KOBİ sahip-yöneticileri ne yapmalı?

25.06.2019 06:30

KOBİ sahip-yöneticileri ne yapmalı?



Biliyorum, popülist kültürün selinde sürüklenen insalarımız, İstanbul’da yapılan seçemleri tartışmayı, KOBİ’lerin temel sorunlarını tartışmaktan daha çok önemsiyor.Popüler kültür, son çözümlemede ne işimize yarayacağını sorgulamadan güncel, sığ, çok fazla emek ve zaman harcamayı gerektirmeyen konular üzerinde sohbetlerinden beslenir. Biz, popülerlikten uzaklaşan, geleceği inşa etmek için değer üreteceğini düşündüğümüz sorunları irdelemeyi yeğliyoruz. Merkez düşüncemiz “ Kısa mesajla iletişim kurulur; vakit öldürülür, ama düşünce geliştirilemez; sorunlara sağlıklı çözüm üretmez” cümlesiyle özetlenebilir.

Çağımızdaki gelişmeler “seçeneklerimizi” alabildiğine artırıyor. “Çeşitlilik, zenginlik ve dayanıklılık” için gereklidir, ama çeşitlilik “kalabalıklık” ise “kabalık” kaynağı da olabilir. Ya da şöyle anlatalım: Seçenekler az ise seçmek kolaydır. Seçenekler arttıkça “çoktan seçme” daha sistemli bilgi biriktirme, daha derinliğine ayrıntılara inme ve analiz yapma da gerektirir.

Dünyamızdaki kurumları ve sistemleri yönetme iddiasında olan büyük güçler arasındaki kavgalar, örneğin şimdi tanıklık ettiğimiz ticaret savaşlarının özellikle “fikri mülkiyeti paylaşma da da yalıtma eksenlidir”. Fikri mülkiyetin önemini kavrar, sorunlarımızı bu gerçekliği dikkate alan çözümler üretirsem bir yere varabiliriz,

Verilerden değer üretilmesinde “aslan payının” kimlerin ne kadar aldığını merak ediyor; kendi payımızı hak ettiğimiz düzeye yükseltmeyi hedefliyorsak, analitik yetkinliğimizi artırma öncelikli sorurumuzdur. Kitlelerin yarattığı verilerden “nasıl yararlanıldığını” kavramamışsak, yaptığımız işleri yararımızı optimize edecek biçimde yönetebiliriz. Bilgisayarlarımızda,telefonlarımızda, iş yerlerimizdeki iletişim donanımlarındaki “açık verilerin” kimler tarafından kullanıldığını sorun ediyorsak; “rekabet gücü” yaratmak için ciddi bir adım atmış oluruz. Yaygınlaşan ilişkiler ve “çoklu seçme” olanakları hakkında net bilgimiz varsa “seçilmiş partnerlerle doğru eşleşmeler” yapabilir; “işbirliklerinde sinerji yaratma” yolunda ilerleyebiliriz. Sonunda, “işbirliklerini” etkili kılmak için “düzenleyici yasaları”- teşvik sistemleri gibi- zamanında ve günün gerçekliğine uygun olarak hazırla r ve yürürlüğe koyabiliriz.

Türkiye’nin hangi yöresine gidersek gidelim, çok küçük ölçekli işyerlerinin yarattığı sorunları gündeme taşır, “işbirlikleri ile rekabet edebilir ölçek yaratmayı” önerdiğinizde, alıcağımız yanıt hep aynıdır: “Bizde ortak çalışma olmaz!

Ülkemizde üretimin önemli yapı bileşenleri olan KOBİ’lerin sahip-yöneticilerinin yaşanan krizlerden uzaklaşması, daha düzenli ve kararlı gelişmelerle işlerini ilerletmeleri, bir dizi “yeni kavram, düşünce, anlatımı içselleştirmelerine” sıkı sıkıya bağlıdır.

Ülkemizdeki KOBİ’lerle içli-dışlı olanlar bilir, KOBİ sahip ve yöneticilerine yapılacak en büyük iyilik, ne yapacaklarını bilemedikleri teşviklerle aldatmaktan vazgeçip, nerede ne yapacaklarını zihinlerinde netleştiren bilgilerle donatmaktır.

KOBİ sahip yöneticileri, işlerini bir plana bağlamalı. İlerleme kadar çekilme koşullarını da sorgulamalı.Öngörme-önlem alma disiplininden azla vazgeçmemeli. İşlerini sürekli gözetlemeli ve denetlemeli. Sadece kendi düşünceleriyle yetinmemeli, bilenlerin görüş ve düşüncelerini de alma özgüvenine bedel ödemeli… Başarısızlıkların suçunu asla başkasınının sırtına yüklemememeli, “Ben ne gibi boşluklar bıraktım?” sorusunun yanıtını aramalı… İlkesiz gizliliklerin ardına saklanmamalı ki, kerizlerde büyük yaralar almasın!

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle