“KONTROLSÜZ GÜÇ, GÜÇ DEĞİLDİR”

24.03.2017 08:00

“KONTROLSÜZ GÜÇ, GÜÇ DEĞİLDİR”



Yazının başlığı, yıllar önce yayınlanan bir otomobil lastiği reklamının sloganıydı.

Benim beğendiğim ve bir çok olaya uyarladığım bir cümle.

Güç” kuşkusuz çok etkileyici bir sözcük ve güç sahibi olmayı doğal olarak herkes ister.

Gücün denetimsiz kullanılmasının yaratacağı sorunlar ise tam bir felakete yol açabilir.

Mesela “Güç zehirlenmesi” diye bir ifade var.

Güç zehirlenmesi yaşayan kişi,

Gücü kullanmada ayarı yap(a)mayarak kendisine ve ülkesine yarar yerine zarar veren konuma gelebilir. Burada zehirlenme ifadesi, doğal olarak ayrımcı, kutuplaştırıcı bir söylem de içeriyor.

Tüm yetkilerin tek kişinin elinde toplanması aslında o kişi için de ağır bir yük.

Diğer yandan asıl önemli konu, gücü kullanan kişinin denetlenebilir olması.

Hesap verme yolları açık değilse yönetimde keyfiliğin sonunun gelmeyeceği çok açık.

Girişi neden bu kadar uzattım, derseniz?

Gücü elinde tutan kişi;

Örneğin bir akşamdan sabaha, çıkaracağı bir KHK(Kanun Hükmünde kararname) ile,

Boşanmayı yasaklayabilir.

Çok eşliliği getirebilir.

Ya da “Elinde silahı olanla doları olanın hedefi aynıdır” diyerek bütün döviz hesaplarına el koyabilir.

Şu anda çok mantıksız gibi görünen ama imkansız olmayan örnekler, üzerinde düşünülmeye değer değil mi?

Yasama organı olan TBMM’deki vekillerin çoğunluğunu partili Cumhurbaşkanı olarak kendisi belirleyen,

Yürütmeyi tek başına temsil eden,

Yargıda, HSK üyelerinin bir bölümünü kendisi seçen, diğer bölümünü de kendi belirlediği vekillere seçtiren,

Kamu yönetimini istediği gibi şekillendirebilen,

Bürokrasideki üst düzey atamaları yapma yetkisine sahip olan,

Güç sahibi kişi” başka neler yapabilir?

Tek başına verdiği kararla ülkeyi savaşa sokabilir mesela.

Dış politikayı istediği gibi belirleyebilir.

AB’ne kapıları kapatabilir.

İdamı tekrar getirebilir.

Tüm bunları yaparken veya yaptıktan sonra ise hiç bir sorumluluk taşımaz.

Yani verdiği kararlardan dolayı hiç bir merciye hesap vermez.

Çok küçük bir olasılıkla hesap verme tehdidi doğarsa da kendisini Yüce Divana sevk etmeye yetkili olan TBMM’yi fesheder.

Başlıktaki örneğe dönersek, motoru çok güçlü ama freni olmayan bir otomobilde seyahat etmek ister miydiniz?

Karar sizin.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle