‘’BEN SEÇİLMEM, SEÇERİM…’’

23.02.2019 06:30

‘’BEN SEÇİLMEM, SEÇERİM…’’



‘’Aynı hatayı ısrarla yapıyorum…’’

‘’Her uçağa bindiğimde aklımı kaçıracakmış gibi hissediyorum…’’

‘’Bana destek olacak bir eş ararken, niyeyse hep köstek olanlar beni buluyor…’’

‘’Ben duygularımı pek belli etmem…’’

‘’Eşime / Çocuğuma ulaşamayınca başına bir şey geleceği fikrinden bir türlü kurtulamıyorum…’’

Ve niceleri…

Geçtiğimiz hafta Şema Terapi’ yle yollarımızın nasıl kesiştiğinin ve hem kişisel yolculuğumda hem de profesyonel meslek hayatımda beni nasıl beslediğinin girizgahını yapmıştım… Bugün, biraz daha merceğimizi yakınlaştıralım ve bakalım bakalım neymiş bu ŞEMAlar…

Basit bir anlatımla; şema dediğimiz şey (terapi dilinde) doğduğumuz andan itibaren süregelen gelişimsel sürecimizde oluşa-gelen zihin kalıbıdır. Dr. Jeffrey Young tarafından geliştirilen Şema Terapi yaklaşımında; birçok farklı terapi yaklaşımlarının kavramları bütüncül bir şekilde ele alınır ve gelişimsel süreçler oldukça önemlidir. Örneğin; sadece ‘’çocukluk’’ önemli değildir, çocukluk tabi ki önemlidir, buna ek olarak ileriki süreçlerde deneyimlenen (bilhassa kronik) yaşantılar da en az o kadar önemlidir. Yine örneğin; sadece davranışsal değişim önemli değildir, davranışsal sonuçlara odaklanmaya ek olarak, (hatta biraz daha çok) bu davranışları ortaya çıkartan arka plandaki potansiyel nedenler (ki biz bunlara ihtiyaç alanları diyoruz) de önemlidir. O yüzden de şema terapide önemli olan ‘’İHTİYAÇ’’lardır; BİREYİN İHTİYAÇLARI… Yani; ‘’benim hangi ihtiyacım tamamlanmamış olabilir de ben şu an (ısrarla) bu davranışı yapıyorum?’’ Bu davranış kalıpları; bilinçli bir süzgeçten geçirilip ortaya çıkan sonuçlardan ziyade, arka plandaki ihtiyaçlarımızı (doğru bildiğimiz yanlışlar şeklinde) gidermeye çalışmamızın ve bu giderme halimizin kronik tekrarlar sebebiyle otomatik olarak MEYLETTİĞİMİZ tutum & davranışlarımız olarak değerlendiririz. Örneğin; temel bakım verenlerimizden biri/ya da birkaçı ‘’aşırı korumacı/evhamlı’’ ise; dünyanın tehlikeli bir yer olduğuna/güvende olmadığımıza/ her an her yerden bir şekilde bir çeşit felaket gelebileceğine inandığımız bir şemamız oluşabilir… Bu inanışımız, yaşamdaki deneyimlerimizi de şekillendirecek kadar güçlüdür ve kendi kendimizi doğrulayacak deneyimleri ısrarla deneyimleyebiliriz. Ve en nihayetinde yetişkinlik dönemimizde ‘’BİZİM GERÇEKLİĞİMİZ’’ ‘’dünyanın gerçekten tehlikelerle dolu olduğu’’ bir yer olabilir… Tabi ki bu inanış bilinçli bir şekilde hayatımıza yansımaz… O yüzden panik ataklar geçiriyor olabiliriz, çeşitli korkularımız hayatımızı kontrol ediyor olabilir, düzenli olma konusunda aşırı hassas olabiliriz, her şeyi kontrol etmeye çalışabiliriz…. Gibi….

İşte tam da bu sistemin içerisinde; şema terapide önceliklerimiz duygular (özellikle bam tellerimiz, hassas noktalarımız, kolayca duygu durumumuzu değiştirebilen yaralarımız…), terapideki terapist ve danışan arasındaki güven ve şefkat temelli ilişki ve danışanın ihtiyaçları etrafında çerçevelenir…

Önümüzdeki hafta şema alanlarından ve şemalardan bahsediyor olacağım. Konuyla ilgili az-öz- ve de akılda kalıcı bilgilere/kitaplara maruz kalmak isteyenler sosyal medya üzerinden beni, Dr. Alp Karaosmanoğlu Hocamı ve bu yaklaşımla terapi uygulayan meslektaşlarımızı (yine sosyal medya ağlarından ulaşabileceğinizi düşünüyorum) takip edebilirsiniz…

Öz’ümüzü ve İhtiyaçlarımızı fark ettiğimiz bir hafta sonu olsun…

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle