Bu ne sevda ah!

19.11.2019 06:30

Bu ne sevda ah!



Öyle sevdalar vardır ki bir ömür boyu öykülere konu olur. Leyla ile Mecnun bunların
en meşhurlarıdır. Ama bu alemde bir sevda var ki hiç bitmez; Koltuk sevdası! Bu
koltukların öyle bir sihri öyle bir gücü vardır ki ne sen bilirsin ne de ben bilirim,
çünkü bu aşk anlatılamaz. Bir kere oturan da aşık olur ve bir daha kalkmak istemez.
Koltuğa oturanla o koltuk aralarında öyle bir bağ oluşur ki kimse onları bir birinden
ayıramaz. Koltuk Sevdası sözü nereden çıktı sanıyorsunuz?
Sivil Toplum Örgütlerine şöyle bir bakın! Başkan seçilen kişi ve üyeler zamanını
doldurduktan sonra yapılacak yeni seçim de; başarılı bir şekilde yaptıkları gezileri ve
yemekleri anlatarak tekrar seçilmek isterler. Oysa kentin eksiklerine, ülkenin yanlış
yapılan siyasetine karşı bir etkinlikleri olmadan yeniden seçilerek yemeklere devam
edeceklerini beyan eder ve aidatlara da biraz zam yaparak yıllarca o koltuklara
otururlar. Hele bir de bu koltukların siyasi olanları vardır ki anlatmaya ne söz ne de
güç yeter! Bu koltuklar öyle koltuklardır ki birbirlerini de kıskanırlar! Hepsinin gözü
doruktaki makam koltuğuna çevrili olduğu için bu koltuklar arasında koltuk savaşları
bile çıkar.
Bu sivil toplum örgütleri ya da siyasi parti koltukların bir özelliği de yağı sevmesidir.
Nerede bir makam koltuğu varsa o koltuğun yağcıları vardır. İşte bu makam
koltukları ile işleri olanlar bu koltukları yağlarlar. Yağlarken de yağı sağa, sola
bulaştırmamaya özen gösterirler. Bulaştırırlarsa o makam koltuğu ile olan işine son
verilir! Yağcılık öyle kolay bir meslek olsa herkes yapar. O’nun da kendine göre
incelikleri vardır. Önce ne kalınlıkta yağ kullanacağını bileceksin. Yağı az tutarsan
koltuk yağı kabul etmez, yağ tutmazsa senin de işin olmaz. Onun için yağcı ne kadar
yağ kullanacağını çok iyi bilir. Çünkü bu dünya yağcıların dünyasıdır.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle