‘’BİZ ÇOCUĞUMUZUN KARARINA KARIŞMIYORUZ’’

08.09.2018 06:30

‘’BİZ ÇOCUĞUMUZUN KARARINA KARIŞMIYORUZ’’



hiçbir şeyi düzgün yapamayacak mısın’’

‘’göstereceğim ben sana eve gidince/eve gidince sen görürsün (ya da bu minvalde kaşların kalktığı bakışlar)’’

‘’öleyim mi istiyorsun’’

Ve daha niceleri…

Çoğu ebeveyn bu ve benzeri minvalde cümleleri söylemekten alıkoyamasa da kendilerini, aslında derinlerde bir yerlerde hata olduğunu biliyor… O noktada iş bilmek ve yapmak arasındaki farkı incelemekten ve hatta bu konuda bir uzman desteği almaktan geçiyor. Zira bu cümlelerin, tavırların, mimiklerin çocukların beyninde nasıl da derinden iz bıraktığı konusunu sayfalarca anlatabilirim usanmadan.

Lakin bugün biraz daha farklı bir konuya değinmek istiyorum. Benzer sonuçlar yaratan farklı konular… Geçtiğimiz günlerde bir danışanıma önerdiğim bir öykü kitabı üzerine, yeniden elime aldım önerdiğim kitabı; bana da tetikleyici oldu… Daha önce de sıklıkla elime alıp, aralarda sayfalarını yokladığım, kendime de, hayata da, danışanlarıma da notlar çıkardığım kitaplardan biridir kendisi; ki tavsiyem olsun bahaneyle (İçimdeki Rehber, Dr.Sümer Öztanrıöver). Benim için akılda kalıcı öykülerden; üniversite sınavlarına hazırlanan bir genç… çok başarılı… hiç annesini babasını ‘’üzmemiş’’, notları hep çok iyi, öğretmenleri ondan yüksek başarı bekliyor…Tıp fakültesi istiyor… Ama ne hikmetse bu gencimiz bir yerlerde sınav sorularını yapamamaya, okula gitmek istememeye başlıyor ve aile ‘’hiçbir zaman yavrularının kararlarına karışmadıklarını, her tercihi kendisinin yaptığını’’ söylüyor… velhasıl gencimizde kaygı bozukluğu çıkıyor… Gel zaman git zaman terapiler ilerledikçe, gencimizin kaygısına hatırı sayılır katkısı olan bir durum keşfediliyor: ebeveynlerinin farkında olmadan, iyi niyetle ‘’gururlanma’’ları ve farkında olmadan sınava gerçekçilikten uzak anlam yüklemeleri… misafirlikte gence ‘’ne olmak istiyorsun?’’ dendiğinde; ailenin heyecanla ve gururla notlarının iyi olduğunu söyleyerek tıp fakültesi istediğini çocuk daha ağzını açamadan söylemesi gibi… Gencimiz de bu ve benzeri GÖZLE GÖRÜLMEYEN,SOMUT OLMAYAN FAKAT DOLAYLI YOLDAN BASKI ALTINA ALICI yükümlülüklerin altında ezilerek ‘’ya başaramazsam’’ korkusu geliştiriyor, ve çok da beklenir bir tepki olarak kaçıngan moduyla hareket ediyor…Benzeri anlamları ‘’hiç yakışıyor mu sana’’lardan tutun da ‘’erkek (ki doğrusu oğlan) çocuğu hiç ağlar mıymış’’a kadar bir çok söylemler silsilesinde bulabiliriz…

Bundan mütevellittir ki; her şeyden önce, ÖNCE kendimize dönmek gerekiyor yine ve yeniden… doğru bildiğimiz yanlışların kurbanı olmamak adına; farkındalık dolu bir hafta diliyorum…



Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle