DÜĞMELİ EVLER

27.09.2019 06:30

DÜĞMELİ EVLER



On günü geçti yazmayalı. Biraz dinlenme, biraz gezi, birazda dostlarla sohbet etme iyi geliyor insana. Bu süre içinde yeni yerler gördüm yeni şeyler öğrendim, bir kısmını sizlere de aktarayım. Bizim anne tarafı Aksekili. Akseki’nin Sarıhacılar köyünden göçmüşler Eskişehir’e zamanında. Fırsat çıktı, bizim yazlık komşularımızla birlikte bir gece yatmalı Akseki, Sarıhacılar ve Ormana köylerine gezi düzenledik. Meğer görülecek ne kadar güzel yerler varmış Antalya ve civarında. Yabancı turistler kafileler halinde geliyor, geziyorlar bizim burnumuzun dibinden haberimiz yok. Akseki çok düzenli temiz tertipli bir ilçe, çok beğendik. Ama asıl sözü edilmesi gereken yerler Ormana ve Sarıhacılar. Bu yöreyi ilginç kılan ise “düğmeli evler”. Toroslar muhteşem sedir ağaçları ile donanmış durumda. Düğme evlerin yapımında da bu bolluktan yararlanılıyor. Yapıların iskeleti sedir ağacından oluşturulmuş ve içlerine taş yığılmış. Bu yapılarda taş duvar asıl taşıyıcı gibi görünse de evi ahşap iskelet taşımakta. Kalınlığı 120 cm’yi bulan bu yığma taş duvarlar birbirlerine çentiklerle kilitlenen ahşap hatıllar tarafından bir arada tutulmakta. Dünyanın en ilginç, en dayanıklı mimarisini oluşturuyor sanki. Duvardan taşan hatıl uçlarının düğme gibi gözükmesinden dolayı bu evlere "Düğmeli Ev" (Pişduvan) denmekteymiş. Yolunuz oralara düşerse mutlaka görün derim. Sarıhacılar köyü tarihi ipek yolunun Konya Alanya arasındaki kervan yolu durağı olarak görev yapmış. Şu anda 5 hane halen köyde yaşamakta, 600 yıllık ahşap camii’yi, köyü ve kervan yolunu gezen turistlerle dolu. Bende rahmetli İlhan abimin (İlhan Alanyalı) restore ettirdiği evi gezdim, köylüler çok konuksever, burası sizin eviniz gece burada kalın diye tutturdular. Biz program gereği gece konaklayacağımız Ormana’ya geçtik. Ormana 1000 m rakım üzerinde 800 yıllık bir köy, 300 kadar düğmeli evi barındırıyor. En eski ev 350 yıllık. “Doğdukları yeri unutmayanların köyü” olarak geçiyor tarihte. Birçoğu İstanbul’a göçmüş, ama hayretle öğrendim ki, hala her hafta bir kez İstanbul-Ormana arası otobüs seferi yapılıyormuş. Romalılar, Selçuklular ve Osmanlılara ev sahipliği yapmış bu yörede daha çok şey var anlatılacak, üzerine kitap yazılır…

İzin sonrası bu ilk yazıyı Neslican Tay’ın anmadan bitirmek istemedim. Kanser illetine yakalanıp sol bacağı kesilen ama bunu hiç dert etmeyip bacağım yok ama yaşama sevincim var diyen 20 yaşındaki bir genç kızdan meğer ne çok öğrenecek şey varmış. Kesik bacağından hiçbir zaman utanmayıp şort giyerek gülümseyen, belki kaybedeceğim ama savaşırken kaybedeceğim diyerek asla yenilmeyen bir mücadele anıtı. Beyni ile yaşayan insanlık örneği, kısacık hayatına ne çok umut doldurdu Neslican. “Saçlarınızı, boyunuzu, kilonuzu sevin. Benim için sol bacağınızı da sevin” dedi ve sol bacağının yanına gömüldü. Direnişinin en kutsalı olan yaşama asılışın karşısında, bende saygıyla ceketimin düğmelerini ilikliyorum güzel kızım…

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle