Haftada 100’den fazla stres testi

25.08.2018 06:30

Haftada 100’den fazla stres testi



Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali,ekonomide yaşanan panik havasını yatıştırmaya katkı yapa açıklamalarının bir yerinde şu saptamayı yapıyordu: “Bundan sonra sadece tüketim harcamaları yoluyla değil, üretimle, makina-techizat yatırımlarıyla, imalat sanayi yatırımlarıyla ve ihracatın artan katkısıyla bir büyüme kompozisyonuna geçmemiz gerekiyor

Bali ‘nin önerdiği yolu, teknik ayrıntıları bilen çok sayıda insanımız sürekli dillendirmiş ve uyarılarını yapmıştır. Önerilen yol, net bir gözlemi ve ülke gerçekliğini yansıttığı halde, sorumlu olanların özen göstermediğini Bali’nin “bundan sonra” diye başlayan cümlesinden de anlıyoruz. Demek ki, bundan önceki dönemlerde sorumlular atmaları gereken adımları zamanda atmamıştır.Umuyor ve diliyoruz ki, bundan sonra gerekenleri yerine getirir; hep birlikte istikrarlı bir ortamda işlerimizi yaparız.

Sürekli stres testleri

The New York Times’in “Amerika’nın en az nefret edilen bankacısı” nitelemesini kullandığı JPMorgan Chase’nin CEO’su Jemie Dimon ‘un Harvard Business Review’deki söyleşisinde üç alana dikkat çekiyor: Stres testleri, sermaye-likidite gereklilikleri ve şeffaflık.

Dimon, kendisini endişelendiren potansiyel tehditlerin neler solduğu sorusuna da, “ Jeopolitik, sermaye hareketler, resesyonlar ve savaşlar gibi parametreler ışığında haftada 100’dan fazla stres testi yapıyoruz.Her bir testte sadece olasılıkları belirlemiyoruz, en kötü olasılığa karşı hazırlanıyoruz.Bunun sonucunda söz konusu risklere karşı koyacak sermayemiz ve becerilerimiz mevcut.Finansal krizde bu şekilde ayakta kalmıştık” yanıtını veriyor.

Faydasını uzun dönemde göreceğimiz alanlara yatırım yapmanın önemine işaret eden JPMorgan Chase CEO’su, “Parayı büyümeye harcamayı tercih ederim” uyarısını yineliyor.Büyüme-odaklı gelişmenin itici gücünü tanımlarken de, “Alçak gönüllü olmalı ve kalbinizi de dinlemelisiniz. Analitik konularda süper olmanıza gerek yok.Ancak insanları anlamazsanız başarısız olursunuz.İnsanlar saygı görmek ister.Fikirleri vardır.Katık vermek isterler. Onları işe katmalı ve ‘toplantı ardına toplantı’ yapıp sonra kararları arkadaş çevrenizle almalısınız” diye karşılık veriyor.

Bedel ödüyoruz

Bu yazıyı geçtiğimiz haftanın başında yazdığım halde, bugün yayınlamamın iki nedeni var: Biri, döviz kurundaki aşırı dalgalanmanın siyasi ve teknik alanda yarattığı panik ortamından uzaklaşarak dingin düşünebilme. Diğeri de, daha sakin bir ortamda olanları anlamaya ve anlamlandırmaya çalışma.

Yaşadığımız sorunlar öğretmenimiz olmalı…Dersler almalıyız…

Birincisi, büyük çoğunluğumuz “genel eğilim ile ayrıntı dinamikleri arasında dengeler kurma” özeninden uzağız.

Günlük gazete yazılarında ve tv ekranlarında sözlü anlatımlardan derlenen, ciddi kulak kirliliği barındıran, belli bir kuram çerçevesi ve bütünlüğü olmayan anlatımlar değer, beklenti ve davranışlarımızı kirletiyor.TV ekranlarının en çok izlenen saatlerinde boy gösterenlerin önemli bir bölümü her konuda bir şey konuşabiliyor.Vasatlık prim yaparken, ayrıntı bilgisine dayalı analitik düşünce ilgi çekmiyor. Söylediklerimizi ve yazdıklarımızı irdeleyen, toplum vicdanında hak ettiği yere koyan “rasyonel otoritelerimiz” yok.Yazılanlar ve söylenenler ne denli yanıltıcı olursa olsun bedeli ödenmediği için vasatlık prim yapıyor.

İkincisi, vasatlığın besleyen metot sorunumuzdur. Uygulama metotlarını açıklamadan, çok sayıda düşüncenin anlatılmasını “analiz sanan”;ayrıştırıcı ve üretken olmalan anlamsız söylemlere kolaylıkla kapılıyoruz. Sığ iletişimde varız; ama düşünce üretiminde yaya kalıyoruz. Hedefsiz ve sorgusuz bir tartışma kargaşasında sürükleniyoruz.

Üçüncüsü de, proje-odaklı, gündemi olan, ön-hazırlıkları yapılmış süreç ve sonuçları analiz eden ciddi tartışmalar yapamıyoruz.Ekran şöhretleri yaratılıyor, ama toplumsal düşüncede kalite kazandıran düşünce insanlarının sayılarını artıramıyoruz.

Ne yapalım?

Değer, beklenti ve davranışların maddi ve kültürel zenginlik üreterek, toplumsal refahı artırmasını istiyorsak yapmamız gerekenler bellidir: Öncelikle, üretim-odaklı gelişmeleri özendirmeliyiz, harcama-odaklı popülist tutumların arkasına takılmamalıyız. İkincisi, kısa mesajlı iletişime takılıp vasatlık tuzaklarına düşmeden, düşünce geliştiren analizlere önem vermeliyiz. Daha da önemlisi her eylemin başlangıç amaçları ve hedefleri ile ulaştığı sonuçları analiz eden deneysel mesafeleri ölçmeliyiz, geri-bildirim döngülerinin denetleyici özünü öne çıkarmalıyız.

Küresel pazarlarda yer edinecek çeşitlilikte, maliyette ve kalitede üretim önemli…Hem geleneksel teknolojilere hem de sayısal teknolojileri rekabet-odaklı yatırım yapmak değerli…Sürdürülebilir ihracat ananları keşfetme ve yatırımları tam zamanında yapma anlamlı.

Sözün özü, haftada 100 stres testi yapamasak da, haftada hiç olmazsa bir kez olup bitenleri sorulamalıyız. Sorgulamalıyız ki kaynaklarımızı etkin ve verimli kullanabilelim. Krizlerle birlikte yaşamaktan kurtulalım.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle