ÇANAKKALE KAHRAMANLARI

17.03.2018 08:47

ÇANAKKALE KAHRAMANLARI



43. ALAY 1. PİYADE TABUR 1. BÖLÜK YEMEK LİSTESİ
15 HAZİRAN - SABAH: ÜZÜM HOŞAFI. ÖĞLE: YOK. AKSAM: YAĞLI BUĞDAY ÇORBASI EKMEK: TAM. 26 HAZİRAN - SABAH: YOK. ÖĞLE: YOK AKSAM: ÜZÜM HOŞAFI EKMEK: TAM. 18 TEMMUZ - SABAH: ÜZÜM HOŞAFI. ÖĞLE: YOK AKSAM: YOK. EKMEK: YARIM. 8AĞUSTOS - SABAH: YARIM EKMEK. ÖĞLE YOK. AKŞAM: ŞEKERSİZ ÜZÜM HOŞAFI. EKMEK YOK.
NOT: 21 TEMMUZ 1917'DEN İTİBAREN ORDU EMRİYLE EKMEK İSTİHKAKI 500 GRAMA İNDİRİLMİŞTİR. ÇÜNKÜ UN VE EKMEK KALMAMIŞTIR. VE BU TARİHTEN SONRA DA SADECE ÜZÜM HOŞAFI VERİLMİŞTİR.
Üzüm hoşafını sevmeyen var mıdır? Ben çok severim. Bundan sonra üzüm ve diğer hoşafları içmeden önce bu kahramanlar aklıma gelecek ve onların ruhlarına teşekkürü bir borç bileceğim. Bizim kuşak da dahil olmak üzere bu yazılanları okullarda okutulan kitaplarında bulamazsınız! Keşke bunları okutsalardı. Okutsalardı! Yılda ortalama 1,8 milyar adet ekmek çöpe gitmezdi. Okutsalardı! Çanakkale Savaşın da ölen 250000 vatan evladının bize bu toprakları bırakmak için verdikleri mücadelede nasıl şehit olduklarını anlardık. Anlardık da bize bırakılan bu devlet mallarını talan edenlere fırsat vermezdik!
Çanakkale Savaşları’nda savaşıp, bir kolu ile bir ayağını kaybeden Fransız Generali Bridges, yurduna döndükten sonra anlattığı bir savaş hatırasında şöyle diyor: Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için daima iftihar edebilirsiniz. Hiç unutmam. Savaş sahasında dövüş bitmişti. Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır zayiat vermişlerdi. Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca unutamayacağım. Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk askeride kendi gömleğini yırtmış onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu. Tercüman vasıtası ile şöyle bir konuşma yaptık: - Niçin öldürmek istediğin askere yardım ediyorsun? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi: Bu Fransız yaralanınca cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı. Bir şeyler söyledi, anlamadım ama herhalde annesi olacaktı. Benim ise kimsem yok. İstedim ki, o kurtulsun, anasının yanına dönsün". Bu asil ve alicenap duygu karşısında hüngür, hüngür ağlamaya başladım. Bu sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını açtı. O anda gördüğüm manzaradan yanaklarımdan sızan yaşlarımı dondurduğunu hissettim. Çünkü Türk askerinin göğsünde bizim askerinkinden çok ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutan ot tıkamıştı. Az sonra ikisi de öldüler.
Türk askerinin kahramanlığı ve fedakârlığı her dönemde destan yazmış ve yazmaya devam etmektedir.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle