HOMO DEUS...   

09.09.2019 06:30

   HOMO DEUS...   



Şu sıralar, ortalıkta, Yahudi yazar Yuval Noah  Hariri'ye ait ''Homo Sapiens ve Homo Deus'' adındaki kitaplar konuşuluyor.    

Bu Yahudiler alem herifler. Yedikleri herzeler mukaddes kitaplara bile konu olmuş; her devirde dünyayı karıştırmakta birebirler.

Bu Hariri denen adam, iddialarını bol bol arkeolojik, antropolojik, ekolojik terimlerle soslayarak diyor ki, yetmişbin yıl önce insan, ''Homo Sapiens'' durumuna evrilmişken  daha saf daha iyiydi.

Ancak durduğu yerde duramadı; bilişsel devrimler yaparak ''Homo Deus'' oldu; Türkçesi azdılar,  demeye getiriyor.

                                                 *

Sizi bilmem ama ben bu Yahudi'ye tam katılmıyorum. 

Tamam bizde de kimi yaratıklar var ki, evrimleşip iyice  azdılar.

Fakat bizimkiler, bu Yahudi yazarın iddia ettiği gibi Homo DEUS olmayıp (sedece bir 'Y' farkıyla)  Homo DEYUS  oldular.

Bana göre, Yahudi yazarın bu tezi kendi buluşu değil, Osmanlı'dan aşırmış. Osmanlı'da böylelerine, ''Suret-il beşer, Tabiat-ül bakara'', yani '' Görünüşü insan, gerçekte öküz '' denmiştir (Bu benzetmeden dolayı o koca gözlü, saf bakışlı bütün öküzlerden ecdadımız adına özür diliyorum).

-Adam bi kucak sakal, Kur'an kursunda sureta hoca... Kendisine emanet mini mini yavrulara, hem de kutsal çatı altında, taciz, tecavüz, etmediğini bırakmıyor.

-Adam sözde öğretmen, öğrencisine aynı şeyi yapıyor.

-Adam sözde doktor, hastasını bayıltıp tecavüz ediyor.

-Baba öz evladına, dede öz torununa yapıyor.

-Adam boşanmış; yasal ve ahlaki hiç bağı kalmamış. Ama peşini bir türlü bırakmıyor kadının Bağırta çağırta balkondan atıyor. Yetmiyor, babası denen sapık ,''Ölmek istemiyorum...'' diye inleyen zavallı anneyi, ''Ne olur sen ölme anneciğim!'' diye yalvaran yavrusunun gözleri önünde sırtından kurşunluyor.

-Adam genç kıza musallat olmuş. ''Ya benimsin ya kara toprağın'' diyerek, sürekli taciz ediyor. Tacizle yetinmiyor, bıçağa, tabancaya, pompalıya sarılıp genç kızın ve ailesinin hayatını söndürüyor.

    Hangi birisini anlatayım ki?

    O zaman ne yapmak lazım?

    Ne yapılması gerektiğini, başta ülkeyi yönetenler, sosyolog, pisikolog, psikiyatrist gibi  bilim  insanları ile yasa koyucular düşüne dursunlar da, bendeniz onlara  ışık tutacak  bir uygulamayı anlatayım.

    Bizim köyde Pepe Mıstık adında katı kunt, iri-yarı insan azmanı birisi vardı. Kimi kimsesi olmayan gariban biriydi. Dili peltek, muhakemesi kıttı ama, içgüdüleri ve meşe köklerini andıran pazuları acayip güçlü idi. Kocaman kafasını gemi dümeni gibi çevirir, balyoz gibi kullanırdı. Yaba gibi elleriyle taşı sıksa suyunu çıkaracak sanırdınız.  Köyün  sığırtmaçlığını yapar ve köylünün her işine yarardı. Yaşı ilerlemesine rağmen bir türlü evlenememişti. O yüzden abazandı; yolunmuş tavuk görse bir tuhaf oluyordu. Yanından yönünden kadın kız geçemez  olmuştu. ''Azgın Teke Sendromu''  denen illete yakalandığı konuşuluyordu.  

    Her an bir vukuata sebep olmasından korkan köylü, haline münasip bir kız bulup hayrına acilen  evlendirdiler. Fakat yürümedi; kızcağız,  daha gerdek gecesi,  gelinliği üstünde, anasının evine canını zor attı.   

   Köylü, bu da çözüm olmayınca, bir tecavüz vakası  olmadan bu dertten nasıl kurtuluruz diye kara kara düşünmeye başlamışken, berber İşbilir Süleyman Usta çıkagelir.

    O sadece  köyün berberi değil, doktorudur, dişçisidir, sünnetçisidir,  her şeyidir.( Ki, övünmek gibi olmasın bendenizi de tımar eden O'dur.)

    Süleyman Usta, vaziyetin vahametini köylüden dinler dinlemez,

    -Ülen dertlendiğiniz şeye bak der, bilmez misiniz ben ne azgın boğaları yola getirdim. Verin yüz ölçek buğday sizi bu dertten kurtarayım!

     Köylü sevinçle kabul eder.

    -Aman usta derler,  sen bizi bu dertten kurtar da  fazlasını verelim.

     Bir akşam bizim berber köy odasında, Pepe Mıstık'a köylünün de yardımıyla  ufak bir operasyon çeker.

    Ne yaptığını bilmem ama, ondan sonra o dev adam  uysallaştı, kadına kız bakmaz oldu. Gözlerindeki tehlikeli o vahşi ışıklar söndü. Müeddep bir kız kadar utangaç, uslu bir adam oldu.  O boru gibi sesi gitti, kibarlaştı, inceldi. Erkeklerden sonra kadınlara da her konuda yardım eder oldu. Hatta kadınlarla birlikte   çorap, kazak gibi örgüler  bile örmeye başladı.

                                                              *

    Bütün bunları niçin anlattım?

    İçimizde  sapıklar, psikopatlar,  sekso-manyaklar,  pedefoili  hastaları insan suretinde dolaşıyorlar.

    Eee...Avrupa'dan aşırdığımız şu kibar kanunlar da maalesef bu derde deva olamıyor.

    Bence tek çözüm, yasal zeminini oluşturup, bizim  berber İşbilir Süleyman Usta'nın yöntemini uygulamak...

    Ne dersiniz?  

Yorumlar (3) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Fatma Ceren

09 Eylül 2019 12:56
Vali Baba. Kibar kanunlar uygulansa keşke aslında çok etkili de uygulanmıyor. Uygulansa bence çok etkili olur. Kendi düşüncem bu kanunlarımızın üstüne kimyasal hadım artık gelmeli. Mizahi şekilde çok güzel bir öneri sunmuşunuz. Haklısınız artık yapılanlar sabır taşını çatlatıyor. İnşallah eğitmle ve kanunlarla bu işleri çözeriz. İyi anneler istese değiştirir Dünyayı. Ama anneler çocuk yetiştirirken atlıyorlar kendi yaşadıklarından dolayı belki de. Buradan tüm erkek annelerine sesleniyorum, toplum için çocuklarınızı iyi yetiştirin lütfen.

Sema Isyapar

09 Eylül 2019 16:17
Doğru yine doğru sayın Valim. Sıkıntı çeken insanların çığlıkları nedense duyulmuyor.

Aziz

16 Eylül 2019 12:13
Çok önemli ve toplumumuz tarafından aile içinde duyulsa bile kapatılmaya çalışılan bir konuya parmak basmışsınız. Pedofili hastalık değildir ve bu nedenle iyileşme diye bir şey beklenemez. Dolayısıyla kimyasal hadım şarttır.