DALKAVUKLUK

25.02.2019 06:30

DALKAVUKLUK



    Bu başlığa bakıp da sakın benim DALKAVUKLARA karşı olduğum zannedilmesin.

    Tam tersine dalkavukluğun toplumsal ve siyasal bir ihtiyaç olduğunu düşünenlerdenim.

    Bilindiği gibi devletlü zevatın karnı tok,sırtı da pektir... tersine 'ego'ları açtır.

    Tok mide ve aç ego...İnsanın iç dünyasını karıştıran dehşetengiz bir çelişki halidir. 

    Üstelik her gün, her saat, stress ve sıkıntıyla iş yapan, yığın yığın sorunla boğuşan devletlilerin sinirleri harap hale gelir; ruhlarında fırtınalar eser,bu yüzden beyinleri de turbo ateşleme yapar.

    Tarihte örneği çok görülmüştür: Böylesi devlet ve siyaset adamlarının zamanında ego'ları doyurulmaz, gazları da alınmaz ise,baltakesmez laflarla ortalığı karmakarışık ederler. Toplumda kavga ve kargaşaya sebebiyet verirler. Bu durumun devlet ve toplum hayatına yansımaları ise çok kötü olur.

    İşte iyi bir dalkavuk burada lazımdır. Efendisinin nefsini iyice bir kabartabilmelidir. Söz bağlamalarıyla onu hayatın acı gerçeklerinden uzaklaştırarak yalanlarını sıralı boncuk gibi dizip ona ziynet gösterebilmelidir. Yağlamaları ballamaları yelpaze gibi kullanıp,büyüğünün yüzünü,yüreğini iyice bir serinletmeli, gevşetmelidir. Ki, alemin kötü gidişine herkes ağlarken devletli yine de gülebilsin...

     

      Dalkavukluk zaten Osmanlı toplumunda hep vardı ve bir hayli de yaygındı. Fakat resmi bir düzenleme yapılmamıştı.

     Mesleklerinin liyakatsızlar tarafından suistimal edildiğini gören bir gurup dalkavuk, Sultan 1.Mahmut'a başvururlar:

        ''Devletlü,inayetlü, merhametlü sultanım,

     Kimsesiz dalkavuk kullarınızın arzuhalidir:

Ulemanın, devlet ricalinin ve sair büyüklerin sofralarında türlü türlü nefis yemeklerle birlikte şerbetler, reçeller,tavuk göğüsleri,elmaspareler,kaymaklı baklava ile ekmek kadyıflerı,helvalar,süzme aşureler,hoşaflar yer içeriz. Üstüne göbek tütünü ve kahve ile ikram görürüz.

        Lakin içimizden bazı ehliyesizler, dalkavukluk adabına uymayan tavır ve davranışları ile velinimet efendilerimizi gücendirmekte,zararı da hepimize dokunmaktadır.

        Dalkavukluğun kadim nizam ve ruhsatnameye bağlanması, uygunsuzların içimizden tarh edilmesi zat-ı devletlerinden niyazımızdır.

     Emir ve ferman devletlü,inayetlü efendimiz,sultanımız hazretlerinindir.''                                     İmza

                                                      DALKAVUK KULLARINIZ

    Nihayet bu başvuru kabul görür,İstanbul Kadılığı işe el koyar. Loncası (o zamanki meslek odası),alameti, üyeleri,kahyasını da içeren bir nizamname yapar ve işi bir düzene sokar. Şakir Ağa da Dalkavuk Loncası'nın ilk başkanı olur.

Bu nizmanameye birkaç da önemli tavsiye eklenir:

 -Dalkavuk kul ki, ricalin huzuruna gelende tava sapı gibi durmaya,eğilip büküle, el etek öpe!

-Palavralarını, efendilerinin  mizaç ve tabiatına uygun sıka... zinhar can sıkmaya! Öğününe uygun aş, sakalına uygun traş ede; neşe ve şenlik vere!

 -Hane sahibi ne söylerse, fevkalade yardakçılıkla emme basma tulumba misali tasdik ede!

-Sonunda öğünmeyip verilen ihsanı gizlice ala!

  Hatta dalkavukların hüner ve marifetlerinin bedelini gösteren birde narh defteri hazırlanır. İşte size birkaç örnek.

-Dalkvuğun burnuna fiske vurma...20 para

-Çıplak kafasına yumruk vurma, yumruk başına....40 para

-Merdivenden yuvarlama...180 para(dalkavuğun bir yeri kırlırsa tedavi devletlü'ye ait olmak üzere..)

-Dişlerini leylek gibi çatırdatmak şartıyla sakal zelzelesi...60 para

-Kuyruğu dışarda kalacak şekilde bir fındık sıçanını ağzına kapatma...400 para... v.s. liste uzayıp gidiyor.

    Görüldüğü gibi dalkavukluk o zamanlar bir meslek idi. Ne yazık ki şimdilerde bir karekter halini aldı.Kayıt dışı ekonomi gibi kayıt dışı dalkavukluk türedi. İnsani tüm meziyetlerden soyunmuş, zillet içinde el etek öpen, liyakat ve ehliyetten yoksun, üstelik bir de kendilerini sahici adam zanneden,  işinin erbabı olmayan aşağılık soytarılar sardı makam ehlinin etrafını.

   Git gide herkes birbirine öylesine hızlı karışıyor ki kim adam,kim dalkavuk  ayırdedilemiyor. O yüzden bu husus yöneticiler tarafından acilen bir yönermeliğe bağlanmalı. Bağlanmadığı takdirde korkarım ki bütün toplum, hepimiz yalaka olup çıkacağız.

     Bakın yüzyıllar öncesinde bile bu karışıklığı gören meşhur Sasani Hükümdarı Nuşirevan sonunda daynamayıp bir ferman  yayınlamıştır:

 ''Adalet odur ki,padişahın hakkı padişaha,patlıcanın hakkı patlıcana, dalkavuğun hakkı da dalkavuğa verile!

Dalkavuk kendini ne padişah zannede,ne de patlıcan.

Dalkavuk olduğunu bile öylece yaşayıp gide!

 Yoksa düzen karışır da tuhaf günlere ereriz; hafazanallah...'




Yorumlar (5) / Onay bekleyen (1)

Yorum Ekle

cemal

26 Şubat 2019 09:04
Dalkavuk vardır. Bir de çok ustalaşmış dalkavuk vardır. Literatürde bunların başka bir ismi de "yalakadır." Bu ustalar gemi batarken kaptandan son parsayı koparabilmek, filikada kendine yer bulmak için, kaptanın tam yanında ve ne kadar usta bir kaptan olduğunu fısıldayanlardır. Kaptan panikteyse bunun söylediklerini ciddiye alır...!

Fanatik Valibaba

25 Şubat 2019 13:47
Ağzınıza dilinize sağlık sayın valim

Mehmet Kaya

25 Şubat 2019 10:23
Sayın Valim neler neler öğreniyoruz sayenizde neler!

Mehtap Yilmaz

25 Şubat 2019 10:26
Sayın valim hem güldük ama daha çok düşündük.

Adam

02 Mart 2019 19:20
Bizim gibi Ortadoğu kültürlü toplumların dalkavukluktan vazgeçmesi zordur