus’a nasip olmuştur. Ateşi bulup pişmiş etin nimetlerinden ilk yararlananlar onlardır. Yaptıkları uzak göçler ise aralarında iletişim kurduklarının kesin kanıtıdır. İnsan evrimine ve kültürüne eşik atlattıkları söylenebilir. Zihin kuramını geliştiren ve empati yapabilen atalarımız ise arkaik Homo Sapiens’lerdir ki, bizler onların devamıyız…

İnsan sadece iki ayağı üzerinde yürümekle insan olmadı, bu iki ayak üzerinde duruş kafada ve kafayı taşıyan omurga üzerinde de büyük değişim yarattı. Gırtlak aşağıya indi, seslendirme yeteneğimiz artarak kültür üretiminin başlıca faktörü konuşma becerimiz gelişti. Bir yandan beyindeki kütlesel artış, konuşma ve anlama merkezlerinin gelişimi, bir yandan özellikle baş parmağın serbest kalışıyla ellerimizi kullanma marifetiyle alet yapımındaki ilerleyiş, hepsi birlikte gelişti. Beş milyon yılda az zaman değil, nereden nereye geldik. Günümüzde ise bilgi inanılmaz bir hızla artış gösteriyor. Tıbbi bilgilerimiz artık 22 ayda iki katına çıkabiliyormuş. Bizim zamanımızda bir okuduğun makale seni on yıl idare ederdi. Günümüzde yaşam belki kolaylaştı ama yaşamı kolaylaştıranların işi zorlaştı, bilimsel ilerleme baş döndürücü bir hız aldı, takip etmek gerçekten çok zor. Bilimsel devrimlerin sağladığı değişim geçmişte olduğu gibi, insan yaşamını ve düşüncesini, yaşamı algılayışını ve psikolojisini derinden etkilemekte. Bu yeni bilgi katmanları yaşam kültürümüzü de değiştiriyor doğal olarak. Bir zamanlar yolda bulduğumuz taştan yaşantımızı değiştirecek kültürü üretiyorduk, şimdi ya taş taş üstünde kalmazsa kaygısını taşıyoruz. Ne demişti 1984’ün yazarı George Oerwell: “Savaş barıştır, özgürlük köleliktir, cehalet kuvvettir…”

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle