EMPERYAL DİPLOMASİ

22.10.2019 06:30

EMPERYAL DİPLOMASİ



Yazlıktaki emekli delikanlılar olarak ailelerimizle birlikte yakınımıza bir Kaş-Kalkan gezisi yapalım diye karar aldığımızda henüz sınır ötesi harekat başlamamıştı. Dolayısıyla oluşan kargaşa bizi durduramadı ve önceden planlanan üç günlük bir geziye çıktık, bir hafta ayrı düşmemizin nedeni budur. Ülkede olup biten hakkındaki düşüncelerimizi daha sonra yazarız, önce şu gördüklerimizi paylaşalım…

İki gece üç gün kaldığımız Kaş’ta en fazla göze çarpan yerler restoran ve meyhaneler. Mekanlarda artık fazla kalabalık kalmamış, tam gidilecek zaman. Ancak bizim gibi tekne gezisi sırasında yağmur ve fırtınaya da tutulmamak lazım ki zevki çıksın. İlk gece kısa Kaş turu ardından balıkların tadına baktıktan sonra ertesi gün tekneyle Kekova, Batık Kent ve Kaleköy gezisi yaptık. Havanın yağmurlu olması nedeniyle, üç kez verilen denize girme molasından ancak birini değerlendirebildik. Yağmurun merdivenlerde oluşturduğu kayganlık düşme korkusu yarattığından Kaleköy’de kalenin tepesine kadar çıkamadım. İyi ki de çıkamamışım, merdiven çıkma hakkımı ertesi gün dönüş yolunda uğradığımız Karain mağarasının 470 basamaklı merdivenlerinde kullandım. Tekne gezisi sonrası ikinci gece butik bir meyhanede felekten bir Kaş gecesi daha çaldık. Çoktandır gitmemiştim oralara unutmuşum. Kaş çok küçük, çok sevimli, aktivitesi bol bir yer, gençler çok hoşlanır böyle yerlerden. Dönüş yolunda Kalkan’a da uğradık daha büyük, derli toplu bir kasaba. Sokaklarda dükkanlara bakarak gezmesi hayli keyifli. Denizin varlığı her iki kentte de büyük gelişim yaratmış güzellik katmış, “su uygarlık yaratır” lafına gönderme yapıyor adeta. Bir taşla birkaç kuş vurma alışkanlığımızdan olsa gerek, dönüş yolunu sahilden değil, Korkuteli üzerinden yaparak evlere dağılmadan Anadolu'nun en eski yerleşim birimleri arasında yer alan 500 bin yıllık bir oturum geçmişi olan Antalya Karain mağarasını da ziyaret etmek istedik. Neandertal insanların yaşadığı, paleolitik çağdan Roma dönemine kadar sürekli iskan olarak kullanılan mağara mutlaka görülmeli, ataların izleri sürülmeli. Mağaraya girene kadar hayli yorulacak ama daha sonra gördükleriniz karşısında büyüleneceksiniz…

Eve dönüş yolunda ateş kes ilan edilip savaşmaya beş gün ara verildiğini öğrendik. Ben başından beri bu sınır ötesi harekatı anlamadığım için zaten boş gözlerle bakıyorum olan bitene. Mustafa Kemal askeri ve siyasi bağımsızlık için “ekonomik bağımsızlık” gerekir demişti, ben ona inanır ona güvenirim. Sen bütün fabrikalarını satmışsın, tarım yapacak tarla bırakmamışsın, gökdelenleri, AVM’leri dikmişsin, paraları da yandaşlara peşkeş çekmişsin, kırmızı etten mercimeğe kadar dışa bağımlı hale gelmişsin, göbeğinden bağlanmışsın USA Dolarına, kendi istek ve arzunla neyin harekatını yapacaksın? Artık savaşlar silahla veya masa başındaki performansınla kazanılmıyor ki! Emperyalist dayatmalara karşı koyabilecek gücün olacak ki dik durabilesin. Bunun adına günümüzde “Emperyal Diplomasi” deniyor. Yani bir ülkeyi kendine bağımlı hale getir sonra istediğini yaptır. Adam kafadan çatlak ama doğruyu söylüyor; boşuna “ekonominizi mahvederim” diye bağırmıyor, “aptal olma” diye uyarmıyor. Bir de üstelik “çocuklara arada sırada izin vermek lazım kavga etsinler, sonra araya girip ayırırsın” diyerek, gencecik insanların ölümünü hiçe saydığı gibi seni terör örgütleriyle aynı kefeye koyuyor. Şimdi ben bu harekatın hangi getirisini ciddiye alayım?.. Haa, AKP’nin oylarındaki düşüş durmuş, onlar memnunlarmış…

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle