iPhone Kırarak, Dolar Yakarak ABD’ye Misilleme Yaptığını Sananlar Delalet İçindedirler

03.09.2018 06:30

iPhone Kırarak, Dolar Yakarak ABD’ye Misilleme Yaptığını Sananlar Delalet İçindedirler



Türkiye'de tutuklu bulunan Amerikalı pastör Andrew Brunson sebebiyle Ankara-Washington hattındaki gerginlik artarak devam etmektedir. ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye'de bir buçuk yılı aşkın süredir tutuklu bulunan Brunson kriziyle ilgili olarak "Onu çok önceden geri vermeliydiler. Bana göre Türkiye bu konuda çok çok kötü davrandı. Bu iş henüz bitmedi" demiştir. Beyaz Saray'da gazetecilerle konuşan ABD Başkanı, "Bu olay karşısında hiç birşey yapmadan yerimizde oturmayacağız. Bizim vatandaşlarımızı bu şekilde alamazlar" ifadelerini kullanmıştır.

ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin, “Türkiye Papaz Brunson’ı serbest bırakmazsa daha fazla yaptırım uygulayacağız” diyerek ağır bir tehditte bulunmuştur. Bunun üzerine şöyle düşündüm: “ABD’de yeterince rahip yok ya da sayıları yetersiz ki papazı ısrarla istemektedir. Eğer ABD yönetimi zamanında yeteri kadar rahip okulları açsaydı, bir rahibe bu kadar ihtiyaç duymazlardı.”

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, “Eğer bu sıkıntıları Amerika bir papaz için yapıyorsa, Amerika’nın karşısında dikilmek yedisinden yetmişe tüm halkımızın boynunun borcudur” diyerek tepki göstermiştir ama sorun sadece Amerikalı papazın serbest bırakılması değildir. Öyle olsaydı kapalı kapılar arkasında yapılan karşılıklı uzlaşma ile “'Ver papazı, al papazı" formülüyle sorun çözülür, ABD ile NATO müttefiki Türkiye birbirine girmezdi.

Suriye, PKK ve YPG’ye destek, S-400, Rusya ile Kırım Türklerinin anavatanı Kırım’ın ilhak ve işgaline rağmen sıcak ilişkiler, İran’a yaptırımlara Türkiye’nin katılmaması, eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın tutuklanması ve de F-35 anlaşmazlığını görmeyip sorunu bir papazın serbest bırakılmasına bağlarsak, hata ederiz.

Türkiye; İran'a yönelik ambargolara, Ekim ayında Rusya'ya yönelik ağırlaştırılmış ambargoya Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesine rağmen katılamaz.

F-35 projesinde 900 milyon dolar ödenmiştir ama ABD Kongresi, 3 ay içinde ABD ne kadar zarar görür şeklinde bir rapor verilmesini istemiştir. S-400'lerin alımıyla ilgili casusluk iddiası yersizdir. Eğer iş zıtlaşmaya giderse Türkiye, NATO'da ABD'nin getirdiği her kararı veto edebilir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Türkiye'nin “hayır” dediği için NATO ile Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü'ne (OECD) girememiştir.

Rahip Brunson'ın ev hapsine karar verilmesinin ardından ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, kendisi gibi Evangelist olan Brunson'ın derhal serbest bırakılmaması durumunda Türkiye'ye ekonomik yaptırım uygulayacaklarını açıklamış, ardından Trump "ABD, büyük bir Hıristiyan, aile babası ve harika bir insan olan Papaz Andrew Brunson'ın uzun süreli tutukluğu nedeniyle Türkiye'ye geniş yaptırımlar uygulayacak. Bu masum din adamı derhal serbest bırakılmalı" demiş, ABD Senatosu Dış ilişkiler Komisyonu, Türkiye'nin uluslararası kuruluşlardan kredi almasını kısıtlayan bir tasarıyı kabul etmiştir.

Tüm bu gelişmelerden sonra Türkiye Brunson'ı serbest bırakırsa, Brunson'ı rehin olarak tuttuğunu göstermiş olacak, ayrıca ABD tehdidini kabul eden Türkiye bölgede daha bağımsız davranabilme iddiasını kaybedecektir.

Değerli dostum ve arkadaşım Emekli Büyükelçi Uluç Özülker de benim gibi düşünerek Sputnik'e şu açıklamada bulunmuştur: "Brunson olayı kişisel planda Trump ve çevresinin Evangelist ruh ve anlayışla yaklaşıp tamamen dini açıdan ortaya attıkları bir baskı unsurudur. Bu sorun devletlerarası mesele olabilecek bir sorun değildir, olamaz da. Haklı veya haksızdır ama neticede alt tarafı bir rahip tutuklanmıştır.

ABD, FETÖ'yle ilgili hiçbir adım atmazken, burada ne idüğü belirsiz bir rahip yüzünden iki ülkenin ilişkilerini dinamitleme noktasına gidebilmek ve bunu da dini motiflerin sonucu olarak yapabilmek ne akla ne mantığa hiçbir şekilde uygun düşmüyor. Dolayısıyla bir noktada bu konuyla ilgili uzlaşıya varılacağını öngörüyorum.

Eğer böyle bir uzlaşı olmazsa karşılıklı bir bilek güreşi başlar ve bu bilek güreşi her iki tarafa da ciddi zarar verir. Dolayısıyla Brunson olayı bir bahane ve Türkiye üzerinde baskıya dönüşmüş durumda. Bunu bir blöf olarak görmek mümkün. Türkiye'den kolay kolay vazgeçemezler."

Başkan Trump, papazı bahane edip Türkiye'den ithal edilen çelik ve alüminyumun gümrük vergisine zam yapacağını duyurmasının ardından Türk Lirası dolar karşısında rekor seviyede değer kaybedince Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ABD mallarını boykot etme çağrısı yapmıştır. Bu çağrının ardından Türkiye ABD'den ithal edilen malların vergisinde artırıma gitmiştir. ABD ile yaşanan krizde Türkiye'ye bazı devletlerden destek gelirken, Katar 15 milyar dolar doğrudan yatırımla Ankara'nın yanında olduğunu açıklamıştır ama bu Türkiye ekonomisindeki döviz darboğazını genişletmeye yetmez.

Türkiye, Dünya Ticaret Örgütü’ne (WTO) gönderdiği ek vergi tarifesi ile ABD’den ithal edilen otomobil, viski, kuruyemiş, pirinç ve tütünden alınacak ek vergi oranlarını yükseltmiş, 1,8 milyar dolara yaklaşan 22 ürüne toplam 266 milyon dolarlık ek gümrük vergisi koymuştur. Fakat iPhone’a ek vergi getirmemesi dikkat çekicidir.

ABD’den ithal edilen tüketim mallarını boykot etme, ABD’ye zarar vermez. Çünkü ABD’den ithal edilen cep telefonlarının önemli bir kısmı Çin ve Uzak Doğu ülkelerinde üretilmektedir.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle