KİŞİLİK

22.05.2020 06:30

KİŞİLİK



Yaşadığımız günlerin “ne”liğini sorgulamaya “modernite”yi tanımlayarak başlamak lazım. Sonuçta 17. yüzyılda başlamış 20. yüzyılın son çeyreğine kadar sürmüş uzunca bir zaman diliminden söz ediyoruz. Bu dönem aklı ön planda tutmuş, geleneğe taviz vermemiş, dini kendi sınırları içinde tutmaya çalışmış, bilimi öncelemiş bir süreç. Başlamasına Rönesans, Reform gibi hareketler, sanayi devrimi, bilimsel keşifler, burjuvazinin oluşması ve ulus devletlerin kurulması elbet başat rol oynamış. “Premodernizm” de bunların hiçbiri yok ama “postmodernizm” de hepsi var. Zaten “postmodernizmi” de sadece “modernizm” karşıtı bir hareket olarak görmemek lazım. Yaşadığımız günlerde; geleneği tekrar arayan, bilimin iyiliklere olduğu kadar kötülüklere de yol açtığını ve iktidara hizmet ettiğini vurgulayan, dini tekrar ön plana getiren, aklın hükmünü yok sayan bir anlayış söz konusu. Ülkemize “modernite” Fransız İhtilalini çok iyi bilen Atatürk tarafından getirildi. Osmanlıda da yenilikçi hareketler Lale devrinde başlamıştı aslında. İbrahim Müteferrika, III. Ahmet, başlı başına bir yazı konusu olan ve Avrupa’da incelemeler yaptık sonra yurda döndüğünde Padişaha “Sultanım ya onlar gibi olacağız ya da yok olup gideceğiz” diyebilen Osmanlı sefiri 28. Mehmet Çelebi, II. Mahmut, III. Selim, Mithat Paşa, Tevfik Fikret, Jön Türkler hep ilerlemenin ve “modernizm”in peşinde koşmuşlardır. 1980 12 Eylül ihtilali ile neo-liberal politikaların hayatımıza tamamen egemen olması sonucu, aklın ve bilimin geri plana düştüğü, geleneğin, dinin ve milliyetçiliğin öne çıktığı bir dönem gittikçe koyulaşmakta. Son 40 senemizi böyle geçirdik, ne kadar yazık oldu ülkeye…

İçine doğduğunuz ortamın yarattığı rüzgarlar üzerine düşünemezseniz daha sonra oluşacak fırtınaya kapılıp savrulmanız kaçınılmazdır. Biyolojik ve genetik olarak belli bir aileye doğduğunuz gibi, kültürel olarak da belli bir mahalleye, çevreye, ideolojiye, dine, mezhebe, yaşama biçimine doğuyoruz. Biyolojik olarak nasıl ebeveynlerimiz bizi büyütüyorlarsa, içine doğduğumuz kültürde bizi büyük ölçüde inşa ediyor, geliştiriyor. Eğer bu süreç içerisinde size yabancı bir cisimle karşılaşmazsanız ki, bu bir kitap, bir kişi, bir film bile olabilir, kişilik yapınız önceden kurgulanmış demektir, düşünmenize gerek de yoktur. Yaşama bakışınız onu sorgulayışınız, daha doğrusu sorgulamayışınız, inanç ve düşünceleriniz sarsılmaz bir şekilde yerine oturmuş demektir. Vizyon ve misyonunuz oluşmuş, kişiliğiniz şekillenmiştir. Artık eylemleriniz sizin kim olduğunuzu anlatır. Sıra dışının bile sıradanlaştığı bir ortamı, bir sığlığı yaratabilmek kötülüğün en büyük icadıdır…

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

depolama şehirler arası nakliyat

evden eve nakliyat çeviri şehirler arası nakliyat ofis taşıma uluslararası evden eve nakliyat istanbul eşya depolama

istanbul escort

alanya escort

ankara escort bayan

izmit escort bayan