Kimden korkalım!

15.12.2015 09:30

Kimden korkalım!



Toplumumuzda öyle insanlar türedi ki bilgi sahibi olmadığı halde o konu hakkında fikir beyan
ediyor. İşte bu insandan korkmak gerekir. Çünkü bilmediğini bilmiyor! O konuda kendisinin bilgisi
eskilerin değimiyle "kulaktan dolma" bilgidir. O bilginin savunuculuğunu yapmayı da kendisine
görev sayıyor. O zaman biz de bilmediğini yüzüne vurmaktansa onu bilgi sahibi yapalım! Osmanlı
Padişahlarının annelerinin seceresi: 1. Murat'ın annesi bizanslı HORAFİNA yani Nilüfer Hatun.
Yıldırım Bayezid'in annesi Bulgar MARYA yani Gülçiçek Hatun. Çelebi Mehmet'in annesi Bulgar
OLGA Hatun. 2. Murat'ın annesi VERONIKA. Fatih Sultan'ın annesi DESPİNA yani Hüma Hatun.
Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi Polonya Yahudisi HELGA yani Hafza Sultandır. Bizler bu
Sultanların annelerini tarih kitaplarında sonradan aldıkları Türk isimleriyle öğrendik.
Padişahlarımızın annelerini de Türk olarak bildik! Diğer padişahların annelerinin isimlerini de tarih
kitaplarından öğrenebilirsiniz!
Onun için "Bildiğini bilenin arkasından gidiniz."derler. Çünkü o insan sizi doğru yola sevk eder.
Doğruyu bilmeyeni ama biliyormuş gibi yapanı da uyarınız. Çünkü bilgi paylaşıldıkça çoğalır.
Bilime ve bilgiye önem verseydik: Osmanlı da Ali Kuşçu'nun rasathanesi yıktırılır mıydı?
Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle Piri Reis (1465 doğumlu, Amerika'yı gösteren Dünya
haritaları ve Kitab-ı Bahriye adlı denizcilik kitabıyla tanınır) boynu vurularak idam edilir miydi?
Hazerfan Ahmet Çelebi. Osmanlı Devleti zamanında yetişen ve dünyada ilk olarak uçmayı
başaran Türk bilginidir. 4. Murat "Bu kadar bilgili ve becerikli biri tehlikelidir. Böyle
kimselerin bekası caiz değildir" diyerek Cezayir'e sürgün ettirir miydi? Bilginin yayılmasına
en etkili araç olan Matbaa, 1450 yılında Alman Johann Gutenberg tarafından bulunmuştur. 220 yıl
sonra Osmanlı matbaayla tanışmıştır. İlk Türk matbaacısı İbrahim Müteferrika'dır. Lale devri olarak
bilinen dönemde 1726 yılında ilk Türk Matbaası kurulmuştur. Ülkemize matbaanın bu kadar
gecikmesinin nedenleri dinsel tutuculuktan ziyade toplumun bu yönde bir isteğinin olmayışı, okur
yazar oranının yüksek olmayışı, okuma alışkanlığının kazanılmamış olması, hattatlığın yaygın bir
meslek oluşu ve matbaa için gerekli alt yapının hazır olmayışıdır. Derlerse de sizler inanmayın.
Çünkü; hükmedenler bilgili ve neden, niçin, nasıl sorusunu soracak nesillerin yetişmesini
istememişlerdir be cancağızlarım.
Çok bilmekte bir şey ifade etmez eğer bildiğini uygulamıyorsan. Çok güzel söz de uygulayanlarında
durumu ortada be cancağızım. Bilgini insanlarla paylaşmanı engelliyorlarsa ne yapabilirsin? Halkın
bilgilenmesine yardımcı olan Gazetelerin yazarları yazılarından dolayı ceza alıyorsa: Matbaanın
olmasının yararını bana nasıl izah edebilirsin? Uygulanmayan bilginin eşeğin sırtında taşıdığı
kitaplardan bir fayda görmemesiyle eşittir be cancağızım. Bilgi, bilgili insanları alçak gönüllü yapar.
Nedeniyse; bilmenin ve öğrenmenin sınırı yoktur. Bilgi normal insanları şaşırtır, küçük insanları ise
böbürlendirir. Elbette her şeyi bilmemizin olanağı yoktur. Çünkü insan ömrü bilgeliğe varacak kadar
uzun değildir. Unutulmaması gereken: Bilmediğini bilmektir. Bilmemek ayıp değildir.
Bilmemek ve öğrenmemek büyük kayıptır. Bilmediğini, bildiği halde; biliyormuş gibi
yapandan da korkun be cancağızlarım.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle