Konsolosluktan Canlı Çıkamayan Cemal Kaşıkçı’nın Cesedi Nerede ?

07.11.2018 06:30

Konsolosluktan Canlı Çıkamayan Cemal Kaşıkçı’nın Cesedi Nerede ?



Jamal Khashoggi: Illustration by Alex Fine for The Washington Post

Oysa Arap dünyası 2011 baharına umutla uyanmıştır. Gazeteciler, akademisyenler ve halk, ülkelerinde parlak ve özgür bir Arap toplumunun beklentisine inanıyordu. Hükümetlerinin baskısından, basın üzerindeki ağır sansür ve baskılardan kurtulmayı bekliyorlardı. Fakat beklentileri kısa sürede bitti. Araplar ya eski baskıcı duruma geri döndüler ya da geçmişten daha da sert bir ortamla karşılaştılar.

Sevgili arkadaşım Suudi yazarı Saleh el Şeyhi, Suudi basınında en ünlü yazılardan birini yayınladı. Maalesef şimdi Suudi düzenine ters düştüğü öne sürülen görüşleri sebebiyle haksız bir şekilde verilen 5 yıllık hapis cezasına çarptırılmıştır. Mısır’ın El Masry El Youm gazetesinin basılı nüshalarına el koyması meslektaşlarda bir tepki yaratmadı. Bu eylemler artık uluslararasında kuvvetli bir tepkiye yol açmıyor. Bunun yerini sessizliğe bırakan kınamalar oluyor.

Sonuçta medyayı baskı altına almaya devam edebilmeleri için Arap hükümetlerinin eli serbest bırakıldı. Geçmişte gazeteciler şuna inanıyorlardı. İnternet; bilginin, yazılı basınla ilişkilendirilen sansürden kurtulmasını sağlayacaktı. Fakat var oluşları bilginin denetimine dayanan hükümetler, maalesef interneti engellediler ve yerel gazetecileri tutukladılar, bazı yayınların gelir kaynaklarını engellemek için reklam verenlere baskı yaptılar.

Arap baharının ruhunu yaşatmaya devam eden birkaç vaha kalmıştır. Komşularının eski Arap düzenini ayakta tutmak için bilgi üzerinde denetimi sürdürme çabalarının aksine Katar, uluslararası habercilik faaliyetini desteklemektedir. Basının kısmen özgür olduğu Tunus ve Kuveyt’te bile medya Arap dünyasının karşı karşıya olduğu sorunlara değil, iç sorunlara odaklanıyor. Basın özgürlüğü söz konusu olduğunda Arap dünyasının en gözde ülkesi olan Lübnan bile İran yanlısı Hizbullah’ın etkisine girmiştir.

Arap dünyası günümüzde yabancı aktörlerin değil, iktidar için mücadele halindeki iç güçlerin dayattığı bir Demir Perde ile karşı karşıyadır. Soğuk Savaş döneminde, Özgür Avrupa Radyosu yıllarca özgürlüğe duyulan umudun cesaretlendirilmesi ve canlı tutulabilmesinde önemli bir rol oynamıştı. Arapların da buna benzer bir girişime ihtiyacı var.

1967 yılında New York Times ve Washington Post, International Herald Tribune gazetesini satın aldılar. Bu gazete zamanla dünyanın her bir tarafından seslerin ifade edildiği bir platforma dönüşmüştür. Yayın kuruluşum Washington Post, yazılarımı Arapçaya çevirerek yayınlayarak bir çıkış yapmıştır. Bu sebeple onlara müteşekkirim. Arapların, ABD ve Batı’daki demokrasinin gelişimini ve zorluklarını anlayıp tartışabilmeleri için bu olayları kendi dillerinde okuyabilmeleri gereklidir. Bir Mısırlı, Washington’daki bir inşaat projesinin gerçek maliyetini gün ışığına çıkartan bir yazıyı okuyabilirse, o zaman kendi toplumundaki benzer projelerin içyüzünü de anlayabilir.

Arap kamuoyunun küresel olaylar hakkında bilgi sahibi olabilmeleri için, Arap dünyasının sınır ötesi bağımsız bir medyaya ihtiyacı var. Araplar seslerini duyurabilmeleri için bir platform oluşturmalıdır. Yoksulluktan, kötü yönetimden ve yetersiz eğitimden, nefret yayan hükümetlerin etkisinden arınmış bağımsız bir uluslararası forum yaratılabilirse, Arap dünyasındaki sıradan insanlar da yaşadıkları toplumlarının karşı karşıya olduğu sorunları konuşup tartışmaya başlayabileceklerdir.” (https://www.washingtonpost.com/opinions/global-opinions/jamal-khashoggi-what-the-arab-world-needs-most-is-free-expression/2018/10/17/adfc8c44-d21d-11e8-8c22-fa2ef74bd6d6_story.html?noredirect=on&utm_term=.1b0bf6b328af)

Cemal Kaşıkçı Türklere yabancı biri değildir. Murat Bardakçı ve Yıldıray Ogur Kaşıkçıların soy ağacını yazmışlardır. Kaşıkçılar 1900'lerin başında İttihat ve Terakki'ye katılmış, Medine'nin muhtesipi (vergi toplayıcısı) olmuşlar, Medine’de Hz. Muhammed’in türbesine hizmet etmişlerdir. Kaşıkçı ismi zamanla Arapçalaşıp Kaşogi (Khashoggi) olmuştur. (http://dergipark.gov.tr/download/article-file/495235) 1983 yılında atalarının izlerini bulmak için Türkiye’de magazin basında tanınan Adnan Kaşıkçı’nın oğlu Muhammed Kaşıkçı atalarının izini sürerek Kayseri’ye gelmiştir.

Kaşıkçılar hakkında Avrupa'da yapılan bazı araştırmalarda ailenin aslının Türk değil Çerkes, asıl vatanlarının da Karadeniz'in kuzeyinde Müslümanlaşmış grupların yaşadıkları Kaşgan bölgesi olduğu, Rus Çarlarından gördükleri baskılar sonucunda Medine'ye gittikleri yazılıdır.

Adnan Kaşıkçı, 25 Temmuz 1935  tarihinde Mekke’de doğmuştur. İskenderiye’de öğrenim görmüş, 17 yaşında  Kaliforniya Devlet Üniversitesi'nde daha sonra Stanford Üniversitesi'nde eğitim almıştır.  Adnan Kaşıkçı, 1980’lerde dünya jet sosyetesinin önde gelenlerindendi. 86 metrelik Nabila adlı yatı çok meşhurdu. Bu yat 1983 yılında çevrilen Never Say Never Again isimli James Bond filminde kullanılmıştır.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle