KOBİ yöneticilerinin atacağı 5 adım(•)

15.05.2018 06:30

KOBİ yöneticilerinin atacağı 5 adım(•)



Siyasi yönelimleri, uğraş alanları farklı olan çevrelerin “ Ekonomi nereye gidiyor?” sorusu giderek ağırlık kazanıyor.Özellikle küçük ve orta ölçek işyeri yöneticilerinin kaygı ve korkularının arttığını gözlüyoruz. KOBİ yönetimlerinin işlerini kolaylaştırmaya katkı yapar umuduyla, öncelikle ve ivedilikle yapılmasını önemsediğimiz 5 adımı paylaşıyoruz:

1 Varsayımlarımızı ve alışkanlıklarımızı sorgulayalım : İşinize bakış açısı değer, beklenti ve davranışlarınızı yönetir.İlk adımınız, varsayımlarınızı ve alışkanlıklarınızı sorgulamak olmalı.İşyerleri belirsizliklerin artması nedeniyle krize girmez, içinde bulundukları ortamı yaratan koşulları sorgulamadan, alışkanlık haline getirdikleri varsayımlara sıkı sıkıya bağlı kalmaları nedeniyle çıkmaza girer.

Sorgulamayı, öncelikle “çalışanların birikimini değerlendirme tarzımız” üzerine odaklayalım. İkinci adımımız “müşteri birikimlerini” sorgulama olsun.Üçüncüsü, oluşmakta olan yeni ekosistemlerin “dış süreçleri” nasıl itkilediğini derinliğine anlama. Dördüncüsü, uçtan uca “iç süreçlere” ne ölçüde hakim olduğunuzu kavrama. Unutmayalım ki, süreçler işyerlerinin amentüsüdür.Beşincisi “inovasyon” konusunda yetkinliklerinizi küçümseme ve abartma tuzaklarına düşürmeden irdelemek olmalı.

2 İşlerimizi alışkanlıkla değil, analizle yönettiğimizden emin olalım: Belirisizlik koşullarıyla baş etmenin etkin yollarından biri, işimizle ilgili sağlıklı veri oluşturmak, onları analiz ederek ‘erken uyarı’ mekanizmalarını işletmektir.Geçmişten aktarılan bilgiye hüner ve yaratıcılık katmazsak, bugünün koşullarında varlığımızı sürdürmek bir haylı zor. Kâr sıfır noktasını bilmek, maliyet yapısını izlemek, kalite düzeyinin farkında olmak, ciro ve kâr kalitesini yakından gözleyerek adımlar atmak önemli.

Yeni bilimsel ve teknolojik düzeyin zorladığı “veriden değer üretme” aşamasına geçebilmek için önce kendi iş yerlerimiz ölçeğinde “sağlıklı veri üretimi, stoklanması ve analizi” alanında ne yaptığımımızı netleştirmeliyiz.

Belirsizlik koşullarının arttığı ortamlarda finansman planı yapabilmek, borçları yapılandırmak, nakit akışını korumak, gereksiz yatırımlardan sakınmak, çalışanlarla işi yaşatma konusunda uzlaşmak, gereksiz vergiler ödememek, insanımıza yatırım yaparak ve teknolojiyi yenileyerek katma değeri artırmak, daha düşük katma değerli alanlardan daha yüksek katma değerli alanlara geçiş yapmak gibi uzun dönemli geleceği güven altına alan etkinlikler için alışkanlıkla yönetimi terketmeli, analizle yönetim aşamasına geçmeliyiz.

3 Değer üretmenin temel kaynağı olan ‘veri’ üzerine eğilelim : Sadece kendi iş yerlerimizde sağlıklı veri üretmemiz yetmez. Düşünce sistemlerinin, inanç sistemlerinin, bilgi sistemlerinin, bilim ve teknoloji sistemlerinin, ticaret sistemlerinin, finans sistelerinin, hukuk sisteminin, siyasi sistemlerin ve yönetim sistemlerinin olanak ve kısıtlarını da hesaba katan verilere sahip olmalıyız.

Büyük veriyi ehlileştirerek” işimize yaramayanları ayıklama ve yarayışlı olanı seçme rekabet gücü yaratmanın gerek şartıdır.Dünya genelindeki büyük veriyi anlama, bilinçli yönetimin ilk adımıdır. Kendi verilerimize hakim olma ikinci adım. Süreçleri uçtan uca kontrol etme üçüncü adım.İnovatif gelişmenin yarattığı rekabeti yakından izleme dördüncü adım…Ve geleceği nasıl inşa edeceğimize ilişkin bir plana ve yol haritasına sahip olma beşinci adım. Bu beş adımın değer üretmemizin kaynağı ise ‘veriye sahip olma” en ivedi işimiz olmalı.

4 İşe yarar verilerden yeni bir ‘ürün, ve ‘metot’ geliştirelim : İş yaşamında var olma ve varlıklı olmanın gerek şartı kaliteli verilerden piyasanın kabul edebileceği yeni bir ürün ve metot geliştirmedir. Mal ve hizmet üretimlerimiz rakiplerimize eş düzeyde değilse,önlemler alınsa bile istenen sonuçlara ulaşılamaz.

Belirsizlikler karşısında panik yapmamadan, eriştiğimiz verilerden yeni bir ürün ve metot geliştirmeyi sürdürüyorsak,koşullara uyum sağlarız. Teknolojinin tetiklediği ekosistemlerin fırsat ve tehlikelerini dengeleyebiliriz.

5 Ürettiğiniz ‘mal ive hizmet’ sadece bize değil ‘paydaşlarınıza’ da kazandırsın: Bağlantıların alabildiğine yoğunlaştığı, küresel ölçekte iletişimin yaygınlaştığı ve derinleştiği, yerel, ulusal ve küresel ölçekte ‘işbirlikleri’ potansiyellerinin arttığı ortamdayız. Bu ortamda nalıncı keseri gibi “…hep bana, hep bana’ diyenlerin uzun soluklu gelecekleri olamaz. Düz dişli testere gibi ‘ bir sana bir bana’ diyen ve paydaşlara da değer üretenler kazanır.

Sözü uzatmaya gerek yok… Devletten beklenti hakkımızı koruyalım, ama önce kendimizi aktif hale getirelim. Yakınmadan yekinelim, hep birlikte göreceğiz ki, sorunları çözmede çare tükenmiyor…

________________________

( •) Bu yazı SAKARYA ve DÜNYA Gazeteleri için yazıldı.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle