GERÇEK İLE HAKİKAT

08.02.2019 06:30

GERÇEK İLE HAKİKAT



Dil ile düşünme arasındaki ilişkiyi hiç düşündünüz mü? Düşünme gelişmeden dil gelişebilir miydi acaba? Ya da dil olmadan düşünebilir miyiz? Bu sorular uzun zamandır çok tartışılan bir felsefe problemidir. Herhangi bir sonuca varıldığını da sanmıyorum. Dilden bağımsız bir düşüncenin gelişebileceği ama onu açığa çıkarmak, ifade etmek için mutlak bir dile de gereksinim olduğu yönünde görüşler daha makbul gibi duruyor. Ancak dilin düşünceyi etkilediği yönünde yerel toplumlarla yapılan çalışmalarda var. Örneğin Avusturalya Aborjinlerinin bir kısmı kendi dillerinde “sağ” ve “sol” kelimelerini hiç kullanmayıp bunun yerine her şey için “coğrafi yönleri” kullanıyorlarmış. Örneğin “bacağının güney batısında böcek var”, veya “sandalyeni biraz daha kuzey doğuya çeker misin” gibi. Bu tür bir konuşma biçimi doğal olarak insanda yön duygusunun çok gelişmesine yol açıyor ve düşünce sistemini etkiliyormuş. Yine diller renk spektrumu konusunda da farklılık gösteriyor. Bazı dillerde renkler için çok fazla kelime var, bazılarında bu farklılıklar sadece “açık” veya “koyu” gibi ifadelerle geçiştiriliyor. Örneğin Rusça’da mavi rengin açık ve koyusu için geliştirilmiş ayrı ifadeler var. Yapılan çalışmalar bu renkleri ifade ederken beynin gösterdiği reaksiyon diğerlerine göre farklı oluyormuş. Wittgenstein’ın ünlü deyişi “dünyamın sınırları dilimin sınırları kadardır” sözü de boşuna edilmemiş olsa gerek…

Günlük dilde sıklıkla kullandığımız “hakikat” ve “gerçeklik” kavramlarının da ne kadar farklı anlamları olduğunu düşündünüz mü hiç? Her ikisini de “gerçek” anlamında kullanıyorsak yanlış yapıyoruz demektir. Köken olarak “gerçek” sözcüğü Türkçe bir kelime olup “hakikat” sözcüğü ise Arapçadır. Esas olarak sorun, “realite” (gerçek) ve “verite” (hakikat) sözcüklerinin Türkçede tam karşılıklarının olmayışından kaynaklanıyor. Hançerlioğlu’nun Felsefe Sözlüğü eserinde “gerçek” kavramını bilinçten bağımsız, somut ve nesnel olarak var olan şeklinde açıklarken “hakikat” kavramını ise gerçeğin bilinçteki yansısı şeklinde tanımlanıyor. Hançerlioğlu, “gerçek” sözcüğünü nesnel gerçekliklerin ürünü, “hakikat”i ise gerçeğin bilinçteki yansımaları olarak değerlendiryor. Bu durum niye bu kadar önemli? Gerçek ile hakikat aynı şeyler olmadığı için. “Gerçek” nesnel gerçekliği, “hakikat” ise bu nesnel gerçekliğin zihnimizdeki öznel yansımasını dile getirir. Örneğin elimizde tuttuğumuz bir kalem gerçek, onun zihnimizdeki yansıması hakikattir. Hakikat kavramı, felsefe alanında çok önemlidir ve materyalizm ile idealizm arasındaki kavganın baş konusudur. Hakikatler görelidir, zihnimizde her beliren bir gerçeği ifade etmeyebilir. Gerçek, dış dünyada olan, hakikat ise düşünmeye bağlı olandır. Her düşündüğümüz gerçeği ifade edip doğru olsaydı, dünya bilgeden geçilmezdi…

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

sakarya escort izmit escort bayan escort bayan escort bayan bursa merkez escort bayan escort bayan escort escort bursa istanbul bayan escort beşiktaş escort istanbul escort bayan şirinevler escort kadıköy escort bayan beylikdüzü escort bayan sakarya escort izmit escort bayan escort bayan gümbet escort illegal bahis porno film indir porno sex hd porno