HUKUK MU DEDİNİZ?

10.05.2019 06:30

HUKUK MU DEDİNİZ?



Ülke olarak öylesine hukuk dışı, akla, mantığa hiç bir şekilde uymayan olayların içinden geçiyoruz ki durumumuzu anlamakta gerçekten çok zorlanıyoruz.

İçinde bulunduğumuz süreçle ilgili sorunlu ve bir ölçüde imkansızlık halini tanımlayan “Hukukun bittiği yerdeyiz” ifadesini kullanmak sanırım çok da yanlış olmaz.

Bu bağlamda 31 Mart’tan bu yana bir türlü sonuçlandırıl(a)mayan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçiminin iptalini anlamak gerçekten de mümkün değil.

YSK (Yüksek Seçim Kurulu) tarafından iptal gerekçesiyle ilgili hukuki açıdan ikna edici bir açıklama şu ana dek yapılmadı.

Kararla ilgili “hukuki değil siyasi” yorumları yapılıyor.

Gelinen noktada, Anayasal güvenceye sahip ve çok partili dönemin en önemli ve saygın kurumlarından olan YSK artık bu kararıyla güvenilir olmaktan çok uzaklaşmış durumda.

Siyasi beklentilerini ülke çıkarlarının üstünde tutan ve bu yolda evrensel hukuk kurallarını geçersiz kılanları kamu vicdanının kabul etmesi elbette ki mümkün değil.

Seçimin iptalinin toplumun tüm kesimlerinde çok derin izler bıraktığını belirtmek gerekli.

Türk halkı, sandıkta ortaya koyduğu iradenin hiçe sayılmasını asla kabul etmez.

Her zaman haklının yanındadır, mağdurun haklarının çiğnenmesine karşı tepkisini ortaya koyar, “kul hakkı” yenilmesine izin vermez.

Bu veriler ışığında 23 Haziranda tekrarlanacak olan seçimde Ekrem İmamoğlu’nun çok daha büyük bir farkla seçimi kazanacağını tahmin etmek güç değil.

Bu süreçte iktidar partisi kısa dönemli bir başarı yakalamayı tercih etti ve seçimi iptal ettirmeye odaklandı oysa ki uzun dönemde bir sonraki Cumhurbaşkanlığı yarışında muhalefetin çok güçlü bir adayının yıldızının parlamasına neden oldu.

Aslında İktidar partisi kendi eliyle rakibini bugünden yaratmış oldu.

Üstüne üstlük bu kişi yönlendirebildiği, kutuplaşma tuzağına rahatlıkla düşürebileceği türden bir özellikte değil, uzlaşmacı, yapıcı ve toplumun her kesiminin desteğini alması muhtemel yapıda bir aday.

İktidar partisi seçmenine İstanbul’u kolay kolay başkasına teslim etmeyeceğini göstermeye çalışırken, sandıkta kazanamadığını masada kazanma yolunu seçerek mevcut gücünü yitirmeye başladığını da göstermiş oldu.

Olağanüstü itiraz yönteminin hukuk süreci olmaktan çıkarılıp siyasi bir araç haline gelmesiyle birlikte tekrarlanacak seçimle ilgili olarak da büyük bir “güven bunalımı” yaşanıyor.

23 Haziran’da yapılacak seçimde iktidarın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı bu kez de seçilemezse siyasi baskılarla seçim yine iptal mi edilecek, sorusu çok yaygın bir şekilde dillendiriliyor.

Kurumlara olan güvenin yeniden tesis edilmesinin çok gerekli olduğu bir ortamda mevcut yönetimin ayrıştırıcı ve baskıcı siyaset tarzında ise hiç bir değişiklik yaşanmaması halkın kaygılarını arttırmaya devam ediyor.

Siyasetin oyunları, bürokrasiye yapılan baskılar, medya aracılığıyla yaratılan algı ve her türden engellemeler azalacak gibi görünmüyor.

Tüm bu olumsuz koşullara karşın ise “Demokrasi Sevdalılarını” çok önemli bir görev bekliyor.

Demokrasiyi yaşatmak için “hukuk kuralları içinde kalarak” kazanılmış seçimi yeniden kazanmanın mücadelesi verilecek.

Demokrasiyi içine sindiremeyenler de “Sandıkla gelip, sandıkla gitmeyi” öğrenmek zorunda kalacaklar.

Tüm içtenliğimle inanıyorum ki, “Her Şey Çok Güzel Olacak”

Not: Önümüzdeki Pazar Anneler Günü olması nedeniyle yüreğinde anne sevgisini yaşatan herkesin Anneler gününü kutluyorum. Anneleri hayatta olmayanlara anne özlemiyle baş etme gücü diliyorum. Annelerimizi sevgiyle kucaklıyorum…

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle