Hayvanat Bahçeleri Olmalı mı?

10.12.2015 09:35

Hayvanat Bahçeleri Olmalı mı?



Hayvanat bahçeleri toplumun hemen her kesiminin dikkatini çeker. Ama ilk etapta çocuklar sever buraları. Anne, babalar da onları ellerinden tutar, hem hayvanları yakından tanısın, hem de işin açıkçası, oyalansınlar diye getirir bu bahçelere.
Çocukluk yıllarım Eskişehir’de geçti ama sıklıkla yakınlarımızın olduğu Ankara’ya giderdik ailece. Ve her Ankara ziyaretimizde tuttururdum AOÇ’ye (Atatürk Orman Çiftliği), hayvanat bahçesine gidelim diye.
Hem mutlu olur hem de üzülürdüm hayvanların oradaki mahpusluk hallerine. Koskoca aslanların, kaplanların, ayıların, zürafaların, iklim koşullarına uyamayan türlü çeşit canların sinirli sinirli, daracık kafeslerdeki volta atış hallerine. Sonra kendini bilmez insanların bazı hayvanlarla alay edişleri, kafes içine sigara, çekirdek türü gıdalar atışları beni ciddi üzer ve düşündürürdü.
Sonraki senelerde bu bahçe iyice bakımsızlaştı, hayvancıkların aç susuz kaldığı, ödenek olmadığı için beslenemediği haberleri çıktı basında sıklıkla.
Sonuç olarak ben “hayvanat bahçeleri”ne baştan karşıyım. Çocuklarımız, gençlerimiz onları tanıyarak bilgi dağarcıklarını artıracak ya da hayvanları sevecekse bu artık belgesellerle, görsel yayınlarla çok güzel bir şekilde yapılabilir. O hayvanların hürriyetleri ellerinden alınarak, dar kafesler ardına hapis edilerek hayvan sevgisi aşılanmaz gelecek kuşağa. Olmaz bu! Yazıktır, günahtır. Evet, bu benim görüşüm. Ve çok iyi bilmekteyim ki gerçek can korumacı ve vicdan sahibi her kişi benim görüşüme bire bir eşlik eder, katılır.
Şimdi nerden mi geldi bu konu aklıma. Geçtiğimiz günlerde Kocaeli Darıca Hayvanat bahçesine 7 gün gibi uzunca bir yolculukla getirilen ve yol boyunca vücudunun çeşitli yerlerine ciddi yaralar alan gergedanın görüntüleri, hep aklımda ve usumda, anılarımda gizli duran görüntüleri yeniden çıkardı ortaya. Ve yazayım, paylaşayım istedim bu düşüncelerimi.
Bu gergedanla ilgili basında şöyle bir haber çıktı: “İskoçya’nın Edingburg kentindeki bir hayvanat bahçesinden Türkiye’ye gönderilen ‘Samir’ isimli Hint gergedanı Darıca Hayvanat Bahçesi’nde ziyaretçileriyle buluştu. Türkiye’ye gelirken yolculukta strese giren Samir kendini yaraladı. Uzmanlar, ‘Hayvan strese girmiş. Bunun sonucunda da vücudunda değişik yaralar oluşmuştur. Bizler de onu tedavi altına aldık.’ diye konuştu.”
Haberin hemen altında hayvanın o yaralı halinin açıkça göründüğü bir fotoğrafı var. Düşündüm; o eziyet bu cana çektirildi, nakli ve sonrası bakımı için hayvanat bahçesi bütçesinde ciddi bir kalem ayrıldı. Sonuç? Değdi mi, ya da değecek mi? Bence kocaman bir HAYIR!!

Yorumlar (1) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Neslişah Aksoy

25 Şubat 2016 14:27
Size bir çok konuda katılıyorum Ece Hanım ancak bazende farklı düşüncelere kapılıyorum, hayvanların özgürlüğü kısıtlanmamalı tabiki.. Hayvanat bahçesindeki hayvanlarda beslenip bakılıyorlar, doğal ortamda olanlarında bir çoğu yem oluyorlar, buda çok üzücü.. Hiç olmazsa hayvanat bahçesinde koruma altına alınıyorlar, umarım yanlış düşünmüyorumdur, saygı ve sevgiler..