Hayvan Korumacının Dik Duruşu!

07.01.2016 09:49

Hayvan Korumacının Dik Duruşu!



İnsan ruhunun bir parçası, hayvan sevgisini tadana kadar uyanmaz”

Anatole France

Bizim ülkede “can savunucusu, hayvan korumacı” olmak kadar zor bir durum yoktur düşüncesindeyim. Bu kanıya öyle hemen sahip olmadım, senelerin birikimi, yaşadıklarımın, okuduklarımın, gördüklerimin sentezi.

Türkiye’de, özellikle de kırsal kesimde hayvanlar, “mal” olarak görülür. Zaten sürü içindeki canların genel adı da budur. Benim görüşüm, o sürünün korumacısı köpekler, ambarların fare bekçileri kediler de böyledir onların gözlerinde. Ee! Hal böyle olunca, mala nasıl, ne kadar özen gösterilirse, o canlara da o kadar itina edilir. Eskiyince atılıp yenisi alınır, işe yaramaz hale gelince bir köşeye itilir.

Şehirde durum nasıldır? Şimdi şehirler, ciddi şekilde köylerden göç aldığına göre, şehirdeki insanların genel görüşü de böyledir kanımca. Hatta köyden göçmüşlerin dışındakilerin, kültürlü diye etiketleri olanların, hayvanlara bakış açıları daha da acımasızdır. Onlar, bu canları gereksiz mahluk ya da zararlı canlar olarak görürler, şehir hayatında yerleri olmadığını düşünürler.

Sıklıkla sızlanırlar, yazarlar, çizerler, şikayet ederler: “Alın bunları buradan, atın bunları, hapsedin!”. Onlarla birlikte yaşamak istemezler kısacası. Ne bu canları koruyan yasalardan haberleri vardır ne de vicdanlarının ufacık bir köşesinde, dünyayı paylaştığı hayvanlara dair bir sızı.

Durum böyle olunca, ister istemez “can savunucuların” durumları da inanılmaz zorlaşıyor. Hayvanlar için, onların yaşam hakları için “dik duruş” sergilemek ve bu duruşundan ödün vermemek, çoğu için neredeyse imkansızlaşıyor, bir şekilde biat ediyor belediyelere, hayvan hakları ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına.

Biatlarının farkında olanlar var, olmayanlar var. Ya da olumsuzlukları, itlafları, acımasızlıkları görmezden gelenler var. Eller mahkum; canlar için bir şeyler talep edeceksen yerel yönetimlerle iyi geçinmek zorundasın! Bu iyi geçinmeyi abartanlar, onların savunuculuğu pozisyonunu alanlar da oluyor ne yazık ki.

Yok mu zoru başaranlar,“dik duruş” sergileyenler? Var elbette, ama bir elin beş parmağı kadar az ne yazık ki. Onlar da, işte ne kadar dayanabilirlerse. Kolay değil elbette, hem o masum canların canlarını koruyacaksın, hem de karşındaki acımasızlar ordusu ve canlara hizmetle yükümlü kurumların bozuk, paslı, acımasız zihniyetleriyle, yılların alışkanlığı “itlaf”ı yasal hakları gibi gören bürokratlarla, belediyelerle mücadele edeceksin. Hiç kolay değil.

Beni merak ediyorsanız söyleyeyim. Canlar adına, hiç çark etmedim, hiç geri adım atmadım, “dik duruş”umdan ödün vermedim. Keşke diyorum tüm can savunucuları aynı duruşta olabilseler.

İç acıtan bir haberle bitireyim yazımı. Dün basında yer aldı bu haber: Karabük’te soğuk havada üşüyen köpek yolcularla birlikte halk otobüsüne binmiş. Garibim arka koltuğa oturmuş, kaloriferin ısısından yararlanmak istemiş. Ama hiç olur mu! Karga tulumba yolcular ve şoför tarafından zorla atılmış aşağıya. Yılmamış, tekrar binmiş. İkinci kez de def edilmiş otobüsten! Sonuç? İnsanlık işte bu kadar ölmüş, vicdanlar soğuklarla birlikte böyle buz tutmuş. Ne olurdu sanki bıraksalar da ısınıverseydi o araçta, o masum. Kendileri o kadar üşürken, neden o köpeğin de üşümüş ve ısınmaya ihtiyaç duymuş olabileceğini hissedemedi o insanlar? Onlar, insan değiller mi?

Yorumlar (3) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Serkan

08 Ocak 2016 16:33
Belediye yardakçıları maalesef hayvanlara yarar yerine zarar veriyor.

Tülez Söğüt

07 Ocak 2016 19:37
TEŞEKKÜRLER ECE HANIM herzamanki gibi sizin izinizden yürümeye çalışıyoruz bütün acımasız insanlara rağmen hiç bir zamanda yılmayacağız

Berrak ARSLAN

07 Ocak 2016 14:33
Ellerinize ve yüreğinize sağlık Ece Hanım yine canlarımızın arkasında durmak isteyenleri açık yüreklilikle sevindirmişsiniz ben dahil allah razı olsun Köpüş adına inanın bende çok üzüldüm Esefle kınadım ama ısınmak isteyenler buyursun biz misafir edelim bir kaç saat keşke bir iki ile halledebilsek ne mutlu olurduk. Tüm canların sağlıkla yaşaması dileğiyle Saygılarımla,