BİLİM İNSANLARININ GÖREVİ

05.09.2018 07:59

BİLİM İNSANLARININ GÖREVİ



Modern bilimin ortaya çıkmasına ilk öncülük etmiş kişilerden biri, sonradan tükürdüğünü yalamak zorunda kalsa da Galileo Galilei’dir. Nicolaus Copernicus’un geliştirdiği güneş merkezli sistemin esası üzerinde çalışmış, o zamana dek Kilise’nin desteğini sağlamış Aristoteles’in dünya merkezli görüşüne karşı çıkmıştır. Bunun sonucunda Galilei engizisyon mahkemesinde yargılanmıştır. Kilise, yargılama sonucunda Galilei’nin öne sürdüğü kuramın dine aykırı olduğuna ve dolayısıyla geçersizliğine karar vermiş, bununla da yetinmeyip bu kuramın öğretilmesini ve savunulmasını yasaklamıştır. Dünyanın evrenin merkezi olduğu, güneşin dünyanın etrafında döndüğünü ve evrenin kapalılığını anlatan Aristotelesçi anlayışı benimseyen Kiliseye karşı, evrenin sonsuzluğunu savunan bir diğer İtalyan gökbilimci ve filozof Giordano Bruno’dur. Kilisenin görüşüne karşı çıktığı için engizisyon mahkemesi kararıyla Roma’da Campo de Fiori meydanında yakılarak öldürülmesinin anısı henüz belleklerdeyken, Galilei, yaşamını kurtarmak için savunduğu kuramı kanıtlamasının mümkün olmadığını düşünerek Copernicus kuramının geçersiz olduğunu söylemek zorunda kalmış, bunun üzerine cezası yaşam boyu ev hapsine çevrilmiştir. Uygarlık tarihinde inanç ile bilim pek çok kez karşı karşıya gelmiş ama en çok iz bırakanlardan biri bu olmuştur. Bu çatışmayı ilk aşamada inanç kazansa da, zaman Copernicus, Bruno ve Galilei’yi haklı çıkarmıştır. İnanç, ilk aşamada kazandığı kavgayı bilimin direnmesi karşısında bir süre sonra kaybetmek zorunda kalmış, gerçeğin kutsal kitapta yazılandan farklı olduğu er geç anlaşılmıştır… Bugün insanlar, onları yargılayanların ve aşağılayanların kim olduğunu bile bilmiyor ama bu üç bilim adamının heykellerini sıraya girerek saygıyla ziyaret ediyorlar…

Cumhuriyet tarihimizin ilk Nobel bilim ödülü almış bilim insanı Aziz Sancar; “ben bu ülkeye küsüm” diyor. Küskünlüğünün nedeni olarak da ülkenin bölünmüşlüğünü gösteriyor. Saygınlığı bu kadar yüksek bir ödülün sahibinden, şu yalnız ve bahtsız ülkenin bir vatandaşı olarak daha farklı, daha anlamlı sözcükler duymak istiyor gönül. Her şeyini, hatta aldığı Nobel bilim ödülünü bile bu Cumhuriyetin verdiği eğitime borçlu olduğunu her fırsatta söyleyen birinin yurduna küserek sırtını dönmek yerine, ülkenin niye bu durumda olduğunu sorgulamasını bekliyor insan. Ülkenin eğitim sisteminin bizzat bu günkü iktidar tarafından nasıl yıkıldığını, her fırsatta savunduğu Cumhuriyet devrimlerinin niye yerle bir edildiğini ve ülkenin yarısının bizzat iktidar tarafından neden vatan haini ilan edildiğini sorgulayamıyor Nobel ödüllü bilim insanı, ama ülkesine küsüyor. Büyük insanların davranışları bir anlam içermeli, bir mesajı olmalı. Hele dünyanın en seçkin ödülünün sahibi, sözüne tüm dünyanın kulak vereceği bir bilim adamı iseniz davranışlarınız ve söylediğiniz sözler ait olduğunuz topluluğa yön vermeli. Bilim insanların görevi sadece uğraştığı bilim dalına katkı yapmakla sınırlı olmamalı. Yoksa söylediğiniz laflar boşlukta bir hoş seda olarak asılı kalacak ve ne yazık ki hiçbir işe de yaramayacak. Oysa bilim insanı sorgulayan ve işe yarayan sözler söylemeli…

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle