Büyük başarılara inanmanın körlüğü

11.06.2019 06:30

Büyük başarılara inanmanın körlüğü



İlim bilgi sahibi olmaktır; irfan da erdemli davranmak. Erdem, başkalarının hak ve çıkarları söz konususu olduğu zaman, herhangi bir gücün etkisi olmaksızın, kendi vicdanınızın sesine kulak vererek, kendinize fren koyabilmektir. Erdem, iyilik, güzellik, yararlılık gibi insanların olumlu bulduğu gelişmelere katkı yapmaktır.

Bilgi, malumatı sorun çözecek derinliğe taşımaktır. Veriyi uygun yöntemlerle bilgiye, bilgiyi de uygun yöntemlerle anlamaya dönüştürürsek; bilginin nihai amacı olan maddi ve kültürel zenginlik üretimine bir değer katmış oluruz.

Bilgili insan olmak tek başına birşey değildir; irfan sahibi olmak, erdemli yaşamak önemlidir; ancak irfan sahibi olanlar toplumsal ilişki mesafelerinin ayarına ve dengesine katkı yaparak güvenli ortamlar oluşturur.

Bireyi insanlığa yaklaştıran ya da uzaklaştıran “aşırı ve noksan değerlendirme” yapmama ilkesidir.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında “ideolojik bilincin” baskın olduğu yıllarda, özellikle geleneksel ve kapalı toplumlarda “tek tip düşüncenin” egemen olması bugün yaşanan sıkıntıların tohumlarını yeşertti. Baskın ideolojinin iktidarları, farklı düşüncelerin konuşulduğu, aykırı düşüncelerin söylenebildiği ortamları yok etti; çok sesli tartışma ve çok kültürlü yaşamın tadına varamayan kitleler, kimin bilgili, kimlerin başarılı ve saygın olabileceğine ilişkin “sosyal ölçülerin” netleştirilmesini engelledi.

Teknolojilerinin artan hızda bağlantı, iletişim, işbirliği potansiyelleri yaratması popülist kültürün baskın hale gelmesinde etkili oldu: Ne yaptığınız değil, nasıl anlattığınız kitlelerin algılarını belirledi. Hayatın öz gerçeği yerine, illüzyonun parlaklığı gerçeklik gibi algılanır oldu.

Görece bir kavram olan “başarıya” kolay erişebilenler, aynı kolaylıkta “büyük başarılarına” inandı. Harvard Business Review’in son sayısında üç bilim insanının “Silolar arasında liderlik” başlıklı makalelerinde belirttikleri gibi, büyük başarı elde ettiklerini sananlar, ötekinin fikirlerine giderek kendilerini kapattı.

Bilgimizi ölçmenin en iyi yolu, konusunda kendini kanıtlamış insanların bulunduğu ortamda tartışmaya katılmaktır.

Ayrıntı bilmeyenlerin bulunduğu ortamlarda popülist kahve kültüründen beslenen ve kasaba kültürü sığlığında pazarlanan “başarı öykülerinin” üstüne giden bir toplumsal düzey yaratmadan uygarlığın saygın bir ortağı olunamıyor. Hayata taşınan her projenin, yapılan her işin net bugünkü değere dönüştürülmeden, arındırılmış sabit değerlerle karşılaştırılması yapılmadan aşırı değerlendirme tuzaklarından uzak duramayız.

Bir yöneticinin başarısı, ölçüleri konmuş değerlendirmelerle açık hesap verebilmesidir….Ne yaptım, neler yaptım, nasıl yaptım, neye mal etttim, ne sonuç yarattım ve benzer bir dizi soruyu açık ortamlarda yanıtlamaktır başarılı olmak… Yoksa popülist ortamların şark kurnazlıklarına sığınmak değildir… Medya boşluklarından yararlanan şark kurnazlığı hiç değildir başarı…

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle