DEVLET, AYŞE TUBA ARSLAN’I KORUYAMADI

18.10.2019 06:30

DEVLET, AYŞE TUBA ARSLAN’I KORUYAMADI



Kadına yönelik şiddet sorunu ne yazık ki artarak devam ediyor.

Bu kapsamda her gün çok sayıda haber ve vahşet içeren görüntüleri izliyoruz.

Benzer bir saldırı olayı geçtiğimiz hafta içinde kentimizde meydana geldi.

Ayşe Tuba Arslan, 6 ay önce boşandığı ve hakkında uzaklaştırma kararı bulunan Yalçın Özalpay’ın satırlı saldırısına uğradı.

24 yıllık evlilikten iki çocuk sahibi olan Ayşe Tuba Arslan, satırlı saldırı sonrasında yüzünden ve kafatasından aldığı ağır darbeler nedeniyle tedavi altında, hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Eski eş Y.Ö. adeta bir film sahnesini andıran şekilde çocuklarının annesi, boşandığı eşini takip ederek çok sayıda araç ve insan trafiğinin olduğu kalabalık bir caddede planını uyguluyor, elinde satırla dehşet saçıyor.

Gerçekten de çok üzücü ve bir o kadar da düşündürücü bir saldırı ile karşı karşıyayız.

Bu noktada belirtelim, son yıllarda kadın cinayetlerinde kesici aletle yaralama ve öldürmelerde oransal olarak büyük bir artış gözlemleniyor.

Beynindeki kanama nedeniyle çok kritik bir durumda olan Ayşe Tuba Arslan’ın yaşam mücadelesini kazanmasını tüm kalbimle diliyorum.

Vahim olayın ardından tutuklanan kişiyle ilgili yargılama sürecini ise elbette ki izlemeye devam edeceğiz.

Şiddete maruz kalıp çok ciddi sağlık sorunlarıyla uğraşmak zorunda kalan kadınlar çektikleri acılar yetmezmiş gibi bir kez de yargılama sonucunda yıkılıyorlar.

Eskişehir’de yaşayan Öznur SAZLAR’ın boşanma aşamasında olduğu ve uzaklaştırma kararı bulunan H.S. tarafından 15 yerinden bıçaklanması ile ilgili dava tam da böyle bir örnek.

Bıçak kullanılarak ve öldürme kastıyla yapılan saldırı davası ilginçtir ki “Ağır Ceza Mahkemesinde” görülmedi.

Dava sonucu ne oldu dersiniz?

Eski eşini 15 yerinden ölümcül darbelerle bıçaklayan H.S. ilk duruşmada tahliye edildi.

Karar sonrasında Öznur Sazlar’ın “Ağır cezada yargılanması için ölmem mi gerekiyor” haykırışları ise ne yazık ki kamu kurumları nezdinde bugüne dek karşılık bulmadı.

Devlet, Ayşe Tuba Arslan’ı da Öznur Sazlar’ı da uzaklaştırma kararları olmasına karşın eşinin şiddetinden koruyamadı.

Söylediğimiz gibi Tuba Arslan ölüm kalım savaşı veriyor.

Öznur Sazlar ise çok uzun bir tedavi sürecinden sonra yaşadığı korkuların ve şiddetin etkisiyle yeniden yaşama tutunmaya ve şiddet gören kadınların sesi olmaya çalışıyor.

Oysa ki İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa etkin bir şekilde uygulansaydı iki kadın da böylesine ağır saldırıların mağduru olmayabilirdi.

Anımsatalım, 6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” şiddet gören, can güvenliği olmayan kadınları korumaya yönelik kamusal önlemleri ayrıntılı bir biçimde tanımlıyor.

Ancak uygulamada kurumlararası iletişimin etkili bir biçimde yürütülmesindeki sıkıntılar ve diğer bazı sorunlar nedeniyle kadınlar korunamıyor.

Kadınlar, kocaları, eski kocaları, sevgilileri ya da ağabey, baba gibi yakın akrabaları tarafından çoğu kez planlı bir şekilde saldırıya uğruyor, vahşice öldürülüyor.

10 yaşındaki kızının yanında eski eşi F.D. tarafından bıçaklanarak ve boğazı kesilerek öldürülen Emine Bulut’un “Ölmek İstemiyorum” çığlığı henüz çok taze ve içimizi yakmaya devam ediyor.

Emine Bulut’un kızının “Anne lütfen ölme” feryatlarını ise hiç bir zaman unutmayacağız.

Devlet; kolluk, yargılama ve diğer tüm önlemleri yaşama geçirerek kadınlarımızı etkili bir şekilde korumalı.

Kadına yönelik şiddeti sonlandırmak devletin kurumlarının temel görevi olmalı.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle